Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve İzmir Ticaret Odası himayesinde, Ticaret Odası YK Başkan Yardımcısı Oğuz Özkardeş'in hazırlıklarını yürüttüğü “Sağlık Turizmi” çalıştayı, İzTo Meclis salonunda, geniş bir katılım ile gerçekleşti.
Açılış konuşmalarında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir'de ilk medikal turizm yapan doktorlardan birisi olduğunu, o yıllarda bazı Avrupa ülkelerinde plastik cerrah olarak bir hayli popüler bir isim haline geldiğini belirtti. Kentin en üst yöneticisinin Sağlık turizmi konusunda bu kadar yüksek düzeyli farkındalığı, büyük bir avantaj. Çünkü, ülkemiz artık deniz- kum - güneş turizminden aldığı payın doyum noktasına geldi ve turizmini sağlık ve gastronomi ile çeşitlendirmek zorunda.
İkinci Dünya Savaşı sonrası pik yapan kitle turizm hareketleri, geçen yıl itibari ile 1 buçuk milyar turistin 1.8 trilyon dolar gibi devasa bir pazar yarattığı potansiyele gelmiş durumdadır. Ülkemiz de Turgut Özal döneminde başlayan projelerden günümüze kadar devam eden muazzam altyapı ve turizm bölgeleri yatırımları paralelinde, önce ilk on, geçen yıl itibari ile de 56.7 milyon turist ve 64 milyar doları bulan bir ciro ile küresel ligde, ilk dört oyuncudan biri haline gelme başarısını göstermiştir.
Bu yıl kabaca global turizm içinde payımız yüzde 3 buçuk civarında gerçekleşti. Görüldüğü kadarı ile klasik turizm rutini içinde gelebileceğimiz maksimum noktalara ulaşmış durumdayız. Artık, bunu aşarak alternatif, yat, kongre, spor, gastronomi ve kültür temalı turizme ek olarak sağlık turizmine odaklanmak, kitle turizminde elde edilen başarının doğal bir süreci olarak karşımızda durmaktadır. Son otuz yılda yapılan konaklama tesislerinin ve tatil köylerinin üst standartları, nasıl ki ülkemizi genel turizmin ilk dört aktöründen birisi haline getirdiyse, son yıllarda sağlıkta kamu ve özel sektörün fiziki altyapı, yüksek teknolojik donanım ve yetişmiş insan gücü bağlamında yaptığı yatırımların geldiği nokta, ülkemiz sağlık turizminde tüm dünyaya hizmet veren ilk dört ülkeden birisi haline gelebilecek potansiyeli yakalamış durumdadır. Genel bir yorum olarak, ülkemizdeki kamu ve özel hastanelerinin tıbbi ekipman, yüksek teknoloji donanım ve sağlık personel yetkinliği, Avrupa ana karası ve yakın coğrafyamız dâhil, hiçbir ülkede bulunmamaktadır. Ancak, sağlık turizminin tüm bileşenlerini kattığımızda küresel düzeyde ortaya çıkan bir trilyon doları aşan pastanın binde yedisini bile ülkemize kazandıramıyoruz.
Bilindiği gibi, sağlık turizmi medikal, termal ve yaşlı&engelli turizmi şeklinde kategorilere ayrılmakla birlikte son yıllarda sadece iki ana grup halinde değerlendirilmektedir. İlk grupta medikal turizm ve wellness. İkinci grup içine ise, bugünlerde sıklıkla gündeme gelen “longevity” çalışmaları da dâhil edilmekte.
Kısaca değinmek gerekirse, medikal turizm, özellikli tanı ve tedavi süreçlerini kapsar ve kendi ülkesinde almış olduğu tanıya istinaden bir başka ülkede ameliyatı da kapsayan tedavi seçeneklerini sunar. Wellness&Longevity ya da SPA/termal turizm ise, daha sofistike ve dinlenme ile yenilenme bağlamında yüksek konfor özellikli otel/kaplıca/merkez seyahatlerini tanımlar. Yaşlı ve engelli turizmi kapsamında da, aklen ve fiziken engelli olarak kabul edilen, kabaca yaşayan tüm insanların yüzde 8'i ila yaşlılardan oluşan diğer yüzde 8'lik kitlenin yani kabaca dünya nüfusunun yüzde 16'sının hedeflendiği bir kitle söz konusudur. Yaşlı popülasyonun dünyadaki ortalama oranı yüzde 8 olsa bile, refah düzeyi yüksek ülkelerde örneğin Avrupa'da bu oranlar yüzde 20'lerin üzerine çıkmaktadır.
Medikal Turizm kapsamında, geçen yıl 60 milyon insan, 120 milyar doları bulan bir ekonomi oluşturdu. Normal bir turistin 700 dolarlar civarındaki harcama ortalaması, medikal turizmde 10 bin dolarların üzerine çıkabilmekte... Ülkemiz, son yıllardaki ivmelenmesi ile Hindistan, ABD, Tayland, Küba, Macaristan ve Malezya gibi ülkelerle birlikte ilk on destinasyon arasına girmek için çabalarını yoğunlaştırmakta. ABD'de bir bye-pass operasyonu 200 bin dolarlık faturaları gerektirirken, ülkemizdeki 25 bin doları bulmayan ücretlerle bu tedaviyi alabilme imkanı muazzam bir rekabetçi fiyatları gündeme getiriyor. Genelde, kendi ülkelerindeki pahalı tedavi faturaları ya da tedavi için uzun süreli kuyruklar, bir başka ülkeye yönelik tercihlerde etkili olan faktörler.
Ülkemizdeki sağlık turizmi hareketleri, son on yılda, 5-10 bin bandından 100 binleri aşan bir portföye doğru hızla ilerledi. Yine de total kapasitemizin yüzde onunu bile kullanır durumda değiliz. Birtakım mevzuat değişiklikleri ve teşviklerin tanımlanması ile hizmet verilen kişi sayısını milyonun üzerine ve genel ciroyu da 25 milyar dolarlara çıkarmak mümkün görünüyor. Bu hedefi tutturmak, ülkemize özgü özel bir model kapsamında sağlık politikaları inşa etmeyi zorunlu kılıyor.
Gerek insan gücü, fiziksel, teknolojik altyapı standartifikasyonları gerekse yatırım&finansman&sigorta sistem teşvikleri kapsamında yasal değişiklik süreçlerinin tamamlanması gerekli unsurlar olarak öne çıkıyor. Son yıllardaki yapay zekâ tabanlı dijital platformlar ve sanal mecraların domine edildiği uzaktan erişimli tıbbi sistemler ile membs denilen elektrobiyonanoteknolojik ekosistemin de hızla sağlık sistemi envanterine kombine edilmesi gerekecek.
Deneyimli iyi yetişmiş sağlık profesyonellerimiz, yüksek teknolojili ve son yıllarda yenilenmiş fiziki altyapıya sahip hastanelerimizde, medikal turisti tedavi etmek için hazır bekliyor. Potansiyelimiz, tüm dünya insanlarının hizmet aldığı sağlık turizmin zirvesinde bir ülke olabilmeyi gerektiriyor. Tıpkı, kitle turizminde ortaya koyduğumuz başarı öyküsü gibi. Yasa dâhil yapısal değişikliklerle bu amaca ulaştığımızda, gerçekleşecek bilgi, teknoloji ve know-how, ülkemizin geçen yüzyılda kaçırdığı sanayi devrimini kompanse edecek bir sosyal, ekonomik, bilim ve kültürel transformasyona zemin hazırlayacaktır diye düşünüyorum.
Doğrusu İzmir de, sağlık ekosisteminin tüm dinamikleri ile medical turizm için küresel ana destinasyon olacak tüm potansiyeli taşıyor. Ege Bölgesi’nin yıllık total ihracat miktarını, kent olarak sağlık turizminden sağlamamız işten bile değil!
Sağlık turizmi ve İzmir
Sağlık turizmi ve İzmir
Paylaş: