.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Terörsüz Türkiye, Tom Barrack ve Suriye

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Terörsüz Türkiye, Tom Barrack ve Suriye
Terörsüz Türkiye, Tom Barrack ve Suriye
Paylaş:
Türkiye ve dünya gündemleri hem karmaşık hem birbirine bağlı. Nasıl olmasın? ABD, İran’a yardım eden ülkeleri tehdit ederken İran hem komşumuz, sınırdaşımız. Üstelik doğal gaz aldığımız bir ülke. “ABD’nin İran’a yardım eden Çin ve Rusya’ya ne gibi yaptırımları olacak? Bunları açıklayan Trump olunca ciddiye alınmalı mı?” gibi sorular insanın aklına geliyor. Suriye’de el Şara’yı da iktidara getiren ABD. Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) askeri kanadının kaldırıldığını ve Suriye ordusuna dahil edildiğini açıklayan Mazlum Abdi yine ABD’nin işbaşına getirdiği bir kişi. SDG’nin silah bırakma planının Terörsüz Türkiye Projesi ile aynı zamana rastlaması da açıklama gerektirmekte. Terörsüz Türkiye projesinin arkasında da ABD’nin Bölge Valisi olarak tanımladığım ABD’nin Ankara Büyükelçisi Barrack olduğu düşüncesindeyim. ABD Orta Doğuyu yeniden düzenlemekte.
Terörsüz Türkiye konusunda başta “çerçeve anlaşma” denilen yazılı metinle ilgili olarak kamuoyu yeterince bilgilendirilmedi. DEM Partinin ve Sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından durumu takip edebildik. Konumunu en kuvvetlendiren, Partilerini bu süreçte güçlü kılan bir zamanların en milliyetçi partisi Milliyetçi Hareket Partisi ile DEM oldu.
TBMM’nde kabul edilen Yasa yürürlüğe girebilecek mi? Buna olumlu bir yanıt vermek zor. DEM milletvekillerinin arada sırada ifade ettikleri “yerel yönetimlerde özerklik”, anlamını yitirmiş olduğu halde, ayrıştırıcı “Türkiye halkları“söylemi, Anayasayı değiştirme taleplerinin artık açıkça dile getirilmesi bu Yasanın on binlerce şehit vermiş Türklerin kabul etmesi imkansız gibi. Tabii ki barış olsun insanlar ölmesin ama böyle Yasalarla alelacele olmasın derim. DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın “dört parçalı Kürt coğrafyası”ndan bahsetmesi Yasanın hassasiyetini açığa vuruyor. Öte yandan basında da dökümü verilen ABD, İsveç menşeli yeni nesil silahların Irak’taki depo ve yeraltı sığınaklarında bulunduğu bilgileri yer alıyor. Bunlar kime karşı kullanılacak? PKK bir süre sonra görüş değiştirebilir mi? Bu kaçıncı silah bırakma? Ortada cevapsız çok soru var.
İsrail’in Suriye’ye saldırganlığı, Sayın Cumhurbaşkanımıza hakaretamiz konuşmaları artık kırmızıçizgimizi çoktan geçti. Büyükelçi Tom Barrack’ın cevabi açıklaması ortalığı sakinleştirdi, İsrail’i durdurdu sayılabilir. Ama huylu huyundan vazgeçmez dedikleri doğru. Suriye konusunda ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye nezdindeki Temsilcisi Tom Barrack’ın açık kaynaklarındaki beyanatlarını izlemek konu hakkında bilgi edinmeyi sağlıyor. Trump hem Sayın Cumhurbaşkanına hem Netanyahu’ya yakın; Netanyahu, Erdoğan ve Şara’yı müttefik olarak görüyor.
Netanyahu ise Gazze ve Lübnan’da yaptıklarından sonra Suriye’nin kuzeyine kadar bu ülkeyi de ele geçirip Ekim 2026 seçimlerini garantilemek istiyor. Trump’ın ise İran’a karşı açtığı savaş,  enerji kaynaklı ekonomik kriz, yabancı düşmanlığı, işgalci politikaları nedeniyle Kasım 2026’daki kısmi seçimleri kazanması zor.
Halkı geri bırakılmış eğitim düzeyinin kasten yetersiz kılındığı cemaat, tarikat gibi İslamiyet’te yeri olmayan yapılanmalara halkın yönlendirildiği ülkelerde demokratikleşme, modernleşme Rönesans gibi kavramların anlamı da olmuyor. Örneğin Endonezya’da görev yaptığım sırada halkın fakirliğini yakından gördüm. 238 milyonluk dünyanın en büyük Müslüman çoğunluklu ülkesi gözle görünür fakirlik içinde % 30’u ise büyük bir refahı paylaşıyordu. Uzun yıllar bu ülkeyi sömüren Hollanda ise yüksek eğitim seviyesi tüm ülkenin refahı, zenginliği neredeyse eşit şekilde paylaşılıyordu. Endonezya’nın zenginliği Hollanda’ya gemilerle taşınmıştı. Hem de yıllarca. Endonezya halkı ancak Japon işgali altında iken uğradığı inanılmaz işgale ve işkenceye karşı Sukarno zamanında onun liderliği altında başkaldırmış. 1961’de ise bağımsızlığını kazanmış. Sukarno’nun gözde eşlerinden biri olan Dewi Sukarno (yarı Japon, yarı Endonezyalı melez bir kadındı) ile tanıştım. Çok akıllı bir kadındı. Onunla arkadaşlığımız uzun yıllar devam etti. Anlattıkları ayrı bir yazı konusu. Hollanda’nın Endonezya’da bıraktığı bugün yaşlıların kendi aralarında kullandıkları Hollandaca, bazı yemekler ve kendileri için inşa ettikleri gösterişli yönetim binaları.
Batı aslında değerlerini kendisi için uygulamış, Endonezya gibi ülkeleri ise sömürge haline getirmiş. ABD’nin bugün Orta Doğuda yapmak istediği sömürge yönetimleri kurmak. Emirleri, Krallıkları savunması da bundan.
Türk dış politikasına burada çok iş düşüyor. Diplomasiyi iyi yönetmek, karşısındakini yakından takip etmek, yapılan açıklamaların anlamını tam manasıyla anlamak, arkadaki büyük devletlerin amaçlarını kavramak, dış politikanın işlevini bu aşamada arttırmakta.
Mevlana ne demiş “Sen yola çık, yol sana görünür” Bir an önce yola çıkmak lazım derim.