.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Yapmadım” demiyor, “Yakalayamadılar” diyor

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
“Yapmadım” demiyor, “Yakalayamadılar” diyor
“Yapmadım” demiyor, “Yakalayamadılar” diyor
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – 9 Eylül İzmir’in Kurtuluş Günü geçen hafta içinde kutlandı.

K – İzmir’in kurtuluş gününü, Halide Edip Adıvar’ın İstiklâl Savaşı Hatıraları’nı yazdığı “Türk’ün Ateşle İmtihanı” kitabından okuyalım: “Öğle vakti zeytin dallarıyla süslenmiş beş otomobille İzmir’e hareket ettik. Askerler yolda yürüyorlardı. Ben, yürüyen askerlerle beraber olmadığıma hayıflanıyordum. Fakat, Mustafa Kemal Paşa, o gün mukaddes bir semboldü, halkın kurtarıcısı. Şehrin kapısında bir süvari alayı bizi karşıladı. Romantik bir görünüşleri vardı. ...Bir anda askerler kılıçlarını çektiler, iki tarafımızda kılıçları güneşte parlayarak yürüdüler. Kapalı Çarşı’dan geçerken nal sesleri kulakları parçalıyordu. Kaldırımlarda askerler ve insanlar yürüyor, kılıçlar parlıyordu. Bunların arkasında binlerce ağızdan: – Yaşa, sesleri yükseliyordu.” Bu muhteşem kitabı muhakkak okumanızı öneririm.

 
GÖZLEM – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açtığı soruşturmada Ankara’nın eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek geçen hafta “şüpheli” sıfatıyla ifade verdi. Gökçek çıkışta gazetecilere “Tam 500 tane soruşturma ve inceleme geçirdim... Hani bir laf vardır. Çekirge bir zıplar, iki zıplar, üçüncüsünde yakalanır. Ben 500 defa sıçradım. Hepsinden takipsizlik aldım. Beni yakalayamadılar” dedi. Servetini mirasa bağladı. Siz ne diyorsunuz?..

K – “Ben yapmadım” demiyor, “Beni yakalayamadılar” diyor. Bir nevi yaptığını, suçlu olduğunu itiraf ediyor. Eğer bugün CHP’lilere, muhaliflere yapılan uygulamalar Gökçek’e de yapılsaydı, “yakalanamamış” olmasının bir anlamı olmayacaktı. Çünkü sabah evinden yaka paça götürülüp, “suçsuzluğunu” kanıtlayana tutuklu yargılanacaktı. Bu 500 ayrı suç iddiasından kim bilir ne kadar zaman içeride yatacaktı. Biliyorsunuz, 1990’lı yıllarda dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan da başta Akbil olmak üzere ne sorgulamalar geçirmişti. Ancak ne o ne de başkaları bu suçlamalar nedeniyle tutuklu yargılanmamış, hapse girmemiş ve sonra da açılan davalardan beraat etmişlerdi. Gökçek’in ifadeye çağrılmasıyla aynı zamanda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden ihale alan 36 şirket hakkında “örgütlü suçlar” kapsamında soruşturma başlattı. Belediye’den bu şirketlerin aldığı ihalelerle ilgili evrakları istedi. Bu ihaleler sadece Gökçek dönemini değil, Mansur Yavaş dönemini de kapsıyor. Bana göre bu soruşturmaya eklenmesi, iktidarın buradan Mansur Yavaş’a yürüyeceğini gösteriyor. Ankara’da Yavaş’ın 9 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin ardında da bu konunun yatıyor olabileceği konuşuluyor.

 
GÖZLEM – Başkan Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasından sonra Üsküdar Belediye Başkanvekilliği tartışmalı bir seçim sürecinin ardından AKP’ye geçti. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

K – Baştan başlayalım. Sinem Dedetaş’ın tutuklanmasından sonra 5 Ağustos’ta yapılan ilk Başkanvekilliği seçimlerini CHP’nin adayı 21’e karşı 18 oyla kazanmıştı. Ancak AKP bu seçime itiraz etti. Mahkeme bu seçimi, CHP adayının 22’ye karşı 18 oyla önde olduğu üçüncü turda verilen 5 oyun geçersiz sayılması nedeniyle ve sonrasında çıkan tartışmalardan dolayı iptal etti. 5293 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye meclisinde başkan/başkanvekili seçimi”yle ilgili 45. maddesi şöyle: “İlk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki ve üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu aranır. Üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy alan iki aday için dördüncü oylama yapılır. Dördüncü oylamada en fazla oy alan üye ...seçilmiş olur.”. Danıştay’ın 23 Mart 2023 tarihli “salt çoğunluk hesaplanması” ile ilgili kararına göre de “Belediye başkanlığındaki veya meclis üyeliklerindeki boşalmalar, üye tam sayısını değiştirmez”. Buna göre Üsküdar Belediye Meclisi tutuklu başkan ile beraber 46 üyeden oluşuyor. Salt çoğunluk 23+1, yani 24. 3. turdaki geçersiz oylar AKP’li adaya atılmış olsa bile, 23 oya çıkacak AKP salt çoğunluğu sağlayamadığı için oylama dördüncü tura kalacaktı. Ve CHP 21’e karşı 18 oyla seçimi kazanacaktı. Bu iptalden sonra ikinci seçimi 2 CHP’linin tutuklandığı için oy kullanamaması, 4’ünün parti değiştirmesi ve seçimde 2 üyenin de AKP lehine oy kullanmasıyla AKP’li aday kazandı. Üsküdar’da hal böyleyken, hafta içinde bir başka başkanvekili seçimi yapılan Adana Yüreğir’de de bir başka hukuki garabet yaşandı. Yüreğir’de CHP’li başkanın İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınmasından sonra yapılan başkanvekilliği seçimini CHP’li aday 19’a karşı 18 oyla kazandı. Ancak Mahkeme, seçimin 3. turunda 19’a karşı 18 oy alan AKP’li adayın salt çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle seçimi kazandığına hükmetti. Oysa görevden alınan başkan ile beraber Yüreğir Belediye Meclisi 38 kişiden oluşuyor. Yukarıda bahsettiğimiz Danıştay kararına göre de salt çoğunluk 19+1, yani 20. Dolayısıyla AKP’li aday 3. turda salt çoğunluk olan 20 oyu sağlayamadığı halde, Mahkeme seçilmiş kararı verdi. Bu durumda 3. turdan sonra oylamanın yapılması ve CHP’nin 19 oyla kazandığı dördüncü turdaki oylamanın geçerli olması gerekirdi.

 
GÖZLEM – Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri ile 8 otoyol ve 5 çevre yolunun 30 yıllığına özelleştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Nasıl yorumluyorsunuz?

K – Köprü ve otoyollarının özelleştirilmesi ihalesine 2012 yılında da çıkılmış ve en yüksek teklifi 5,72 milyar dolar ile Koç, Ülker ve Malezyalı UEM Group ortaklığı vermişti. O zaman Başbakan olan Erdoğan “...biz buradan zaten ciddi para kazanıyoruz... Benim için 7 milyar doların altında böyle bir özelleştirme vatana ihanet olur” diyerek ihaleyi iptal etmişti. O dönemdeki köprü ve otoyollara şimdi 2 otoyol ile 2 çevre otoyolu daha eklendi. Özelleştirme süresi de 25 yıldan 30 yıla çıkarıldı. Yani Erdoğan’ın “7 milyar dolar”ının en az yüzde 20 daha fazla olması, yani 8,4 milyar dolara çıkması gerekiyor. Bu 2012 yılı dolar rakamı. O dönemdeki 1 doların bugünkü değeri 1,46 dolar. Dolayısıyla o dönemin 8,4 milyar doları bugün kabaca 12,3 milyar dolar ediyor. Bu, Erdoğan’ın “vatana ihanet etmiş olurum” dediği özelleştirme gelirinin bugünkü karşılığı. Şimdi bakalım. Hafta içinde açıklanan Orta Vadeli Plan’a göre tüm özelleştirme gelirleri 2027, 2028 ve 2029’u kapsayan üç yıl için toplam 489,5 milyar TL olacak. Bu, bu yılların ortalama dolar kuruna bölerek hesaplandığında 7,9 milyar dolara denk geliyor. Üstelik bu rakam gelecek üç yılda hedeflenen tüm özelleştirmelerin geliri, sadece satılacak köprü ve otoyolların değil. Dolayısıyla bu fiyatlara satılırsa bu özelleştirme hakikaten de Erdoğan’ın dediği gibi bir “vatana ihanet” olur. Satılıp satılmaması gerekliliği ise ayrı bir konu. Bu özelleştirme ile büyük bir sermaye transferi yapılıyor. Burada devletin geliri iktidar eliyle özel sektöre transfer ediliyor. Devletin sahibi yok. Özel sektör zaten kendi çıkarı aleyhine, kârlı olmayacak bir şey yapmaz. İktidar, devlet adına milletin verdiği yetkiyi kullanıyor. Peki böyle bir satıştan iktidarın çıkarı ne? Ekonomik sorunlar mı? Rant mı? Bunun sorgulanması gerek.

 
GÖZLEM – Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı iki defa üst üste Avrupa Şampiyonu oldu. Bunu nasıl başardılar?

K – Çok büyük bir başarı. Gurur verici. Tabii, Kübalı Vargas olmasaydı bu başarıyı elde etmek çok zor olurdu. Voleybolun içinde olan bir antrenör şampiyonluğu “Takımın potansiyelinin çok yüksek olmasına, maçın Türkiye’de oynanmasına, maç içinde çok iyi geri dönüşler yapıp zor anlarda mücadeleyi bırakmamalarına ve kritik sayıları almalarına” bağlıyor. Voleybola 10 yıllardır kaynak ayıran kulüplerin bu kültürü yaratmada ve bu başarıda büyük payı var. Ayrıca Voleybol Federasyonu Bünyesi’nde oluşturulan Voleybol lisesinin ve diğer altyapı çalışmalarının da katkısı büyük. Kaptan Eda Erdem’in şampiyonluktan sonra sarfettiği “Cumhuriyet’in bize açtığı yolda Türk kadınlarının neler başarabileceğini bir kez daha gösterdik” sözleri ise başarının en önemli etkenlerinden birini ortaya koyuyor. Bunun da ötesinde, karşılaşmada takımımız için “Atatürk’ün kızları” ifadesini kullanan TRT spikerini de ayrıca kutlamak lazım.