.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Sanayici ve ihracatçı kur kıskacına sıkıştı

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Türkiye’de enflasyonla mücadele etmek için uygulanan dezenflasyon programı neredeyse 3 yılını doldurdu.
Sanayici ve ihracatçı kur kıskacına sıkıştı
Paylaş:
SELİN TEKİN
Türkiye’de enflasyonla mücadele etmek için uygulanan dezenflasyon programı neredeyse 3 yılını doldurdu. Bu süreçte döviz kurları enflasyonun epey gerisinde kalırken, işçilik, enerji, finansman ve hammadde maliyetleri yükseldikçe yükseldi. Enflasyon ve kur arasındaki makasın açılması özellikle üretici, sanayici ve ihracatçıyı zor durumda bıraktı. Sanayici ve ihracatçı, pazar kaybetmemek için bazen zararına bazen de maliyetine satış yaptığını söylüyor çünkü kaybedilen pazara dönmek oldukça zor. Baskılanan döviz kurunun enflasyon oranının altında kalmasının üretimi olumsuz etkilediğine dikkat çeken iş dünyası temsilcileri, yapısal desteklerin öncelikli hale geldiğini vurguladı. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener ile Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk paylaştı.
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, kurların en az enflasyon oranında yükselmesini beklediklerini söyledi. Yorgancılar, sanayicinin uluslararası rekabette kaybetmemek için ürününü zararı pahasına ihraç ettiğini; bu süreçte de döviz kurlarının yükselmesini beklediğini kaydetti. Bugünkü maliyetlerle yaklaşık 3 dolara mal edilen bir ürünü, uluslararası rekabet nedeniyle 2,5 dolara satmak zorunda kaldıklarını aktaran Yorgancılar, sanayicinin fiyat artırmaya gittiğinde Çin, Tayland, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerdeki rakiplerin devreye girdiğini ve alıcıların kolaylıkla alternatif tedarikçilere yönelebildiğini kaydetti. Bu yüzden bazı siparişlerde zararına satış yapmak zorunda kaldıklarını söyleyen Yorgancılar, özellikle kurun maliyetleri dengeleyememesi nedeniyle rekabet gücünün zayıfladığını vurguladı.

“Acil çözüm gerekiyor”
Ender Yorgancılar, döviz kurunun enflasyon oranında artmadığı takdirde 2001 krizindeki gibi patlayabileceği uyarısında bulundu. Yorgancılar, “Patlamaların olmaması için kurun artışı gerekiyor. Yüzde 30 devalüasyon olursa özel sektörün borcu 390 milyar dolar olur. Kur artışını zamanında yaptığın zaman herkes hesabını kitabını yapar” değerlendirmesinde bulundu. Yorgancılar, Türk sanayicisinin en önemli avantajının Avrupa’ya coğrafi yakınlığı sayesinde hızlı teslimat yapabilmesi olduğunu, çünkü ürünlerin kalitesinin rekabetçi ülkelerinki ile aynı olduğunu belirtti. Uluslararası alıcıların tedarikçi değişiminde uzun vadeli ve en az 2-3 yıllık anlaşmalarla ilerlediği bilgisini de veren Yorgancılar, bu nedenle pazardan çıkıldığında tekrar geri dönmenin oldukça zor olduğunu söyledi. Sanayicinin beklentisinin kur artışlarının enflasyonla uyumlu ilerlemesi olduğunu söyleyen Yorgancılar, böylece gelirlerinin dengelenerek yeniden rekabetçi bir üretici konumuna geçebileceklerini söyledi. Yorgancılar, çözümün aciliyet taşıdığını dile getirdi.

“İstikrarlı ve öngörülebilir kur istiyoruz”
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener ise uluslararası rekabet gücünün yalnızca kur ile belirlenmediğini söyledi. İstikrarlı ve öngörülebilir bir reel kurun son derece önemli olduğunu vurgulayan Özgener, “Ancak reel kurun uzun süre aşırı değerli kalması ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü aşındırabiliyor.  Amacımız; sürekli güçlü ya da sürekli zayıf bir kura sahip olmak değil, fiyat istikrarı ile üretim kapasitesini aynı anda destekleyebilen dengeli bir reel kur yapısı oluşturmak olmalı. Buradan çıkarılması gereken sonuç, enflasyonla mücadeleden vazgeçilmesi değil; dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesine, yatırımlara ve ihracata zarar vermeden yürütülmesinin elzem olduğudur” diye konuştu.
 Türkiye’nin yalnızca dönemsel kur düzeltmeleriyle ne enflasyonu kalıcı olarak düşürebileceğini ne de sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabileceğini savunan Özgener, “Uzun vadeli rekabet gücünün; teknoloji kullanımı, dijitalleşme, yenilikçilik, yeşil sanayileşme, ileri üretim teknikleri, lojistik kapasitesi, insani gelişim ve akıllı yetenek yönetimi üzerinden inşa edilmesi gerekiyor” dedi.

 “İhracatçıya ciddi baskı oluşturuyor”
 Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk de, enflasyonla mücadelenin gerekli olduğunu ancak bu süreçte uygulanan kur politikalarının ihracatçının rekabet gücü üzerinde ciddi baskılar oluşturduğunu söyledi. İşçilik maliyetleri, enerji giderleri, finansman maliyetleri ve hammadde fiyatlarının döviz kurundaki artışın çok üzerinde yükseldiğini söyleyen Öztürk, bu durumun ihracatçıların uluslararası pazarlardaki fiyat tutturma kabiliyetini önemli ölçüde zayıflattığını kaydetti. Öztürk, “Kur ile enflasyon arasındaki makasın açılması ihracatçılarımızın rekabetçiliğinde aşınmaya yol açıyor” ifadelerini kullandı.
 Üç yıl öncesine kadar cirosunun neredeyse tamamını ihracattan elde eden bazı firmaların bugün iç piyasa satışlarının ihracatın önüne geçtiğini söyleyen Öztürk, “Firmalarımızın sürdürülebilirliklerini koruyabilmeleri için ihracat ile iç piyasa arasında daha dengeli bir yapı oluşturmalarını tavsiye eder hale geldim. Çünkü Türkiye ekonomisinin uzun vadeli büyüme hikâyesi üretim, yatırım ve ihracat üzerine kurulmak zorundadır. Son altı çeyrektir ihracatın ekonomik büyümeye pozitif katkı verememesi de önemli göstergelerinden biridir” dedi.
 
“İhracatçı zararına satış yapıyor”
 İhracatçıların bugün birçok pazarda müşterilerini ve pazar paylarını kaybetmemek adına maliyetine, hatta zaman zaman zararına satış yapmak zorunda kaldığını kaydeden Öztürk, “Oysa ihracat arttığında yalnızca ihracatçı kazanmaz. Üretici kazanır, çiftçi kazanır, sanayici kazanır, çalışan kazanır ve sonuçta ülke ekonomisi kazanır. İhracatın yarattığı katma değer ekonominin tüm kesimlerine yayılır” ifadelerine yer verdi.
 
“Fırsatlardan yararlanmıyoruz”
 Bugün Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ana pazarlarımızda talep koşullarında kısmi iyileşmeler görülmesine rağmen, maliyet baskıları nedeniyle bu fırsatlardan yeterli ölçüde yararlanamadıklarını dile getiren Öztürk, “Özellikle emek yoğun sektörlerde yaşanan rekabet kaybı ihracat rakamlarına da yansıyor” şeklinde konuştu. 
İhracatçıların üretim ve ihracat kabiliyetlerini koruyacak bir ekosistemin güçlendirilmesini talep ettiğini belirten Öztürk, “Bu kapsamda Merkez Bankası tarafından uygulanan yüzde 3'lük döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 5'e çıkarılması ve yıllık açıklanmasını istiyoruz. Bu sayede ihracatçılarımız daha öngörülebilir şekilde kararlar verebilecekler. Türk Eximbank'ın günlük 4,5 milyar TL seviyesindeki reeskont kredi limitinin 6 milyar TL'ye yükseltilmesi, ihracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracaktır. Emek yoğun sektörlerde uygulanan 3 bin 500 TL'lik istihdam desteğinin 5 bin TL seviyesine çıkarılması da istihdamın korunmasına önemli katkı sağlayacaktır.” ifadelerine yer verdi.