Bilim ve teknolojideki köklü değişimlere son 30 yılda çok hızlı uyum gösteren Çin ve Hindistan’ın hızlı yükselişi, bu ülkeleri dünyanın yeni üretim merkezine dönüştürdü. Özellikle Çin’in maddi ve teknolojik ürün ile yenilikçilik alanlarındaki başarıları, uzun vadeli küresel stratejik planlar yapma arayışına yönlendirdi. Çin ülke içindeki başarılı stratejik yapılanmayı, küresel stratejilerle bütünlemek istiyor. Bunun için 2013 yılında, Roma İmparatorluğu’nun mirasçısı İtalya ile de iş birliği içinde, Modern İpek Yolu Projesi’ni, “Bir Kuşak Projesi” adıyla gündeme aldı. “İpek Yolu Ekonomi Kuşağı” olarak bu projeyi mevcut sistemin yüzüncü yılı olan 2049 ‘da tamamlamayı amaçlıyor. Yeni bir küresel sistem oluşturmak için bu yaklaşıma 2017 yılında, “21. yüzyıl Deniz İpek Yolu’nu”, ASEAN ülkelerini işin içine katarak imzaya açtı. Çin’in bu yeni, “Bir Kuşak, Bir Yol” Küresel Sistem oluşturma projesine şimdiden tüm Avrasya ülkeleri olumlu bakarak katıldılar. Bu proje, birbirine entegre ulaşım ağları, telekomünikasyon ağları ve enerji ağları oluşturmayı öngörerek, Avrasya ve Afrika ülkeleri bağlamında, küresel bir entegrasyon öngörüyor. Bu “Kuşak-Yol” projesi kendi içinde, çok sayıda alt koridorlar oluştururken, üye ülkeler arasında, kara, hava ve deniz bağlantıları, demir yolu, liman, hava alanı, petrol, doğal gaz boru hatları, lojistik üsler, enerji santralleri yapımını öngörmektedir. Nitekim, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail’in, Türkiye’yi dışlamak için ortaya attığı enerji ağı projesi, bu alt koridorlardan birisidir.
Çin’in bu şekilde geleceğin küresel süper gücü olma yönündeki gayretleri, Sovyet sisteminin çöküşünden beri, kendini dünyanın tek süper gücü olarak konumlandıran ABD’de büyük endişeler yaratıyor. Bu nedenle Trump, ABD’yi, kendi yöntemlerince, “yeniden büyük” yapma iddiası ile, kontrolsüz kaba kuvvet kullanmaya yöneltti. Ukrayna’nın savaş durumunda bulunmasını kullanarak, nadir elementlerine keyfice el koydu. Venezuela’nın devlet başkanını bir baskınla tutuklatıp, o ülkenin petrolüne aynı şekilde el koydu. Grönland ve Küba’yı işgal etmek istiyor. İsrail’in insanlık dışı emellerine alet olarak Filistinlilere cehennemi yaşatıyorlar. Bu yetmedi, İsrail ile iş birliği içinde İran’a savaş açtı. Savaşın bahanesi İran’ın nükleer silah üretmesini önlemek gibi sunulsa da aynen Irak’ta yaptıkları gibi, İran’ın petrolü yanında Çin ve Hindistan ekonomisi için stratejik önemde olan Hürmüz boğazının kontrolünü ele geçirmek arzusunda. Ancak kadim bir devlet olan İran, haklı olarak direnişi seçti.
Küresel Strateji olarak Çin, tüm dünya ülkeleri ile işbirliği ve bir “küresel düzen” arayışı içinde dışa açılma ve her ülkenin çıkarına olacak yeni ekonomik gelişme fırsatları sunarken; ABD kendine dönerek ve içe kapanarak, hegemonya kuran baskıcı güç olarak, başka ülkeleri sömürerek tek egemen güç olma yönünde tercihini kullanıyor. Üstelik uygarlığın bugüne kadar oluşturmuş olduğu insanların ve ülkelerin yaşam hakkı, adalet, hukuk, uluslararası mütekabiliyet ve insani değerleri ve insan haklarını her adımda çiğneyerek bunları yapıyor. Kaçınılmaz olarak bugüne kadar kendisini kayıtsız şartsız destekleyen çoğu Avrupa ülkesi bile, haklı olarak tavır koymaya başladılar. Bu gelişmeler yeni küresel düzenin şekillenmesine yönelik eğilimleri ortaya koyuyor.
Değinilen gelişmelerin ve yeni ipek yolu kuşağının önemli bir kavşak noktasında bulunan Türkiye de ister istemez kendi çıkarına olan tercihleri değerlendirmek durumundadır. Bu bağlamda İzmir’de bulunan, ESBAŞ ve BASBAŞ serbest bölgelerinin Çin/Şanghay İşbirliği Örgütü Yerel Ekonomik ve Ticari Bölgesi (SCODA) İdari Komitesi ile bir ticari bir iş birliği mutabakat metni imzalaması son derecede yerinde bir tercihtir. Yönetimlerini kutlamak gerekir. Bu iki güzide serbest bölge hem geleceği doğru okumuş hem de geçmişteki İpek Yolu’nun Doğu ile Batı’yı buluşturup kaynaştıran bir merkez olmasının kapısını yeniden aralamış bulunuyor. Böylece hem Batı pazarları hem de Orta Asya Türk Dünyası ve Doğu pazarları ile ticari, ekonomik ve yenilikçi ağlar yanında yeni sosyal ve kültürel ağlar daha da güçlenecektir. Yükselen Çin ekonomisinin üretim, lojistik, teknoloji ve yatırım alanlarındaki ilişkiler için yeni fırsatlar yaratma potansiyeli yüksektir. Ayrıca bir Doğu ve Batı sentezi olan Türkiye, yüzünü iki tarafa da çevirerek yeni fırsatlar yakalayabilecektir.
‘
Yükselen Çin ekonomisi yeni fırsatlar yaratacak
Yükselen Çin ekonomisi yeni fırsatlar yaratacak
Paylaş: