.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Türkiye ve Türkler için yeni bir demokrasi tasarımı

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Türkiye ve Türkler için yeni bir demokrasi tasarımı
Türkiye ve Türkler için yeni bir demokrasi tasarımı
Paylaş:
Geçen hafta yazımıza; “Aman Dikkat!... Milletle Devlet Ayrışıyor” diye başlamıştık. Bu vahim durumun nedenlerini kendimizce tespit etmiş, çözüm önerilerini bu haftaya bırakmıştık.
Türkiye’de millet ve devlet ayrışması 80 yılda oluşmuş ve ülke dışından yönlendirilmiş bir “süreç olay”dır. Bu süreç olay ta1945’lerde başlayan, dünyadaki “diyalektik ve emperyalist” politikaların Türkiye’ye yansımasıdır.
Dışarıdan güdülenen süreç olaylar; çok parametreli, çetrefilli olaylardır. Çözümleri genellikle yeni bir dünya yaklaşımı, yeni bir sistem ve yeni bir düşünce yapısı gerektirir. Zor bir tasarım işidir yani.
Biz bu zor işe, bu yeni demokrasi tasarımının temel hedeflerini ortaya koyarak başlayalım:
• 1. Temel Hedef; Milletin parçalanmışlığını ortadan kaldırmak ve onu Cumhuriyetin “Millet tanımı” etrafında tekrar birleştirmek olmalıdır.
Son 80 yıllık süreçte Türk Milleti tanımı, emperyalist unsurlarca; Sağ/Sol, Alevi/Sünni, Türk/Kürt, Ümmetçi/Cumhuriyetçi diye parçalanmıştır.
Oysa Cumhuriyetle birlikte “Türk Milleti Kavramı” etrafında bir millet tanımı yapılmıştır, Türk Milleti Tanımı; etnik ve dini değil, siyasi ve tarihi bir anlama kavuşturulmuştur.
Türk Milleti; aynı yurdu paylaşan, aynı kaderi taşıyan, aynı devletin sorumluluğunu üstlenen Ortak Vatandaşlık Topluluğu olarak netleştirilmiştir.
Bugün artık her ne kadar; oyunun son perdesine gelinmiş, jeopolitik mühendislikler bölünmeyi anayasal finale taşıyacak cürete erişmiş olsa bile ne pahasına olursa olsun bu parçalanma önlenmelidir.
• 2. Temel Hedef; Türkiye Cumhuriyeti Devletini tam bağımsızlığa ulaştırmak ve bu bağımsızlık üzerine yeni bir demokratik sistem tasarlamak olmalıdır.
Türkiye’nin maruz kaldığı 80 yıllık emperyalist baskı; milleti parçalamakla kalmamış, devleti; siyasi, ekonomik, teknolojik, enerji ve gıda bağımlısı haline getirmiştir. Türkiye’de millet-devlet ayrışmasının önüne geçmek için öncelikle bu bağımlılıkların bitirilmesi veya bunlarla mücadeleye başlanması gerekmektedir.
• 3. Temel Hedef; Türk Milleti tanımını; Türk Dünyasının ortak tanımı haline getirmek ve onu dünyanın “yeni bir medeniyet tasavvuru” seviyesine yükseltmek olmalıdır.
Bugün dünya; “diyalektik emperyalizm” diye tanımlanan bir emperyalist düzenin yönetimi altındadır.
Latin(Batı), Rus ve Çin emperyalizmleri; aynı diyalektik emperyalist sistemin ortak unsurları olarak dünyanın geleceğini tıkamışlardır. Özellikle 300milyon Türk; Türkiye’de Batı, Kuzey ve Orta Türkistan’da Rus, Doğu Türkistan’da Çin emperyalizminin baskı ve kontrolü altındadır.
Oysa; kadim Türk Medeniyeti, doğadan kaynaklanan ve işbirliğine dayanan yapısıyla- her ne kadar emperyalist kültürce yok sayılsa da- Türk milletini birleştirerek, dünyadaki diyalektik emperyalizme alternatif çözüm olacak, holistik/ekolojik bir medeniyettir. Onun için Türk Milleti Tanımı; Türkleri birleştirecek bir tanım olduğu kadar, dünyaya yeni bir medeniyet tasavvuru olarak da sunulmalıdır.

A. Bugünkü Türk demokratik yapısının acınacak hali ya da “hal-i pür melali”
Hep söylediğimiz gibi Atatürk’ten sonra, Türkiye bağımsız düzeninden uzaklaştı, ABD’ye bağımlı hale getirildi. Ülke; henüz yasal temellerin bile oluşmadığı bir ortamda sadece seçim boyutlu, çok partili bir sözüm ona demokrasiye zorlandı. Bu yüzden, demokrasinin ruhu ve kurumları gelişemedi, demokrasi halk egemenliğine kavuşamadı. Ama aşağıdaki vahim sonuçlar doğdu.
1- Gerçek siyasi parti üyeliği yerleşmedi. Parti üyeliği yoluyla millet egemenliği oluşmadı.
2- Seçmen; aday belirleme süreçlerinden dışlandı. Partilerin belirlediği ve hiç tanımadığı adaylara oy verdi.
3- İdare; sadece merkezi idare olarak anlaşıldı, mahalli idareler ihmal edildi. Merkezi ve mahalli idareler arasında görev, yetki ve vergi gelirleri dengesi hiç kurulamadı.
4- Parlamenter sistem ve Cumhurbaşkanlığı sistemi; model kurulurken tartışılmadı, özellikle “Yürütme Erki” düzenlenememiş ülke uzun yıllar koalisyon kargaşalarına sürüklendi.
5- Özellikle son dönemlerde Yürütmeyi güçlendireyim derken, ülke; tartışmalı bir referandumla “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen, dünyada örneği olmayan bir garip sisteme sürüklendi. Demokrasi, otokrasiye dönüştü.
6- Bunun sonucu; “Yasama”nın fonksiyonu azaldı, Yasama’nın yerini Cumhurbaşkanlığı kararnameleri aldı.
7- Yargı; tamamen Yürütmenin kontrolüne girdi ve araçsallaştırıldı.
8- Baştan beri düzenlenmeyen Merkezi İdare/Mahalli İdare ilişkileri tam bir kargaşaya dönüştü. Kayyum atamaları, tutuklu yargılamalar ve belediye başkanları transferleriyle demokrasi tam bir kaosa dönüştü.
9- Nihayet, siyasi parti hukuku uygulamaları ile adli yargıyla seçim yargısı birbirine karıştı. 3-4 yıl önce yapılan ve mazbataları verilmiş siyasi parti kongreleri iptal edilmiş, “Mutlak Butlan” tartışmaları demokrasiye tüy dikmiştir.
Sonunda milletle devleti ayrıştıran ve hiçbir zaman milletin bedenine uymayan, eksik demokrasimizi yeni bir sisteme, yeni bir tasarıma kavuşturmak şart olmuştur.

B. Yeni bir demokrasi tasarımı
Cumhuriyet tasarımı; yani egemenliği padişahtan alıp, halka indiren tasarım güç durumdadır. Cumhuriyetin; milleti ve devleti birbirinden ayrışmakta, ayrıştıran unsurlar değişik siyasi proje ve mühendisliklerle anayasayı değiştirecek çözümler aramaktadırlar. Bir yandan; Türk milleti kavramı çarpıtılmaya çalışılırken, diğer yandan ümmetçi federatif çözüm arayışları ortalarda dolaşmaktadır.
İşte böyle bir ortamda, cumhuriyetin değerlerine dayalı; Türkiye ve Türkler için doğru olduğunu düşündüğümüz bir tasarım yaklaşımı sunuyoruz. Bu işi yanılmaktan korkmadan ve cumhuriyet dışı tasarımların karşısına dikilmek için yapıyoruz.
Tasarım önerimizin ana hatları aşağıdadır:
1- Yeni demokrasi tasarımı; cumhuriyetin millet ve devlet hedeflerine uygun olmalıdır. Bu cümleden olarak,”Türk Milleti Tanımı”; hem Türk milletinin ayrışmasını önleyecek, hem Türk dünyasını birbirine yaklaştıracak, hem de yeni dünya medeniyet tasavvuruna temel olabilmelidir.
2- Yeni demokratik tasarım kesinlikle siyasi partiler ve siyasi parti üyeliği yoluyla millet egemenliğine dayanmalıdır. Siyasi parti üyeliği; üye tarafından ödenen aidatlı bir üyelik olmalı ve hakim teminatına dayanmalı, kolayca yazılıp silinmeye uygun olmamalıdır.
3- Hakim teminatı altındaki siyasi parti üyeleri; parti organlarını doğrudan seçmeli ve bu yolla parti içi demokrasi kurulmalıdır.
4- Siyasi parti üyeleri; merkezi ve mahalli idare adaylarını kendisi belirlemeli, siyasi parti merkezlerinden aday belirlemeye son verilmelidir.
5- Siyasi parti üyelerinin demokrasiye etkisini artırmak ve halkın doğrudan tanıdığı adayları belirleyebilmesi ve seçebilmesi için “dar/daraltılmış bölge ve iki turlu seçim” sistemi getirilmelidir.
6- Merkezi idare sistemi için düzenleme şöyle olmalıdır:
a- Yürütmenin başı; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olmalı ve halk tarafından doğrudan ve iki turla seçilmelidir. Bu Cumhurbaşkanının yürüttüğü işlemler; kanunları çıkaran ve bütçeyi onaylayan Türkiye Cumhuriyeti Millet Meclisi tarafından denetlenmelidir. Böylece otokratik Cumhurbaşkanlığı mekanizmasının önüne geçilmelidir.
b- Yasama yetkisi ve bütçe onaylama yetkisi kesinlikle makul sayıda milletvekilinden oluşan Türkiye Cumhuriyeti Millet Meclisinde olmalıdır.
c- Yeni bir demokratik organ olarak halk tarafından seçilen yaklaşık 50 üyeli Türkiye Cumhuriyeti Kurultayı oluşturulmalıdır. Bu kurultay; bugüne kadar bir türlü çözülemeyen, yüksek yargı organlarını(Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Sayıştay, HSYK gibi) kurumların atama ve denetim yoluyla bağımsızlığını sağlayan bir anayasal organ olacaktır. Aynı zamanda bu yüksek denetim organı; Merkezi ve Mahalli İdareler arasında denetim organı olarak da görev yapacaktır.
Böylece devlet tek merkezli bir yapı olmaktan uzaklaştırılabilecektir.
7- Türkiye’nin idari yapısı; ülkenin fiziki gerçeklerine ve ekolojik dokusuna göre yeniden düzenlenmeli, Merkezi ve Mahalli idareler seçim sistemi gözetilerek yeniden yapılandırılmalıdır. Bu cümleden olarak Mahalli idareler; gelir ve denetim açısından merkezi idare baskısından kurtarılmalı, vergi gelirlerinin merkezi ve mahalli idare arasında demokratik dağılımı sağlanmalıdır.
8- Tüm bunların yapılmasına rağmen bilinmelidir ki; demokrasinin teminatı düşüncedir, düşünebilen bireylerdir. Bu yüzden toplumun düşünebilen özgür bireylerden oluşması; önce vatandaş, sonra yaşamdaş seviyesine ulaşabilmesi lazımdır. Bunu sağlayacak eğitsel ve kültürel tedbirler geliştirilmelidir.

C. SONUÇ
Görüldüğü gibi; Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca hükümet sistemi değişikliği değildir.
İhtiyaç duyulan şey; bağımsızlığı esas alan, Türk Milleti ortak paydasında birleşen, bu paydayı Türk dünyasına ve yeni bir medeniyet tasavvuru olarak insanlığa taşıyan bir yeni yaklaşımdır. Bu yeni yaklaşım; siyasi partiler ve siyasi parti üyeliği yoluyla millet egemenliğine dayanan, merkezi ve yerel yönetimi yeniden yapılandıran, bu yapılar arasında vergi gelirlerini adil paylaştıran bir sistem tasarımı olmalıdır.
Bu sistemin tasarımı; sadece hukukçularla değil, her şeyden haberli ve her şeyi birbirine bağlayabilen, bütüncül düşünebilen ve geleceğe bakabilen tasarımcılarla yapılmalıdır. Kurulan sistem mutlaka millet iradesini arkasına alarak yola çıkmalıdır.