.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Ortadoğu yanıyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ortadoğu yanıyor
Ortadoğu yanıyor
Paylaş:
Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026 Ortadoğu için yeni dönüm noktaları ve tarihin akışının değiştiği yıllar olacak. Haziran 2025’de, İsrail’in İran’daki nükleer enerji santrallarına yönelik 12 günlük saldırısı ile 28 Şubat 2026’da, İsrail’in ve daha sonra ABD’nin İran’a saldırısı ve savaşın bölgede yayılması ile bu ülkelerin tarihi de değişime uğradı denebilir. İsrail’in ısrarlı talebi üzerine Trump’ın savaşa dahil olması batıda ABD Başkanının Epstein belgelerindeki uygunsuz resim ve videolarının etkisinin kaldırılması sağlanmak istendi yorumuna yol açsa da bu görüşe katılmak zor. Burada en büyük sorun enerji paylaşımı. Çin’e petrol satan Venezuella’nın petrolüne el koyan ABD’nin İran’daki enerji kaynaklarına Amerikan şirketleri yoluyla sahip olması, bölgede güçlenen İran’ın başta Rusya olmak üzere Çin ile de ekonomik ilişkilerini kuvvetlendirmesi ABD’ni ve daha çok İsrail’i rahatsız eden önemli gelişmelerin başında olduğunu düşünüyorum. İran’ın BRICS ve Shang Hai İşbirliği Örgütüne üye olması da bu ülkeyi güçlü kılan unsurlardan.
Halkına zulüm ve büyük bir baskı uygulayan İran’daki molla rejimi ise büyük bir dirençle karşı koymaya devam ediyor. İslami lider Hamaney’in ve yüksek komutadaki generallerin öldürülmesi de işe yaramadı denebilir. Zira İran yönetimi hemen yeni atamalar yaptı. İsrail yaptığı açıklama ile duyduğu bezginliği dile getirdi:”93 milyonluk büyük bir ülkenin öldürülen yöneticilerinin yerine seçilen yöneticileri öldürmek zorlaşıyor”
5 Mart 2026’da, önce İsrail’in başlattığı saldırıya ABD’nin katılması ve İran’ın ABD uçaklarının yararlandığı Katar, B.A.E. Güney Kıbrıs’taki üsleri vurması ile savaş alanı genişleyen Ortadoğu’da en çok kaybı sivillerin verdiğine şüphe yok. İran’da daha çok kız öğrencilerin bulunduğu 160’a yakın çocuğun öldürülmesi, hastanelerin bombalanması İsrail ve ABD için savaş suçu teşkil etmekte.
NATO üyesi olan Türkiye’ye yönelik bir balistik füzenin 4 Mart 2026’da, Doğu Akdeniz’deki NATO Savunma Gücü tarafından düşürülmesi gerginliğin NATO’yu da kapsamasını önledi sayılır. Zira NATO Antlaşmasının 5.maddesine göre, özetle, bir NATO ülkesine yapılan saldırı tüm NATO’ya yapılmış sayılır. Türk asıllı İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan 5 Mart 2026’da Türkiye’nin ismini anmadan özür dilemişse de füzenin son durağının Türk toprakları olduğu konusunda şüphe yok. Neden istikamet İncirlik de Kürecik değil sorusuna ise zamanla yanıt bulunacak.
ABD Savunma Bakanlığının ismi 5 Eylül 2026’da Savaş Bakanlığı olan değiştirilen kurumun başında kollarındaki Haçlı simgeleri taşıyan dövmeleri ile gururlu aşırı sağcı Pete Hegseth’in bulunması aslında ABD’nin bugünkü yönetimi konusunda bilgi veriyor.
Savaşta İngiltere ülkesindeki üsleri ABD jetlerinin kullanımına kapayan İngiltere, Trump’ın oklarını üzerine çekerken İspanya’nın sosyalist Başbakanı Pedro Sanchez savaşa karşı duruşu ile tüm dünyada kahraman olarak görülen bir siyasetçi oldu sayılır.

Bunları diplomasi masasından kalkan ABD Başkanına anlatmak zor. 5 Ocak 2026 tarihi itibarıyla İsrail ve ABD İran’a yönelik müdahalenin yoğunlaşacağını ilan ettiler. ABD taktik olarak İran, Irak ve Suriye içindeki Kürtleri İran’a karşı ayaklandırma peşinde. Hatta bu konuda CIA’nin bu grupları eğittiği bile haberlerde yer aldı.
Türkiye yakın tarihinde hiç bu kadar geniş kapsamlı ve yıkıcı bir savaşa (ABD’nin Irak’ı işgali 2003 hariç) bu kadar yakın olmamıştı. Sayın Cumhurbaşkanının Türkiye’nin egemenlik yetkileri bakımından bu savaştan hoşnut kalmadığı BBC ve diğer yabancı kanallarda haber olmaya başladı.
İran kadim komşumuz. İran başka bir yere gidemez bu nedenle aynı coğrafyada, yan yana barış içinde yaşamamız gerekir. Ezilen baskı altındaki İran halkı için üzüntümüz sonsuz ancak bunun dış etkilerle, etkenlerle değil İran’ın iç dinamikleri ile çözümlenmesi gerekir.
İsrail’in Lübnan’daki Hizbullah unsurlarını bombalaması, bu sırada sivillerin de ölmesi, Hint Okyanusunda açık denizde, savaş alanından çok uzakta, İran’a ait donanma gemisinin ABD denizaltı torpidosu ile vurularak 100’e yakın İranlı askerin ölümüne neden olması, okulların ve hastanelerin vurulması nedenleri ile daha sonra Savaş Suçları Mahkemesinin en büyük davasına aday. Tabii bu savaşın dünya ekonomisine vermekte olduğu ve vereceği zarar ayrı bir konu. Günde 100 ticari gemi ve petrol tankerinin geçtiği Hürmüz Boğazının İran tarafından kapatılması dünya ekonomisini derinden etkileyeceği kaçınılmaz. Savaş devam ederken Nahçıvan Havaalanının 5 Şubat 2026’dadronlarla vurulmasına Azerbaycan büyük tepki göstererek İsrail ve ABD’ndeki Büyükelçilerini “görüşmelerde bulunmak üzere” geri çağırdı. İran’ın Güney Kıbrıs’taki Akrotiri İngiliz üssünü vurması nedeniyle İngiltere Savunma Bakanı J. Healy’nin 5 Şubat 2026’da, Güney Kıbrıs’a gitmesi, Fransa ve İspanya’nın bölgeye birer gemi göndermesi savaşın genişlemesine giden yollar olarak yorumlanabilir.
Savaşın sona ermesi herkesin en büyük arzusu ama bunun Trump, İsrail ve yandaşları tarafından anlaşılması çok güç. Tarih bunları değerlendirerek yeni nesillere elbette aktaracaktır.