.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Muhalefetin atacağı adımlar siyasetin geleceğini belirler

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Muhalefetin atacağı adımlar siyasetin geleceğini belirler
Muhalefetin atacağı adımlar siyasetin geleceğini belirler
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hafta içinde yayımladığı videoda “CHP bize bırakılmış miras değil, kutsal bir emanettir. İftiralarınız da, tehditleriniz de vız gelir. Hele ki bu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir” diye konuştu. Kılıçdaroğlu’nun paylaşımının üzerinden 24 saat geçmeden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi “mutlak butlan” kararı açıkladı. Mahkeme, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanı seçildiği 38. Olağan Kurultay’ı iptal etti. Ondan sonra yapılan tüm kurultayları da yok saydı. Karar tedbirli verildiği için Parti yönetimi görevden uzaklaştırıldı. Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi göreve iade edildi. Nasıl yorumluyorsunuz?
K – Hukuk açısından bakıldığında, siyasi partiler ve seçim ile ilgili konularda tek yetkili Yüksek Seçim Kurulu. Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan “Kurultayları mahkemenin geçersiz hale getirme yetkisi yoktur” diyor. Anayasa Hukuk Profesörü Korkut Kanadoğlu da “Mahkeme hukuken kendisine tanınmayan bir yetkiyi icat ederek siyasi partilerin iç işleyişine müdahalede bulunmuştur. Bu takdirde, seçim hukukunun ivedilikle seçim sonuçlarını kesinleştirme prensibi çiğnenerek geriye doğru her seçim için inceleme başlatılabilecektir” değerlendirmesinde bulunuyor. Mahkemenin kararının Kılıçdaroğlu’nun açıklamasını izlemesi sürecin birlikte kurgulanmış olabileceğini ortaya koyuyor. CHP kararı Yargıtay’da temyize taşıyabilir. Ancak bu şartlarda buradan çıkacak kararın da ne derecede hukukla ilgili olacağı şüpheli. Dolayısıyla mahkemenin kararı hukuki değil siyasi bir karar olarak gözüküyor. Bu sebeple işin siyasi tarafında bakmak gerekiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan olası bir seçimde kendisinin ve partisinin başarı şansını arttırmak için CHP’nin içini karıştırmayı hedefliyordu. Kemal Bey’in bu çıkışı ve ardından açıklanan Mahkeme kararıyla bu hedefine önemli bir adım daha yaklaştığı anlaşılıyor. İçi karışıp, mevcut yönetim görevden uzaklaşınca da CHP’nin seçmen kitlesinin en azından bölüneceği ve mevcut etkili muhalefetin etkisini yitireceği hesaplanıyor. Bu şartlar altında da Erdoğan’ın, zamanlamayı ayarlayarak sonbaharda baskın bir seçim yapacağı ileri sürülüyor. Her ne kadar bu sürecin, CHP nezdinde muhalefetin içini ciddi biçimde karıştıracak, bütünlüğü bozacak ve oy potansiyelini azaltacak olması beklense de, özellikle ekonomik durumdan dolayı şu anda iktidara karşı çok tepkili olan muhalif seçmen başka partilere yönelebilir. Olası bir aday İYİ Parti’dir. Ben tüm bunların ötesinde Erdoğan’ın bu ekonomik şartlarda, CHP’nin içini karıştırmayı başarsa bile doğrudan erken seçime gitmesini beklemiyorum. Bir defa bu karışıklığın “konsolide” edilmesi, iyice belirginleşmesi ve mağduriyet tepkisinin “unutulmasını” beklemesi gerekir. İkincisi ekonomik olarak durumun biraz olsun iyileşmesini sağlamak için, dar ve sabit gelirli vatandaşlara yönelik iyileştirmelerin yapılması ancak bu yıl sonunu bulur. Dolayısıyla hem ekonomik “düzeltme”, hem de muhalefetin çökertilmesi yeni yıldan önce vücuda gelmez. Tüm bu nedenlerden dolayı ben, iktidarın 2027 yılını bekleyeceğini tahmin ediyorum. Bu süreçte iktidarın kesinlikle muhalefetin durumunu daha da zora sokacak bazı adımları atması da beklenir.
GÖZLEM – CHP’nin mevcut yönetimi şimdi ne yapacak, ne yapabilir?

