.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Savaşlarda cepheler artık farklı”

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin konuğu olan enerji ve jeopolitik uzmanı Mehmet Öğütçü, dünyanın yeni bir küresel çatışma dönemine girdiğini belirterek aslında 3. Dünya Savaşı’nın içinde olduğumuzu dile getirdi.
“Savaşlarda cepheler artık farklı”
Paylaş:
Emrah Yılmaz

Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin konuğu olan enerji ve jeopolitik uzmanı Mehmet Öğütçü, dünyanın yeni bir küresel çatışma dönemine girdiğini belirterek aslında 3. Dünya Savaşı’nın içinde olduğumuzu dile getirdi. Savaşların artık tanklarla değil ticaret, enerji, teknoloji ve su üzerinden yürütüldüğünü belirten Öğütçü, Türkiye’nin aynı anda hem batı hem de doğu ile sorunlu bir tablo içinde bulunduğunu ifade ederek, şirketlerin artık ülkelerinin jeopolitik tercihleri nedeniyle ödüllendirildiğini ya da cezalandırıldığını vurguladı. Öğütçü, konuşmasının sonunda Ege’nin ise doğru bir vizyonla dünyanın en güçlü bölgesel markalarından biri olabilecek potansiyele sahip olduğunun altını çizdi.
ESİAD, “Önümüzdeki Beş Yıl: Riskler, Fırsatlar ve Stratejik Dönüşüm” toplantısı Global Resources Partners Yönetim Kurulu Başkanı ve London Energy Club Kurucusu Mehmet Öğütçü’nün katılımı ile gerçekleşti. Toplantının açılışında konuşan ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, dünya ekonomisinin kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirtti. Pandemi ve bölgesel savaşların, küreselleşme neticesinde oluşan ekosistemin ne kadar kırılgan olabildiğini hepimize gösterdiğini dile getiren Zorlu, “Artık ülkeler ve şirketler açısından mesele, yalnızca büyümek değil; daha güvenli, daha dayanıklı ve değişen koşullara en hızlı şekilde uyum sağlayabilen yapılar oluşturmak gerekiyor. Bu nedenle dünya ekonomisinde verimlilik kadar güvenliğin, maliyet kadar dayanıklılığın ve uluslararası rekabet gücünün önem kazandığı yeni bir döneme ve dönüşüme tanıklık ediyoruz.” dedi.
Dünyada alışılmış dengelerin hızla değiştiğine dikkat çeken Mehmet Öğütçü de, küreselleşmenin uzun yıllar boyunca serbest ticaret, yatırım ve enerji akışı üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, bugün gelinen noktada ise ülkelerin yeniden bloklar oluşturduğu yeni bir dönemin yaşandığını belirtti.
“Belki farkında değilsiniz ama şu anda Dünya Savaşı’nı yaşıyoruz” diyen Öğütçü, savaş kavramının artık yalnızca askeri çatışmalarla açıklanamayacağını ifade etti. Öğütçü, “Savaşlar artık sadece F16’larla, tanklarla yapılmıyor. Ticaret savaşları, enerji savaşları, teknoloji savaşları, döviz savaşları ve su savaşlarını zaten yaşıyoruz. Dünya Savaşı başladığında da kimse buna Dünya Savaşı dememişti. Bugün de televizyonlarda ilan edilmeyecek” dedi.

“Çin 2049 hedefine sessiz ilerliyor”
Dünyadaki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini belirten Öğütçü, Çin’in artık yalnızca bir üretim merkezi olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Çin’in uzun vadeli hedeflerle hareket ettiğini vurgulayan Öğütçü, ülkenin 2049 yılına kadar dünyanın her alanında lider olmayı amaçladığını ifade etti. Çin’in ekonomik, teknolojik ve diplomatik hamlelerinin tesadüfi olmadığını belirten Öğütçü, “Çin’de dış politikada, ekonomide, güvenlikte ve teknolojide atılan adımların tamamı uzun vadeli bir planın parçası. Kuşak ve Yol Projesi de bunun bir sonucu” diye konuştu. Türkiye’nin Çin’i daha iyi okumak zorunda olduğunu söyleyen Öğütçü, iki ülke arasındaki ticaret hacminin büyümesine rağmen yatırım tarafında aynı tablonun oluşmadığına da dikkat çekti.

Rusya çökmüyor
Rusya’ya yaptığı son ziyaretlerden izlenimler de paylaşan Öğütçü, Batı’da sıkça dile getirilen “Rusya çöküyor” tezine katılmadığını söyledi. Rusya’nın dünyanın en büyük doğal kaynak gücü olmaya devam ettiğini belirten Öğütçü, ülkenin yaptırımlara rağmen ayakta kaldığını ifade etti. “Rusya sanıldığı gibi hemen çökecek, dağılacak ya da parçalanacak bir ülke değil” diyen Öğütçü, Rus karar vericilerin uzun vadeli perspektifle hareket ettiklerini kaydetti.

İran örneği: Türkiye hazır mı?
Konuşmasının en dikkat çekici bölümlerinden birinde İran-İsrail gerilimine değinen Öğütçü, İran’ın beklenenden daha dirençli bir görüntü ortaya koyduğunun altını çizdi. İran’ın üst düzey yönetim kadrolarına yönelik saldırılara rağmen sistemin ayakta kaldığını belirten Öğütçü, bu durumun ülkelerin krizlere karşı hazırlık kapasitesinin önemini gösterdiğini ifade etti. Öğütçü, “İran tahminimizden daha dayanıklı çıktı. Bizim başımıza Allah göstermesin böyle bir kriz geldiğini düşünün. Gıdada, suda, enerjide hazır mıyız? Finans kaynakları kesildiğinde ne olacak? Hazır mıyız? Pek değil” dedi.
Pandemi döneminde yaşananların unutulmaması gerektiğini belirten Öğütçü, ülkelerin artık yalnızca büyüme değil dayanıklılık perspektifiyle hareket etmek zorunda olduklarını söyledi.

“Akışın jeopolitiği başladı”
Enerji alanındaki gelişmelere de değinen Öğütçü, artık yalnızca üretimin değil enerji ve ticaret akışlarının da stratejik önem taşıdığını ifade etti. Hürmüz Boğazı, Babülmendep ve Malakka Boğazı gibi kritik geçiş noktalarının yeni dönemin en önemli jeopolitik kırılma alanları haline geldiğini belirten Öğütçü, “Artık üretimin jeopolitiği kadar akışın jeopolitiği de önemli. Ürettiğiniz şey akmıyorsa değerini kaybediyor” dedi.
Türkiye’nin enerji bağımlılığı nedeniyle küresel gelişmelerden etkilenmemesinin mümkün olmadığını vurgulayan Öğütçü, ülkenin bu süreçleri yalnızca izleyen değil şekillendiren aktörlerden biri olması gerektiğini söyledi.

“Türk Exit’i daha AB’ye girmeden yaptık”
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine de değinen Öğütçü, üyelik sürecinin fiilen donmuş durumda olduğunu söyledi. Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun dahi gerçekleştirilemediğine dikkat çeken Öğütçü, Avrupa Birliği’nin kendi içinde de ciddi sorunlar yaşadığını belirtti. Öğütçü, “Bazen Avrupa’da şaka yollu söylüyorum; bizim Avrupa Birliği konusunda artık çok da ısrarımız yok. Çok istiyorsanız düşünürüz. Daha Avrupa Birliği’ne girmeden Türk Exit’i gerçekleştirdik galiba” ifadelerini kullandı.

Ne batıda ne doğuda
Türkiye’nin dış politika denkleminde ilginç bir tabloyla karşı karşıya olduğunu da ifade eden Öğütçü, hem Batı hem de Doğu ekseninde sorunlu bir görünüm bulunduğunu söyledi. “Batı’da tam anlamıyla tatmin edici bir ilişki zemini yok” diyen Öğütçü, Çin ve Hindistan tarafında da benzer sıkıntılar yaşandığını aktardı. Hindistan ile yaşanan gerilimlerin Türk şirketlerini doğrudan etkilediğini kaydeden Öğütçü, uluslararası ilişkilerin artık şirketlerin faaliyet alanlarını da belirlediğini söyledi.

“Şirketler jeopolitik hataların bedelini ödüyor”
Yeni dönemin en önemli gerçeklerinden birinin, şirketlerin ülkelerinin dış politika tercihleri nedeniyle doğrudan etkilenmesi olduğunu belirten Öğütçü, geçmişte ekonomik hesapların ön planda olduğunu ancak bugün jeopolitiğin belirleyici hale geldiğini ifade etti. “Şirketler ülkelerinin jeopolitik günahları ya da sevapları nedeniyle cezalandırılıyor veya ödüllendiriliyor” diyen Öğütçü, yatırım kararlarında artık yalnızca ekonomik göstergelerin değil siyasi risklerin de belirleyici olduğunu söyledi.
Bu nedenle şirketlerin finans direktörü veya teknoloji direktörü kadar jeopolitik gelişmeleri takip edecek bir yapıya ihtiyaç duyduğunu belirten Öğütçü, “Artık mesele ekonomi değil, jeopolitika” dedi.

“Dünya nüfusunun yüzde 1’iyiz”
Türkiye’nin sahip olduğu potansiyelin küçümsenmemesi gerektiğini belirten Öğütçü, ülkenin dünyanın birçok göstergesinde yüzde 1’lik paya sahip olduğunu söyledi. “Dünya nüfusunun yüzde 1’iyiz. Dünya ekonomisinin yüzde 1’iyiz. Dünya ticaretinin de yaklaşık yüzde 1’iyiz. Bu küçümsenecek bir oran değil” diyen Öğütçü, Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın en güçlü ülkelerinden biri olduğunu ifade etti. Öğütçü ayrıca bu gücün doğru kullanılabilmesi için uzun vadeli stratejilere ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.

“Ege’yi dünyaya anlatabilsek…”
Konuşmasının son bölümünde Ege Bölgesi’nin potansiyeline dikkat çeken Öğütçü, bölgenin yalnızca Türkiye açısından değil uluslararası yatırımcılar açısından da önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. Ege’nin tarımdan turizme, yenilenebilir enerjiden insan kaynağına kadar birçok üstünlüğe sahip olduğunu belirten Öğütçü, yatırımcıların yalnızca kârlılığa değil yaşam kalitesine de baktıklarını ifade etti.
“Dubai’de ne işi var insanın? Singapur’da ne işi var?” diye soran Öğütçü, Ege’nin sahip olduğu doğal ve kültürel zenginliklerin çok daha güçlü biçimde anlatılması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası tanıtımında kent ve bölge markalarının öne çıkarılması gerektiğini vurgulayan Öğütçü, “Barcelona denince insanlar artık İspanya demiyor. Toskana bir marka oldu. Dubai bir marka oldu. Ege de böyle bir marka olabilir. Ege’nin potansiyeli çok yüksek. Yeter ki bunu gerçeğe dönüştürebilelim” dedi.