.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Savaş uzarsa enflasyon sıçrayacak

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Savaş uzarsa enflasyon sıçrayacak
Savaş uzarsa enflasyon sıçrayacak
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – İsrail / ABD–İran Savaşı konusunda genel görüş ve yorumunuz? Sizce savaş nasıl sonlanacak ve Orta Doğu’da barış sağlanabilecek mi?

K – ABD ve İsrail, İran’a saldırıyı, “baskın basanındır” mantığıyla, Hamaney’in de aralarında olduğu en üst düzey İranlı yöneticileri öldürüp, birkaç günde bitireceğini düşünerek başlattı. Şimdiyse hedefi “İran’ın askeri kapasitesini ortadan kaldırmaya” evrildi. Ancak bu hedeflerin bile ne ölçüde gerçekleşeceğini kendileri de bilmiyor. İşin özellikle ABD açısından iyi gitmediğini verilen kayıplar, hedeflerin iyice muğlaklaşması ve uzaklaşması, saldırıyı Amerikan halkının sadece dörtte birinin desteklediğinin ortaya çıkması gösteriyor. Ancak bana göre bunlardan ziyade en önemli göstergeyi; Trump’ın haçlı dövmeli Savaş Bakanı’na bas bas bağırdığı fotoğraf ortaya koydu. İsrail için ise kısa vadede kaos, belirlenen hedeflere ulaşmasından daha önemli bir ara hedef haline gelmiş olabilir. Bu açıdan ABD ile İsrail’in hedefleri ayrışmaya başladı. İran ise, savaşın tüm kıyımına ve acısına rağmen, dağılmadığını gösterebildi. ABD ve İsrail’in saldırısı, İran’ın muhtemelen mevcut olmayan nükleer silahlarını ortadan kaldırmaya veya rejimi değiştirmeye yetmeyecek. İran’ın İHA’ları ve füzeleri bitince ABD veya İsrail 90 küsur milyonluk ülkeyi fiziken işgal edebilir mi? Bu da mümkün olmadığına göre, tarafların “garip ve anlaşılmaz bir şekilde” geri adım atıp, Nasreddin Hoca’nın karpuz fıkrası misali tüm kesimlerde şaşkınlık yaratacak bir anlaşmaya varacağını tahmin ediyorum.
 
GÖZLEM – Savaş konusunda Türkiye’nin tutum ve politikası için ne diyorsunuz? Bu savaşın Türkiye ekonomisine etkisi?

K – İktidar işin bu noktaya geleceğini göremedi. Çünkü dış politikayı Türkiye’nin çıkarlarını korumayı gerektiren bir liyakat alanı değil, iktidarın iç siyasetteki çıkarlarını destekleyen bir siyaset alanı olarak görüyorlar. Bölgedeki neredeyse tüm elçilerin Dışişleri kökenli bürokrat değil, AKP kökenli siyasetçi olması bunu gösteriyor. Ancak hem Türkiye’nin ağırlığından hem de nispeten “idareci” bir rol oynamaya çalışmasından, savaşın Türkiye’ye etkisi, Körfez ülkelerine yansıdığı gibi olmadı. Ben İran’ın Türkiye’ye dönük attığı iddia edilen füzenin de Türkiye’ye olmadığını, İran’ın ancak bir çılgınlık veya ümitsizlikle Türkiye’yi hedef alabileceğini, Türkiye’nin ise “dost ülkelerin” kışkırtmalarına açık olduğunu düşünüyorum. Savaşın ekonomiye etkisine gelince. Hürmüz boğazının pratik olarak neredeyse kapanmış olması Brent petrol fiyatlarını 65 dolardan 80 dolara yükseltti. Merkez Bankası’nın yakın dönem hedefi 60 dolardı. Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış Türkiye’de enflasyonu 1 puan, cari açığı 2,5-3 milyar dolar arttırıyor. ABD ve İsrail’in saldırısı sonrası Merkez’in döviz kurunu tutabilmek için 20 milyar dolarlık rezerv tükettiği hesaplanıyor. Buna göre savaşın bir süre daha bu şekilde sürmesi durumunda, enflasyon hem enerji ve dolaylı olarak gıda fiyatlarındaki artış, hem de dövizdeki olası baskı nedeniyle, iktidarın seçim için kesenin ağzını açacağı 2027 başlarından çok daha önce sıçrayacak. Bunun özellikle dar gelirli kesimler ve üreticiler açısından ciddi etkisi olacak. Tabii bu durumda da iktidarın genel ekonomik durumu “rötuşlaması” iyice maliyetli ve güç hale gelecek.
 
GÖZLEM – İç siyasette de sular durulmuyor. Hafta içinde son olarak Bolu’nun CHP’li Belediye Başkanı Tanju Özcan “irtikap” suçlamasıyla tutuklandı. İrtikap “Bir kamu görevlisinin, görevini kötüye kullanarak bir kişiden haksız şekilde para, mal veya çıkar sağlamasıdır”. Ne diyorsunuz?

K – Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan 24 Mayıs 2024’de, yani bugünden yaklaşık iki yıl önce, aralarında A101, BİM, ŞOK, Carrefoursa, Bolmar Nuhmar, ve Özkan Market’in de bulunduğu Bolu’daki marketlerin yöneticileriyle bir toplantı yapıyor ve bu marketlerden Bolu’daki öğrencilere burs vermek üzere kurduğu Vakıf için reklam desteği istiyor. Marketlerden, hükümete yakın A101 yetkilisi 9 Ağustos 2024’de başvurarak “Bolu Belediyesi şirketi ile reklam anlaşması yapmayan mağazalara tutanak tutulduğu ve sonrasında para ve kapatma cezası uygulandığı” şeklinde şikayette bulunuyor. AKP’nin İçişleri Bakanlığı konuyu incelemek üzere iki Maliye Müfettişi görevlendiriyor. Nefes’ten Aytunç Erkin’in haberine göre bu müfettişlerin hazırladığı 75 sayfalık Ön İnceleme Raporu’nun son sayfasında “...iddiaların bilirkişilerin tespitleri ve bilgisine başvurulan kişilerin ifadeleriyle doğrulanmadığı,... belediye görevlilerinin takdir yetkilerini kötüye kullandığını ortaya koyacak iddia sahiplerinin iddiasından başka da bir somut bilgi ve belgeye ulaşılmadığı... değerlendirildiğinden ilgili belediye görevlilerinin ceza hukuku bakımından sorumluluklarının olmadığı ve herhangi bir işlem yapılmaması gerektiği” ifade ediliyor. Raporda “Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan (ve diğer sekiz isim hakkında) ‘soruşturma izni verilmemesi’ kararı verilmesi gerektiği görüş ve sonucuna ulaşılmıştır” deniliyor. AKP’li İçişleri Bakanlığı’nın müfettişlerinin bu raporuna rağmen şikayetten yaklaşık iki ay sonra Tanju Özcan tutuklandı. Bunda iktidarın CHP’li belediyelere karşı yürüttüğü baskı politikaları kadar, Erdoğan’a rakip olabilecek CHP’li politikacıların engellenmesi amacı da var. Şöyle ki, Tanju Özcan’ı diğer pek çok CHP’li belediye başkanı ve politikacıdan ayıran çok önemli özelliği; hem CHP’li, hem de göç ve Kürtçülük karşıtı, üniter yapıyı kollamaya dönük, yeni açılım sürecine göz kırpmayan ve tatlı sert bir siyaset izlemesi açısından “Atatürk Milliyetçisi” bir politikacı olması. Örneğin Mansur Yavaş’ın aksine temeli itibarıyla CHP’li. Buna karşın Mansur Yavaş gibi sağ kesimden oy alabilecek bir isim. Zaten Bolu gibi kurtarılmış bölge içinde kalan, tarikatların cirit attığı bir ilden belediye başkanı seçilmesi bu yüzden. Bu açıdan iş o noktaya geldiğinde aslında CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı gösterilebilecek ve toplum genelinde karşılığı olabilecek bir siyasetçi.
 
GÖZLEM – Enflasyon / Hükümet / İşçi ve Çiftçi / Emekli / Mutfak altıgeninde uyumun sağlanması mümkün olabilecek mi? Örneğin 2018 yılında sahur ve iftar koli paketleri marketlerde 49.90 TL iken bu yıl 500 TL; 10 misli; ne diyorsunuz?

K – Sondan başlayalım. Neredeyse tüm dünyada gıda fiyatları sabit seyrederken, Türkiye’de enflasyonun ana nedeni olarak hâlâ gıda fiyatları öne çıkıyor. Mehmet Şimşek bunu komik bir şekilde ısrarla “hava şartlarına” bağlıyor. Şimdi İran savaşı sonrası gıda fiyatlarının daha da artacağı iyice belli oldu. İşçi, çiftçi, emekli; genel olarak dar gelirli açısından işlerin yakın zamanda iyiye gitmeyeceğini gösteren en bariz örnek ise, hafta içinde bir Çorum esnafının “Çorum’un en merkezi noktasındayız. Şu anda esnafın çoğu siftah dahi edemedi. Ama Sayın Mehmet Şimşek, cumartesi günleri bile vergi dairesinden memur gönderiyor incelemeye. Ya siftah var mı ben fiş keseceğim? Önce dönün de ekonominin nasıl gittiğine bakın, ondan sonra esnafla uğraşın” demesi üzerine, hakkında “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 4,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılması oldu. 
 
GÖZLEM – Fenerbahçe, yıllardan beri, “şampiyonluk yarışından galip çıkan” Galatasaray’ı, bu sezon geçebilecek mi; yine geçemezse, Sarı–Lacivertli kulübü nasıl bir gelecek bekliyor?

K – Şayet Fenerbahçe, çok kısa bir sürede kadrosuna açıkta olan bir santrafor katmazsa bu yıl da şampiyonluğu alması çok zor olur. Aslında Fenerbahçe format olarak defans, orta saha, kanatlar, 10 numarası ile tam anlamıyla iyi bir santrafora “hizmet edecek” bir futbol yapısında kurgulanmış. Ama ara transferde yapılan büyük hata takımı iki santrafordan ederken, bunların yerine kadroya yeni bir santrafor eklenemedi. Şimdi Fenerbahçe bu hesapsızlığın cezasını çekiyor. Şerif mi, kaymakam mı bundan santrafor olmaz. İçgüdüsel olarak hep kanatlara deplase olan Talisca’dan da. Eğer dışarıdan transferde boşta kalmış bir santrafor bulamazsa, Fenerbahçe’nin en azından kadrosundan, belki stoperlerin arasından, topla hareket etme yetisi olan bir tanesini santrafora kaydırması gerekir.

++++