İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, enflasyonun artık yalnızca iç talep kaynaklı bir sorun olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, küresel arz koşulları, enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşlarının fiyatlar üzerinde belirleyici hale geldiğini söyledi. Enflasyonla mücadeleden vazgeçilmemesi gerektiğini vurgulayan Özgener, “Dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesine, yatırımlara ve ihracata zarar vermeden yürütülmesi elzemdir” dedi.
İZTO Haziran ayı meclis toplantısında konuşan Özgener, son dönemde açıklanan büyüme, enflasyon ve sanayi verilerinin ekonominin karşı karşıya olduğu tabloyu yalnızca rakamlarla açıklamanın mümkün olmadığını ortaya koyduğunu ifade etti. Nisan ayında tüketici enflasyonunun aylık yüzde 4,18 arttığını, sanayi üretiminde daralma yaşandığını ve PMI verilerinin imalat sanayiindeki yavaşlamayı teyit ettiğini belirten Özgener, ekonomik güvenin uzun dönem ortalamalarının altında kaldığına dikkat çekti.
Merkez Bankası'nın Mayıs ayı Enflasyon Raporu'na da değinen Özgener, “Merkez Bankası'nın talep koşullarını dezenflasyonist olarak değerlendirmesine rağmen enflasyon tahminlerini belirgin şekilde yukarı yönlü revize etmiş olması oldukça önemli bir değişimdir” diye konuştu.
Merkez Bankası'nın yılsonu enflasyon tahminini yüzde 18'den yüzde 26'ya yükselttiğini hatırlatan Özgener, “İç talep zayıflarken bile enflasyon baskılarının arttığını ve bunun temel nedeninin küresel arz koşulları olduğunu değerlendiriyor” ifadelerini kullandı.
“Enflasyon artık sadece iç talepten kaynaklanmıyor”
Pandemi sonrası dönemde dünya ekonomisinin ardı ardına gelen arz şoklarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Özgener, Rusya-Ukrayna savaşı, ticaret savaşları, artan gümrük tarifeleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik gerilimlerin küresel maliyetleri artırdığına dikkat çekti. “Enflasyon artık ağırlıklı olarak aşırı iç talepten kaynaklanmıyor” diyen Özgener, şöyle devam etti: “Enflasyon giderek daha fazla jeopolitik parçalanmanın, enerji güvensizliğinin, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasının ve ticaret bariyerlerinin ekonomik maliyetlerini yansıtıyor. Daha da önemlisi, 1990-2020 döneminde enflasyonu düşük tutan yapısal dinamiklerin önemli bir bölümünün tersine döndüğünü görüyoruz.”
Özgener, küresel enflasyonun giderek merkez bankalarının doğrudan kontrol alanı dışında kalan faktörler tarafından şekillendiğini belirterek, bunun hem enflasyonla mücadelede kullanılacak araçların belirlenmesi hem de Türkiye'nin uzun vadeli rekabet gücü açısından kritik önem taşıdığını dile getirdi.
Dezenflasyon süreci ihracata zarar vermeden yürütülmeli
Konuşmasında ihracatçının yaşadığı sorunlara da değinen Özgener, uluslararası rekabet gücünün yalnızca döviz kuru ile açıklanamayacağını ancak kur politikasının da göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Özgener, “İstikrarlı ve öngörülebilir bir reel kur elbette son derece önemli. Ancak reel kurun uzun süre aşırı değerli kalması ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü aşındırabiliyor” dedi. Amaçlarının sürekli güçlü ya da sürekli zayıf bir kur olmadığını vurgulayan Özgener, “Fiyat istikrarı ile üretim kapasitesini aynı anda destekleyebilen dengeli bir reel kur yapısı oluşturmak olmalı” diye konuştu.
Enflasyonla mücadele ile üretim ve ihracat arasında sağlıklı bir denge kurulması gerektiğini ifade eden Özgener, “Buradan çıkarılması gereken sonuç, enflasyonla mücadeleden vazgeçilmesi değil; dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesine, yatırımlara ve ihracata zarar vermeden yürütülmesinin elzem olduğudur” dedi.
Türkiye'nin yalnızca dönemsel kur düzeltmeleriyle ne enflasyonu kalıcı olarak düşürebileceğini ne de sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabileceğini belirten Özgener, uzun vadeli rekabet gücünün teknoloji, dijitalleşme, yenilikçilik, yeşil sanayileşme ve yüksek katma değerli üretimle mümkün olacağını kaydetti.
Döviz dönüşüm desteğinde yüzde 5 talebi
İhracatçıların beklentilerine de değinen Özgener, yurt dışı kaynaklı dövizlerin Türk lirasına dönüşümüne yönelik desteğin 31 Temmuz 2026 tarihine kadar uzatılmasını olumlu karşıladıklarını söyledi. Ancak destek mekanizmasının sadeleştirilmesi gerektiğini belirten Özgener, “Destekle ilgili işlemlerin basitleştirilmesini, en az yüzde 5 seviyesine yükseltilmesini ve uzun vadeli olarak devam etmesini ihracatçılarımızın talebi olarak yeniden paylaşmak istiyorum” dedi.
Güzelbahçe Kampüsü'nde çalışmalar sürüyor
Konuşmasının son bölümünde İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzelbahçe Kampüsü'ndeki çalışmalara ilişkin de bilgi veren Özgener, yüklenici firmalardan Simya Mimarlık Mühendislik İnşaat ile yapılan teknik ve idari değerlendirmeler sonucunda firmanın iş programına uymadığının tespit edildiğini söyledi. Özgener, yapılan uyarılara rağmen sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini belirterek, kalan işlerin yeniden ihale edilmesi için hazırlıkların sürdüğünü ifade etti.
İdari ofisler ve ortak dersliklerin yer aldığı A Blok ile Fen-Edebiyat Fakültesi'nin bulunacağı H Blok'ta çalışmaların devam ettiğini kaydeden Özgener, ikinci etapta yer alan Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, İletişim Fakültesi ve ortak derslik binalarının kaba inşaatlarının da programlanan takvim doğrultusunda sürdüğünü söyledi. Özgener, “İzmir'imize uluslararası ölçekte bir kampüs kazandırma hedefiyle başladığımız Güzelbahçe Kampüsümüz için ilk günkü heyecan ve motivasyonumuzla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.
İŞ BANKASI'NA 100 YILLIK ÜYELİK PLAKETİ
Toplantıda ayrıca İzmir Ticaret Odası üyeliğinde bir asrı geride bırakan Türkiye İş Bankası'na 100'üncü yıl plaketi verildi. Plaketi İş Bankası adına teslim alan Bölge Müdürü Bülent Babuşçu, “İzmir Ticaret Odası gibi köklü bir kurumda bu özel ödülü almak bizim için büyük mutluluk ve gurur meselesi” dedi.
İş Bankası'nın kuruluş fikrinin 1923 yılında gerçekleştirilen İzmir İktisat Kongresi'nde şekillendiğini hatırlatan Babuşçu, bankanın kuruluşunun ardından İzmir Şubesi'nin 12 Temmuz 1925 tarihinde hizmet vermeye başladığını söyledi. Geçen 100 yıllık süreçte İzmirli sanayiciler, iş insanları ve hane halkıyla yakın iş birliği içerisinde çalıştıklarını belirten Babuşçu, “Bu 100 yıl boyunca bankamızın kuruluş ilkeleri çerçevesinde İzmirli sanayiciler, iş insanları ve İzmirli hane halkıyla çok yakın çalıştık. Çalışmaya da devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Özgener: Enflasyonla mücadele üretim ve ihracattan vazgeçmeden yürütülmeli
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, enflasyonun artık yalnızca iç talep kaynaklı bir sorun olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, küresel arz koşulları, enerji fiyatları, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşlarının fiyatlar üzerinde belirleyici hale geldiğini söyledi.
Paylaş: