Yurt dışında diplomat olunca kendi ülkenizdeki gelişmeleri de takip etmek zorundasınız. Zira bazı durumlarda bulunduğunuz ülkenin yetkilileri tarafından gidişat hakkında sorular sorulmakta. Yanıtlar ise Türkiye’nin resmi politikası çerçevesinde verilir. Bu aşamalardan geçmiş bir diplomat olarak Türk iç ve dış politikasını halen takip eder, gerektiğinde eleştiririm de. Bunlara yapıcı eleştiriler diyelim. Bunu görevde iken de yapmışlığım var. Hele emekli olduktan sonra eleştirilerimi daha rahat yapabiliyorum.
Yazının başlığı da bununla ilgili. 1963’de kurumsallaşan ve her yıl Almanya/Bavyera bölgesindeki Münih şehrinde, 13-16 Şubat 2026’da düzenlenen Güvenlik Konferansının bu yılki ana teması “Yıkım altında” idi. Yıkımdan kastedilen Trump’ın Avrupa’yı yalnız bırakmak ve uyguladığı ekonomik önlemlerle dünya dengelerini değiştirmek amacına yönelik eylemleri. Bazıları buna “küresel haydutluk” diyorlar. Trump’ın Venezuella’da yaptıklarından sonra olmalı.
Bu yıl 60 kadar liderin katıldığı Konferansta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun verdiği mesajlar önemliydi. Geçen yıl Başkan Yardımcısı ırkçı J. Vance, yaptığı konuşmada Avrupalı liderleri azarlamıştı. Rubio da Trump’ın çizgisinden çıkmadı ama üslubu Vance’inki kadar sert değildi. Ayrıca son cümle olarak “Bizler Avrupa’nın çocuklarıyız” derken yaramaz çocuklar olduklarını kabul etti diyebilirim.
Konferans’taki tek Amerikalı yetkilinin Rubio olmadığı sonradan ortaya çıktı. Trump’ın üyesi olduğu Cumhuriyetçi Parti muhalifi olan Demokrat Parti mensubu Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, yaptığı konuşmada, özetle, Trump’ın geçici olduğunu ve gücünü giderek yitirdiğini ifade etmesi Trump’ın iyice çıldırmasına neden olmuştur diye düşünüyorum.
Türkiye’den katılanlar ise Ekonomi ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç. Bakan Mehmet Şimşek, Türkiye’deki pahalılık konusunda çalışıyor olmalı derken Münih’teki Konferansa katılmış. Yaptığı konuşma Suriye ile ilgili.
Konferansta Alman Şansölyesi F. Merz’in Türkiye’yi öne çıkararak güçlü bir ülke olduğunu vurgulaması önemli. ABD NATO’dan çıkarsa ordusu bakımından en büyük güç Türkiye olacak.
Konferansa davet edilenler arasında Suriye Demokratik Güçleri Başkanı Mazlum Abdi ile PYD üyesi Kürt kadın politikacı İlhan Ahmed’in olmaları ilginç. DEM Parti bu daveti Avrupa’nın Kürtlere verdiği önem olarak sundu. Ancak bu davet ABD’nin Kürtleri gözardı etmesinin ardından ağızlara sürülen bir kaşık bal olarak görülmeli. Türkiye’de 18 Şubat 2026’da Çözüm Komisyonunda çoğunluk oylarla kabul edilen Çözüm Raporu da PYD’nin silahlı birimi PYG’nin (Aynı zamanda PKK’nın uzantısı) silahları bırakmasını talep ediyor. Film icabı deyimini severim. Çok şey anlatır. PKK’lıların silahları film icabı yaktıkları gibi. Bu filmi TV kanallarındaki haberlerde görmüştük. Sonradan ellerinde en gelişmiş Amerikan yapımı silahlarla verdikleri resimleri de.
Cenevre’de Umman Sultanlığının moderatörlüğünde devam eden İran- ABD görüşmeleri ise deyim yerindeyse düşe kalka devam ediyor. Bu görüşmeleri yakından takip etmeliyiz. İran’ın ABD’ye ait bölgedeki ABD üslerini vururum tehdidi sekiz Amerikan üssünün bulunduğu Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Üslerin hangi şehirlerde oldukları açık kaynaklarda yazılı. Savaş sonucu sınır kapılarına gelecek göçmenleri de düşünmek gerekir. İran şimdilik Hürmüz Boğazının bir kısmını askeri tatbikat gerekçesi ile kapattı. ABD ise mevcut uçak gemilerine ilave olarak iki uçak gemisi daha Körfez’e getirdi. ABD uranyum zenginleştirmesini kaldır derken İran bunun görüşme konusu olmadığını ifade ediyor.
Artık savaş konularından çıkıp biraz spora mı bakalım? 17 ve 18 Şubat’ta İtalya’da yer yerinden oynadı. Neden mi? Taraftarı olduğum Galatasaray Futbol Takımının İtalya’nın güçlü takımlarından Juventus’u 5-2 yenmesi üzerine izlediğim RAİ kanalları ve Corierradelle Sport gibi gazeteler Juventus’u yerden yere vurdular.
Yine UEFA liginde İngiliz Nottingham Forest takımı ile oynayacak Fenerbahçe’ye başarılar dileriz. Uluslararası maçlarda adı ne olursa olsun o takımımızdan yanayız.
“Öfke rüzgar gibidir, bir süre sonra diner. Ama birçok dal kırılmıştır bile” der Mevlana. Tek dileğimiz son kutsal ay Ramazanda dalların kırılmaması.
Türkiye’den dünyaya bakmak
Türkiye’den dünyaya bakmak
Paylaş: