Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Bitirdiğimiz 2025 yılı için “Dünya ve Ülkemiz açısından bir ufuk turu” yapar mısınız?.. “Aynı pencereden bakarsanız, “2026 yılı için temennileriniz” neler olabilir?
K – 2025 güzel bir yıl olmadı. Sadece iki örnekle ortaya koyacak olursak, yıl başında Bolu Kartalkaya’daki facia ve yıl sonunda da İşid’e dönük operasyondaki kayıplar farklı şekillerde, ülkedeki insan seviyesini ve yönetimin yetersizliğini içler acısı bir şekilde ortaya koydu. Ekonomik sıkıntılar ve muhaliflere dönük baskıların hızlanarak artması 2026’nın da maalesef güzel bir şekilde geçmeyeceğini gösteriyor.
GÖZLEM – Emekliler başta, milyonların acilen beklediği “Hayat Pahalılığı önlem ve uygulamasının gerçekleşeceğine” inanıyor musunuz?
K – “Hayat pahalılığı”nı eski Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez “Enflasyonun gelir artışından daha hızlı artması” olarak açıklıyor. Dolayısıyla hayat pahalılığı herkes için “aynı” değil. Türkiye’de gelir düzeyi, enflasyon arttığı için çok daha fazla artan kesimler de var. Zaten bu ekonomik zorluklara rağmen iktidara teveccüh eden, bugün için yüzde 30’lar civarındaki kesimin “bir önemli özelliği” iktidarın enflasyona yol açan politikalarından faydalanıyor olması. Yeni yıl ile birlikte vergi, harç ve cezalar yüzde 19 ile yüzde 30 arasında arttı. Köprü, otoyol geçişlerinden akaryakıt fiyatlarına pek çok mal ve hizmete ciddi zamlar geldi, gelecek. İktidar asgari ücreti yüzde 27 arttırmıştı. Emekli aylıklarının da yüzde 18-20 artması bekleniyor. Dar gelirliler henüz “artmış” asgari ücreti ve emekli maaşlarını alamadan, bu artışın önemli kısmını bu zamlara ayıracaklar. İktidarın bu yıl hayat pahalılığına dönük ciddi bir icraat gerçekleştireceğini düşünmüyorum. Bu ancak, başka önemli değişiklikler olmazsa, erken seçim yılı olacağı anlaşılan 2027’de gündeme gelebilir.
GÖZLEM – Eski savcı, ceza hukukçusu Bülent Yücetürk, “4 Ocak’ta Diyarbakır’da terörist başı Öcalan için yapılması planlanan mitingin hem Türk hukukuna hem de AİHM kararlarına aykırı olduğunu” söyledi ve “Terör örgütünü ve eylemlerini meşrulaştıracak, terör örgütü liderini kahramanlaştıracak bir eylem yapılamaz. Şiddet ve faili meşrulaştıran söylem yasalarımıza göre suç. Böyle bir organizasyonu yapanlar da katılanlar da aynı kapsamda değerlendirilir” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Aynen katılıyorum. Zaten benim katılmama ihtiyaç yok, anayasa ve yasalar ortada. Kendisi de açıkladı: “Türk Ceza Kanunu madde 215’teki ‘Suç ve suçluyu övme’ maddesi kapsamında da bu eylem suç ve suçluyu övme olarak ele alınıyor. Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesine göre bu miting suç olarak tanımlanıyor. Terör suçlarından mahkum olmuş bir kişi hakkında özgürlük çağrısı içeren slogan ve pankart terörle mücadele kapsamında ‘Örgüt propogandası’ olarak değerlendiriliyor. Belki bugün ‘Terörsüz Türkiye’ süreci nedeniyle o kişilerin bu eylemleri hukuka uygunmuş gibi değerlendiriliyor olabilir. Ama Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Yasası hâlâ yürürlükte. Şiddet ve faili meşrulaştıran söylem bizim yasalarımıza göre suç. Böyle bir organizasyonu yapanlar da katılanlar da aynı kapsamda değerlendirilir... Diyarbakır Valiliği’nin bu mitingin yasalara göre yapılmasının olanaklı olmadığını dikkate alarak izin vermemesi gerekir. Miting başlarsa güvenlik güçleri bunun yasalara aykırı eylem olduğunu ifade ederek dağıtma yetkisine sahip.” Ancak Tunceli Valisi’nin bir teröristin anma törenini yaptırmamak için direndiğinde başına gelenleri dikkate alırsanız, başını iktidarın çektiği böyle bir açılım sürecinde, her ne kadar kendi içlerinde “sıkıntıları” olsa da, hiç bir adli mercinin yapılacak bu tür mitingleri engellemeye cesaret gösterebileceğini sanmıyorum. Bu ancak daha sonra gündeme gelebilir.
GÖZLEM – Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve İstanbul İl Kongresi’ne ilişkin davada yerel mahkemenin verdiği ret kararını usulden bozdu. Mahkeme, “Hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği” gerekçesiyle dosyanın yeniden görülmesine hükmederken, kongre ve kurultay süreçlerine dair usulsüzlük iddiaları” yeniden yargı gündemine taşınmış oldu. Bu gelişme, CHP’deki süreci nasıl etkileyecek?
K – Buradaki önemli olan konu, kararın “usulden” bozulması. Mahkeme, 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararını “mazeret bildiren davacının yokluğunda kurulması ve yasal süreler dolmadan karar verilmesi” nedeniyle bozdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftçi kararın esastan değil usulden bozulmasına dikkat çekerek “Kararın niteliği gereği, istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığı ise açıkça ifade edilmiştir. Bu değerlendirme yargılamanın uygun şekilde yapıldığı, delillerin eksiksiz toplandığı ve tarafların iddialarının tam olarak ele alınıp hüküm kurulduğunu bir kez daha kanıtlamış(tır)” açıklaması yaptı. CHP’nin parti avukatı Çağlar Çağlayan da “Mahkeme daha önceden zaten delilleri değerlendirip davayı reddetti. İstinaf Mahkemesi de delil değerlendirmesiyle ilgili beyanda bulunmadığı için delilleri farklı yönde değerlendireceği bir durum yok. Ya yine davayı reddedecek ya da ‘CHP bu süreç içerisinde olağan kongreyi tamamladığından dava konusuz kalmıştır’ diyebilir” diye konuştu. Sonuçta kararın usul yönünden de olsa bozulması CHP’nin başındaki mevcut “yargı belirsizliklerine” bir yenisini daha eklemiş oldu. Normal şartlarda bu davadan bir şey çıkmaması lazım. Ama Türkiye’de bugün yargının ve siyasetin “normal şartlarda” işlemediği bir gerçek.
GÖZLEM – Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran’ın uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınıp adli kontrol şartıyla bırakılmasının ardından şimdi de Galatasaray’ın eski ama etkili yöneticilerinden Erden Timur tutuklandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – Operasyonların kamuoyuna yansıyan buzdağının tepesindeki noktasında ciddi bir algı yönetimi yapıldığı izlenimi var. Uyuşturucu ve yasadışı bahis konularının ciddiyeti bir tarafa ben magazin ve spor dünyasına uzanan bu “tepe operasyonları”nın önemli bir amacının CHP ve muhalefete dönük yargı baskısının normalleştirilmesi ve gündemden düşürülmesi olduğunu düşünüyorum. Önce Fenerbahçe’nin başkanı tesislerinden sanki kendisi gelmeyecekmiş gibi “zorla” götürülüyor. Bunun toplumda yarattığı tepkiler dikkate alınınca da, bu sefer rakip takım Galatasaray’ın taraftarca çok sevilen ve etkili bir eski yöneticisi tutuklanıyor. Erden Timur 2014-2015 yıllarında bir yasadışı bahis şirketi sahibinin kendisinden 26 daire alması nedeniyle, bu kişinin “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçuyla tutuklandı. Timur kendisini “Emniyet’ten gelen arkadaşlar 2014-2015 yılında Veysel Şahin’in benim projemden ev aldığını söylediler. Şahin’e operasyon yapılacağını ve tapu işlemini sürüncemede bırakmamı söylediler. Ben de tapuyu teslim etmedim. Yılda bin civarında daire satıyorum. Ben daire sattığım herkesi nasıl tanıyabilirim ki” diye savundu. Tanıyor da olabilir ama bu başlı başına bir suç teşkil eder mi? Kaldı ki bu operasyonun 2014-2015 yıllarına ait olduğu anlaşılıyor. Bu tutuklama niye şimdi? Ayrıca Timur’un konuyla ilgisi olmayan örneğin “Aylık gelirim 4 milyon lira” gibi açıklamalarının yandaş basına servis edilmesi bir “algı operasyonu” döndüğünü güçlendiriyor. Bunu güçlendiren bir başka konu kendisine, Galatasaray’la herhangi bir bağı olmadığı dönemde bir başka “bahis baronu”nun Adanademirspor – Galatasaray maçında seremoniye çıkartılmasının sorulması ve bunun da basına servis edilmesi. Aynı şekilde servis edilen bir başka konu “Kapalıçarşı’da faaliyet gösteren bir firma üzerinden ‘altın alımı satımı’ açıklamasıyla yaklaşık 1 milyar lira tutarında para transferi gerçekleştirmesi”. Altın alımı satımı suç mu? Timur çok zengin bir işadamı eğer başka bir şüphe varsa tabii ki bu araştırılır ama burada bir kanıttan ziyade toplum genelinde “Oh olsun!” hissi doğuracak bir ortam yaratılması olduğu algısı oluşuyor. Tüm bunlar bu operasyonlarda, diğer pek çok davada gördüğümüz gibi kanıttan yola çıkıp suçluyu bulmaktan ziyade suçluyu bulup, onunla ilgili “şüpheler”den yola çıkarak bir algı yaratma çabası olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye’de bugün yargı ve siyaset “normal şartlarda” işlemiyor
Türkiye’de bugün yargı ve siyaset “normal şartlarda” işlemiyor
Paylaş: