.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

AK Parti’ye Anayasa için 35 vekil daha lazım

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
AK Parti’ye Anayasa için 35 vekil daha lazım
AK Parti’ye Anayasa için 35 vekil daha lazım
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanı Hukuk Politikaları Başkanvekili Mehmet Uçum, sosyal medyadan erken seçim için “...Türkiye siyasal sistemin işleyişi açısından olağanüstü bir durum içinde değildir. Ayrıca meclis ve hükümeti yenilemeyi gerektiren istisnai bir koşul da yoktur. ... Olası günlerden biri de 16 Nisan 2028 Pazar günüdür” dedi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de ertesi gün partisinin grup toplantısında “Seçimlerin zamanında yapılmasıyla Cumhurbaşkanımızın danışmanın verdiği tarih arasında saat farkı dahi yoktur. Önemli olan seçimlerin zamanında yapılmasıdır” diye konuştu. Ne diyorsunuz?
K – Türkiye siyasi hayatında son dönemde yaşanan tüm gelişmeler aslında bunun içindi. Bir taraftan yargı eliyle CHP’ye dönük, CHP’yi parçalamaya dönük iktidarın çabaları, diğer taraftan Apo’ya özgürlüğe kadar gidecek yeni açılım süreci hep Erdoğan’ın bir kez daha Cumhurbaşkanı seçilebilmesini sağlamak için. Anayasa’nın 116. Maddesi’ne göre 360 milletvekilinin oyu gerekiyor. AKP’nin önceki anayasa hazırlıklarında da başrolde olan Mehmet Uçum, yazısıyla “aslında seçimlerin erken yapılmasını gerektiren bir durum yok dolayısıyla Cumhurbaşkanı’nı tekrar seçebilmemiz için, seçimler normal seçim tarihinden hemen önceki bir tarihte yapılsın” demeye getiriyor. CHP Erdoğan’a üçüncü kez seçilme yolu açacak böyle bir “etraftan dolanma” yöntemine olanak vermemek için, Meclis’in alacağı erken seçim kararına “seçimlerin normal tarihinden çok önce olması” şartıyla onay vereceğini açıklamıştı. Cumhur İttifakı’nın toplam 325 sandalyesi var. 35 milletvekili daha lazım. Yeni açılım süreciyle DEM’in 56 milletvekili bunu sağlar. DEM ikna edilemese bile CHP’nin yeni yönetiminin milletvekilleri, Meclis’teki muhafazakâr partiler ve yeni yapılabilecek transferler ile Erdoğan’ın erken seçim isteği gerçekleşebilir. Ben yine de Erdoğan’ın, CHP’nin gerçek yönetiminin yeni bir parti veya mevcut bir partiyle seçimlerde etkili olmasının engellenmesi için, muhalefete fazla süre tanımadan baskın bir seçime gidebileceğine inanıyorum.

GÖZLEM – ABD + İsrail ile İran arasındaki “60 güne sığdırılacak ‘Barış’ görüşmeleri” Orta Doğu’daki “silahlı krize” çare olabilir mi; görüşünüz?
K – ABD Başkanı Trump, biraz da İsrail’in ve İsrail-rant yanlısı ekibinin kışkırtmasıyla girdiği bu savaştan, Kasım’daki ara seçimlere kadar, en azından “yara almadan” çıktığı algısını verecek bir anlaşma istiyor. Bu noktada İsrail ve Netenyahu’nun amacıyla Trump’un amacı tam olarak örtüşmediği için, İsrail bu sözde “barışı” öteleyecek veya baltalayacak adımları atacak gözüküyor. İsrail’in Hizbullah bahanesiyle Lübnan’ı bombalamaya devam etmesi bunun göstergesi. Lübnan anlaşmanın ve ABD – İsrail ilişkisinin de “yumuşak karnı” oldu. Trump’un “Ben olmasaydım İsrail olmazdı” sözleri bu çekişmenin göstergesi. Anlaşma imzalanır mı? İranlı yetkililere göre taslak anlaşmanın ayrıntıları şöyle: “Hürmüz boğazı tüm gemilere yeniden açılacak; ABD, İran limanlarındaki ablukayı kaldıracak, petrol yaptırımlarını askıya alacak ve nihai anlaşmaya varılana kadar Tahran’a yeni yaptırım getirmeyecek. İran, nükleer programın mevcut durumunu koruyacak, ilave uranyum zenginleştirmeye gitmeyecek ve nükleer tesislerini genişletmeyecek.” İran’ın istediği savaş tazminatı ve yaptırımların tamamıyla kaldırılması şartı ne olacak? Trump’un uranyum stokları için sarfettiği “uygun zamanda gidip nükleer tozu alacakları ve imha edecekleri” ifadeleri bu denklemde nereye oturuyor? Bunlar ortada duran sorulardan sadece bazıları. Çekişmenin daha durağan bir konuma çekilmesi olası. Ancak ortada her zaman yükselebilecek bir tansiyon bulunuyor.

GÖZLEM – Savaş, altın ve petrol fiyatlarını “günlük” hale getirdi, oynaklığın, ekonomilere etkileri nasıl sonlandırılabilecek? Bu durum “genel anlamda” ekonomimize nasıl etkileyecek?
K – Ortadoğu’daki istikrarsızlık ile dolar, döviz, altın, petrol fiyatlarındaki oynaklık doğrudan ilişkili. İstikrarsızlık sadece Orta Doğu’yla ilgili de değil, genel olarak ABD’nin, dünya üzerinde azalmakta olan etkisini yeniden arttırmak ve şartları kendi lehine değiştirmek için güç kullanma politikasından kaynaklanıyor. Dolayısıyla Amerika’nın “huzursuzluğu” arttıkça bu oynaklık artacak. Oynaklığın tamamen bitmesi zaten mümkün değil ama ülkelerin bunu “yönetmeleri” mümkün. Daha iyi yöneten ülkeler, savaşta bile olsa bunun ekonomilerine etkilerini kısıtlayabiliyorlar. Bazı ülkelerse en küçük istikrarsızlıkta, ekonomilerinde ciddi bozulmalar görüyorlar ve bu bozulmaları bu istikrarsızlıklara bağlıyorlar. Bizde görüldüğü gibi. Türkiye dış kaynağa bağımlı olduğu ve içeride istikrarsızlık gittikçe arttığı için, bu tür oynaklıklar bizim ekonomiyi, özellikle bu dönemde gittikçe daha fazla etkiler hale gelecek. 

GÖZLEM – Havza Danışma Kurulu'nda konuşma yaparken konuşması "Genel Başkan Özgür Özel" sloganları ile sık sık kesilen Eski CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek kendisine yönelik tepki sonrası kürsüden inmek durumunda kaldı. Zeybek, konuşması esnasında partililerin kimi destekliyorsun sorusuna “Ben ne Kılıçdaroğlu’nun adamıyım, ne Özgür Özel’in adamıyım. Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin adamıyım!” diye yanıt verdi. Siz ne diyorsunuz?
K – Kemal Kılıçdaroğlu mutlak butlan kararıyla hukuksuz bir şekilde göreve geldi ve iktidarın ekmeğine yağ sürdü. Kılıçdaroğlu yönetiminin tepkisini çekip ihraç edilmek veya görevden alınmak istemeyen CHP’lilerin son dönemde sarıldığı bir açıklama oldu bu. Öte yandan hakikaten CHP’nin adamıysa, eninde sonunda bir tercih yapması gerektiğini bilmek zorunda. Burada artık işin lamı cimi yok. Anayasa’ya ve yasalara aykırı bir şekilde “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilmesi, Kılıçdaroğlu’nun hiç şüphesiz Erdoğan ile birlikte “kotardığı” bir süreç. “Ben CHP’nin adamıyım” diyen bir kişinin bu sürecin hangi tarafında olacağı açık seçik ortada.

GÖZLEM – 2002 FİFA Dünya Şampiyonasında 3’üncü olan Milli Futbol takımımızın, 2026 Dünya Şampiyonasına yenilgi ile başlaması konusunda görüşünüz?
K – Affınıza sığınarak durumu bir fıkra ile açıklayacağım. Napolyon, Waterloo Savaşı’nı kaybetmiş. Komutanlarını toplamış. “Savaşı niye kaybettik?” diye sormuş. Komutanlar “Pek çok sebebi var” demişler. Napolyon “Bir tanesinden başlayın” demiş. Bir komutan “Barutumuz kalmadı” yanıtını vermiş. Napolyon “O zaman gerisini s....r edin!” demiş. Biz bu maçı niye kaybettik? Çünkü santrforsuz oynuyoruz. Ne sol ayağı olmayan Barış Alper’in solda oynaması, ne Kenan’ın baştan solda, Barış’ın sağda başlamaması, ne de yabancı bir teknik direktörün Milli Takımı motive edemeyeceği gerçeği. Santrforsuz olup da başarılı olan takım ve örnek bir elin parmaklarını geçmez. Bir kulüp takımında santraforsuz kalabilirsiniz. Geçen yıl Fenerbahçe’de olduğu gibi. Devre arasında “daha iyi” santraforu alamadan, mevcut santraforları El Nesyri’den vazgeçtiler. Sonunda santraforsuz kaldılar ve belki şampiyonluğu kaçırdılar. Ama siz eğer milli takımsanız, elinizin altında bir yığın santrafor olması gerekir. Deniz, Can tamam. Ama 26 kişilik kadroda yapısına göre birbirinden farklı 4-5 santrafor bulundurmanız, maçın gidişatına göre sokmanız gerekir. Çünkü futbol gol atarak kazanılır. Montella “Kontratakları engellememiz gerekiyordu. O anda Mert ve Salih hamlesi yaptık” diyerek, 2-0 geriye düşmüş, gol atması gereken takıma iki savunma oyuncusu sokuyor. Trajikomik bir açıklamayla “Gölü atsak çok farklı olurdu” diyor. Muhteşem bir analiz. Golü atamamanın nedeni santraforun olmaması. 1.90’lık savunmacıların arasına santrafor olmayan bir 1.70’liği koyman. Bu yüzden karşı takımın defansı, içeride bir santraforun olmadığı için senin dışarıda top dolaştıran adamlarının üzerine geldi. Pozisyon yaratmana imkan vermedi. Siz bu satırları okurken Milli Takımımız Paraguay ile maçını yapmış olacak. Eğer Paraguay’ı yenerse, Türkiye’nin grupta ilk iki arasına girme veya 12 grup arasında en iyi 8 üçüncüden biri olarak hâlâ bir üst tura çıkma şansı var. Ancak bu gerçekleşse dahi, bu santraforsuz sistemle Türkiye başarılı olamaz.