Bölgemizde yaşanan İsrail, Amerika ve İran arasındaki gerilim artık sıcak bir çatışmaya dönüşmüş durumda.
Bu durum sadece siyaseti değil, dünya ekonomisini ve doğal olarak Türkiye ekonomisini de etkilemeye başladı.
Özellikle petrol fiyatlarının 120 dolara yaklaşması birçok ekonomik gelişmeyi de beraberinde getirecek.
Bunların en başında ise enflasyon geliyor.
Türkiye’de zaten uzun süredir enflasyon sorunu yaşanıyor ve bu sorun bir türlü tam olarak kontrol altına alınamıyor.
Normalde enflasyonun en önemli sebeplerinden biri döviz kurudur.
Ancak Türkiye’de son yıllarda döviz kuru baskılanmasına rağmen fiyatlar artmaya devam ediyor.
Özellikle hizmet sektöründe fiyatlar dövizden bağımsız şekilde yükseliyor.
Bu durum uluslararası ekonomi çevrelerinin de dikkatini çekmiş durumda.
Hatta IMF bile bunun ekonomi literatüründe rastlanan bir durum olmadığını söylüyor.
Sorun sadece hizmet sektöründe de değil.
Sanayi sektöründe, özellikle ihracat yapan firmalar da ciddi bir baskı altında.
İç piyasada talep zayıf olduğu için şirketler maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor.
Bu nedenle ücret artışları da sınırlı kalıyor.
Asgari ücret ve maaş artışları genellikle beklenen enflasyona göre belirleniyor.
Bu yüzden hem mavi yakalı çalışanlar hem de sendikal güvencesi olmayan beyaz yakalı çalışanlar ücret konusunda zorlanmaya başladı.
Birçok çalışan için maaş artışları, gerçek hayat pahalılığının altında kalıyor.
Başta emekliler olmak üzere, geniş halk kitleleri de bu tablo içinde.
Öte yandan bilindiği üzere bazı bağımsız kurumlar enflasyonun resmi açıklanan rakamlardan daha yüksek olduğunu söylüyor.
Bu nedenle hayat pahalılığı insanlarımızı bunaltıyor.
Faizler ise hâlâ oldukça yüksek seviyelerde.
Kur az artıyor ama faizler yüzde 40’lar civarında kalmaya devam ediyor.
Bu durum devletin bütçesini de zorlamaya başladı.
Ekonomist Ozan Bingöl’ün hesaplamalarına göre devletin önümüzdeki üç yılda yaklaşık 9,1 trilyon lira faiz ödemesi bekleniyor.
Aynı dönemde 8,2 trilyon liranın üzerinde bir bütçe açığı oluşabileceği de ifade ediliyor.
Faizler dizginlenmez ise bu kadar büyük bir bütçe açığını uzun süre taşımak kolay değil.
Eğer ekonomi politikası aynı şekilde devam ederse, önümüzdeki yıllarda yeni vergilerin gelmesi veya mevcut vergilerin artırılması ihtimali oldukça yüksek görünüyor.
Kısacası önümüzdeki birkaç yıl ekonomik olarak kolay geçmeyecek gibi görünüyor.
Siyaset ise bu süreçte ekonominin yarattığı baskıyı azaltmak için başka alanları ön plana çıkarmaya çalışabilir.
Özellikle güvenlik politikaları ve dış politikadaki gelişmeler daha fazla konuşulabilir.
Ancak unutulmaması gereken bir gerçek var.
İnsanlar için en önemli konu her zaman geçimdir.
Çünkü hayat pahalılaştığında bunu herkes günlük hayatında hisseder.
Ve ekonomi zorlaştığında, bunu anlatmanın ya da gizlemenin de pek kolay bir yolu yoktur.
Savaşın Gölgesinde Ekonomi
Savaşın Gölgesinde Ekonomi
Paylaş: