.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Savaş ve ekonomik görünüm

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Savaş ve ekonomik görünüm
Savaş ve ekonomik görünüm
Paylaş:
Geçen haftaki yazımızda “savaş”ın ekonomiye etkileri konusuna kısaca değinmiştik. Söz konusu yazımızda da belirttiğimiz gibi savaşın süresinin çok önemli olduğunu, etkilerinin de buna göre değişebileceğini ifade etmiştik. Görünen o ki Trump'ın zaman zaman birbiriyle çelişkili açıklamalarına Netanyahu gibi kendini soruşturma ve cezalardan kurtulma amacıyla nefret ve kin dolu saldırganlığı da eklenince savaşın bir süre daha devam edeceği anlaşılıyor. Yeni seçilen dini lider Mücteba Hamaney’in de sertlik yanlısı olması maalesef süreyi uzatan bir başka neden. Savaşın en çok etkilediği ekonomik olguları sıralayacak olursak ilk başta enerji fiyatları geliyor. TCMB’nin 60-64 dolar olarak dikkate aldığı Petrol (Brent) 101 doları geçti. Türkiye İRAN'dan doğalgaz tedarik ediyor. Burada olası bir kesilme gerek sanayi gerekse konut tüketimi açısından problem yaratabilir. Gelişmiş ülkeler stoklarından kullanıma başladılar. Petrol maliyetinin artması dezenflasyon açısından büyük bir handikap. Rezervlere gelince iki yıldır Mart aylarında maalesef şok yaşıyoruz. Geçen sene İmamoğlu olayıyla, bu sene de ABD-İRAN savaşıyla. Geçen hafta yatırımcılar 1,7 milyar dolar tahvil ile 755.6 milyon dolar hisse senedi satışı yaparak toplam 2,4 milyar dolar çıkış yaptı. Nisan 2025 sonrası yabancıların bir haftada TL varlıklardan en güçlü çıkışı oldu. Net rezerv 78 milyar dolara indi. Swap hariç net rezerv ise 65 milyar dolara geriledi. Türkiye net enerji ithalatçısı olan bir ülke olduğundan petrol fiyatlarındaki artış cari açığı artırdığı gibi üretimin maliyetini de yükseltir. Savaş uzarsa bu rezerv satışı daha da artabilir.
Gerek enerji tedariki ve fiyat artışı gerekse küresel ekonomideki yavaşlama ihtimalleri nedeniyle büyüme oranının düşeceği ihtimali mevcut. 215'lere kadar inen ülkemiz risk primi 250'lerde dolaşıyor. Her ne kadar diğer gelişen piyasalarla paralel hareket etsek te dış borçlanmanın daha pahalı hale gelmesi söz konusu olacak. Hürmüz Boğazı dünya ticaretinin önemli yollarından birisi. İran'ın buraya mayın döşemesi halinde navlu ve sigorta maliyeti önemli ölçüde artacak.Aynı şekilde geçen haftaki yazımızda belirtildiği gibi ülkemizin ithal ettiği gübre ham maddelerinin önemli bir bölümü bu akstan geliyor. Dolayısıyla zaten dünya birinciliğini kaptırmadığımız “Gıda enflasyonu”nda daha da yüksek artışlar yaşanabilir.
Para politikasına gelince; TEPAV çalışma raporunda (26 No’lu10 Mart 2026 tarihli) belirtildiği gibi son iki ay ABD-İSRAİL-İRAN arasındaki savaş nedeniyle artan emtia, enerji ve uluslararası taşıma fiyatlarında büyük bir belirsizlik var. Ayrıca Ocak-Şubat enflasyonları yüksek geldi, Mart ayıda büyük bir ihtimalle medyan ortalamasından yüksek gelecek. Enflasyon bekleyişleri halen çıpalanamadı. Fiyatlamalarda atalet devam ediyor.Toplumun her kesiminden üç yılı aşan enflasyon mücadelesindeki yetersizlikten şikâyet geliyor. Dolayısıyla Mart ayında merkez bankasınca politika faizi sabit tutuldu, kurul açıklaması temkinli bir metin. Ortam sakinleşinceye kadar faiz indirimleri olmayacağını, göstergelerin bozulması halinde faiz artırımı yapılabileceğini düşünüyoruz.
Siyasi belirsizlik ve savaş ortamına yakınlık yabancı yatırımcı isteksizliğine neden olabilir. Askeri harcamalar artabilir. Ancak en önemlisi savaşın fiziken ülkemize sıçramaması gerekiyor. Turizme gelince; 2025 yılında Ülkemize gelen İranlı turist sayısı üç milyon. Bu da turizm gelirlerini bir miktar azaltsa da oransal pay düşük. Savaşın ekonomimize etkilerini özetledikten sonra halen ekonomimizin güçlü taraflarını da vurgulamakta yarar var. Dış borcumuz düşük, bütçe açığı bu yıl kontrol edilebiliyor (yüksek faiz ödemelerine rağmen %3’ler civarında. Ancak petrol fiyatları daha da artarsa eşel mobil yeterli gelmeyeceğinden bütçe dengesi sübvansiyon artışları nedeniyle bozulabilecek.) Büyümenin yavaşlaması halinde bir miktar hareket alanımız mevcut. Bankacılığın gerek sermaye yeterlilik oranı gerekse döviz tamponları güçlü. TCMB rezervleri güçlü. Döviz satışlarına rağmen döviz kurunda herhangi bir problem görünmüyor. Bu savaş problemine dezenflasyonun kritik aşamasında yakalandık. Cari açığımız hareketlenmeye başladı. Bunun finansmanı dikkatli takip edilmeli. Ekonomide yavaşlama söz konusu olabilir. Hem cari açık hem de enflasyon açısından artışlar birlikte devam ederse çifte riski arttırır ki bu da kırılganlığımızın en riskli olanı ödemeler dengesini bozar. Bugüne kadar gelişmekte olan ülkeler arasında negatif ayrışmadık. Dış finansman ihtiyacı ve borçluluk azaldı, brüt dış borç stokunun GSYH’ye oranı 2025 yılında %32,6’ya geriledi. Bu tür şoklar genellikle kısa vadeli olur, yine böyle olursa çok büyük bir problem yaşamayız. Mevcut ekonomi yönetimi enflasyon hariç krizin kontrolünü doğru yapıyor.