.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Yeni kovboy düzeni

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Yeni kovboy düzeni
Yeni kovboy düzeni
Paylaş:
Şu an ABD Başkanı Trump'ın partisi olan Cumhuriyetçilerin geleneksel olarak en çok oy aldıkları eyaletlerin başında Teksas gelir ve buranın alamet-i farikası kovboylardır! Neredeyse ülkemiz yüzölçümü kadar büyük topraklara sahip bu eyalette, 30 milyon insan yaşıyor. Muazzam sığır çiftlikleriyle adeta Amerika'nın kırmızı et deposu. Kovboyluk, western kültürünün ana figürlerindendir ve günümüz Amerikalısını bile tavrından edebiyatına, giyim kuşamından politikalarına kadar hala baskın bir şekilde kendini devam ettirir. Öyle ki, sadece sıradan vatandaşların kot pantolon ve deri çizme zevkini değil, Amerikan siyasetinin 'güçlünün ayakta kaldığı' ya da 'güçlünün borusunun öttüğü' politikalarının da DNA'sını bu kültür oluşturur! Ancak günümüzde bu siyaset, at sırtında dörtnala değil, kıtalararası füze ve yüzlerce sorti yapan uçaklar ile eyleme dönüşüyor. 

Geçen aylarda hedef ülke Venezuela idi. Latin Amerika'nın bağımsızlığının mimarları olan Simon Bolivar ve Fransisco de Miranda'yı mezarlarında ters çevirecek şekilde, devlet başkanı olan Nicolas Maduro'yu paketleyip Amerika'da hapishaneye göndermişti.
Trump'ın radarına bu sefer de komşumuz İran girdi. İran deyip geçmemek gerek. İran, kadim bir uygarlık. İlk kez kendilerinden Zerdüştlüğün kutsal kitabı Avesta'da bahsedilir. Şimdiki toprakları, Partça metinlerde Aryanların mülkü şeklinde geçer. Tarihsel kayıtlara geçirdikleri uygarlıkları, Ahamanışlar, Medler, Persler, Partlar ve Sasaniler şeklinde saymak mümkün.

1970'lerin sonlarında yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar yüzünden ülkesini terk eden Şah Muhammed Rıza'nın ardından iktidara gelen Humeyni'nin “Molla & Ayetullah” rejimi, isimler değişse de günümüze kadar varlığını korudu. O zamanlar, Şahı devirmek için birlikte çalışan milliyetçi, Marksist ve İslamcı unsurlar arasından, bir oldu bitti şeklinde, mollaların yönetimi tek başlarına hakim olmalarının süreci ayrı bir makalenin konusu olsa da, nihayetinde liyakatsiz sistem ve kötü yönetim, ülkenin 48 yılda İsrail'in maskarası olmasına yetti. Ayetullahlar, dini siyasi söylemlerin mutlak iktidarını kurmuşlardı ama liyakate kapalı, bilim ve demokrasiden yoksun yönetişimleri, halkı zulme, yoksulluğa ve refahtan uzak bir yaşama hapsetmişti. Doğal olarak vatan savunması için gerekli milli şuur ve organizasyonel kabiliyetler de gündemlerinde değildi. Geçen aylarda, İranlılar tüm bunları protesto için sokaklarda idi ve rejimin müdahalesi ile 10 binlerce İranlı katledildi. Önceki yıl, kuşkulu bir helikopter kazası ile hayatını kaybeden eski cumhurbaşkanı Ruhani bile, ülkesindeki yolsuzluk için ulusal güvenliği tehdit edecek boyutlarda cümlesini kurmuştu!

ABD patronajında Batı’nın, Doğu'ya ve Doğu’nun Batı’ya karşı mücadelesi sadece günümüzün konusu değil. Akaların Truva'ya, Perslerin Batı’ya, İskender'in Doğu'ya ve Atilla'nın Avrupa'ya akınları bir tarafa bırakılırsa, Osmanlı'nın 1453'de İstanbul'u fethetmesi ve Balkanlar'da hakimiyeti sonrasında 1. Dünya Savaşının ardından ülkemizin işgalini ve Atatürk'ün çağın tüm emperyalistlerini dize getiren Kurtuluş Savaşımızı düşünmeniz yeterli. Çağımızın Roma İmparatoru Trump için ana hedef Doğu'da Çin olsa da, İran bugünlerin çerez hedeflerinden. İran'ın, tüm tarihsel potansiyelini yansıtmaktan uzak bir acizlik içinde, ilk saldırıda neredeyse tüm lider kadrosunu kaybetmesi, askeri bir zafiyetten çok tarihi, kültürel ve ekonomik potansiyeli ile uyumlu olmayan bir rejim zihniyetinin ülkeyi getirdiği nokta olarak görmek gerek. 
Kuşkusuz, İran Mola rejiminin savunulur bir tarafı yok ancak, İran halkının da dış müdahaleler ile değil kendi hür iradesi ile yönetimini değiştirip barış ve refaha uzanması en doğal hakkı olmalı... Trump'ın, Teksaslı kovboylar gibi, yeni dünya düzeni oluşturmasına seyirci durumdayız. Bir barış ve refah projesi olarak başlayan Avrupa Birliği fikri bile artık Trump'ın keyfi oyun alanı haline geldi. Eğer, Kasım ayına kadar Amerikan yargısı ve Senatosu, Trump'ı durdurmazsa, bu eylemlerinin tarihsel, kültürel, siyasal, askeri ve ekonomik sonuçları olacak ve karşılıklı uluslararası anlayış, eşitlik düzleminde evrensel hukuk kuralları ve küresel sosyoekonomik refah tehdit altında kalacağından, ironik bir şekilde, Batı değerlerinin yok olduğunu ve Amerika'nın kendi çöküşünü hızlandırdığını göreceğiz!

Trump, Küresel İklim değişiklikleri ve yapay zeka, öylesine krizlere gebe ki, var olan tüm inançlarımız yitip giderken, insanlığın yok olabileceği zamanlara yelken açmamıştır diye umalım!