K – Özgür Özel, çok değil daha önceki hafta “Üç yıl geriye dönüp kurultayı iptal etmek falan olmaz. Olacak iş değil. Olursa ne olur? Çok ağır bir siyasi baskı olur. İlgili (mahkeme) heyeti tanımam etmem ama şahıslarından bağımsız söylüyorum. Bu ancak olağanüstü bir siyasi baskı ve zorlamayla olur. Bakın mahkeme kararını versin ama CHP’ye böyle yöntemlerle müdahale etmeyi denemesi bedava. Bu kadar. Yok efendim mutlak butlan gelirse şu olur, bu olur. Denesinler. AK Parti perişan olur. Millet böyle şeyleri affetmez. Çok net. Yok efendim CHP başka parti kuracakmış. Daha önce de söyledim: Yedek parti var mı? Var. Ama mutlak butlana karşı değil, kapatma davasına karşı. Mutlak butlanda mücadele alanı CHP’nin kendisidir” demişti. Özel “mutlak butlan” kararı ve Kılıçdaroğlu’na karşı mücadele cephesini CHP ve meydanlar olarak görüyor. Bu konuda “yaratıcı” olduğunu kabul etmek lazım. CHP’de göreve iade edilen eski yönetim içinde de şimdiki yönetimde bulunan çok kişi var. Parti Meclisi belli sayıda oyla yeniden Kurultay kararı alabilir. Parti içinde başka gelişmeler de olabilir. Kılıçdaroğlu’nun videodaki sert çıkışına karşın, “mutlak butlan” kararından sonra tonunu birkaç oktan düşürmesi ve “Gün, kırgınlıkları bir kenara bırakıp, ciddiyetle, sükunetle ve kucaklaşarak ayağa kalkma günüdür... Bu kapsamda süreci önceki dönem genel başkanlarımızla, parti meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, il ve ilçe başkanlarımızla tam bir uyum ve işbirliği içinde yürüteceğiz... Herkesi sükunet ve ortak akıla davet ediyorum” demesi, süreci karakterine uygun olmayan “çatışma” yöntemi yerine, sözde “uzlaşma, ikna” alanına çekmeye çalıştığını ortaya koyuyor. Özgür Özel ile telefonda görüşeceğine ilişkin iddialar da bunu destekliyor. Ancak bana göre “samimiyeti sorgulanacak” bu yaklaşımı, yönetimin büyük çoğunluğu ve taban nezdinde hiçbir itibarı kalmadığını bilmesinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla yine de eğer “mutlak butlan” kararına karşı CHP içinde mücadele imkânı kalmazsa, mevcut CHP yönetimi muhalefeti bir başka parti içinde veya başka şekillerde de sürdürmeyi dikkate alacaktır.
GÖZLEM – Elazığ'da özel bir hastaneye yönelik düzenlenen operasyonda aralarında hemşire ve doktorların da bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı. Öte yandan yoğun bakım ünitesinde yatan hastaların aslında cihazlara bağlı olmadığı ve tüm cihazların hasta varmış gibi açık gösterildiği ortaya çıktı. Özel hastanelerde bu olaylar çoğaldı, neden ve ne yapılmalı?
K – Rekabetin sağlanamadığı alanlarda, üzerine devletin kurumsal denetimi de uygulanamazsa, ortaya çıkacak durum, kamunun bu alanları yönetmesinden çok daha kötü sonuçlara yol açacaktır. Açıyor da. Özellikle insan sağlığı gibi hassas bir konuda çalışan özel hastane ağırlıklı sistemin sağlıklı işlemesi için “çok sıkı bir denetim sisteminin” devrede olması gerekir. Ancak Türkiye’deki gibi böyle bir sistem kurulmadan özelleştirmenin önü sonuna kadar açılırsa, yenidoğan çetesinden, yapılmayan tedavilerin yapılmış gibi gösterilmesine, fatura yolsuzluklarından, ilaç ve malzeme yoksunluğuna, sağlıktaki sorunların artarak çeşitlenmesi ve yenilerinin ortaya çıkması kaçınılmaz olur.
GÖZLEM – Aksaray'da AKP'li milletvekili Hüseyin Altınsoy’un eşinin “fakirlik belgesi” alması yerelde son günlerin olayı oldu. “Belgenin istenmesi” tepki görürken, bir de “Neden ve nasıl verildi” sorularını da beraberinde getirdi. Görüşünüz?
K – Bal tutan parmağını yalar. Bu iktidarın en büyük iki özelliğinden birisi, varoluşunu, her alanda “rant” yaratarak bunu dağıtmasına bağlamış olması. Bu seviyedeki bir yöneticide rant daha küçük oluyor. Seviye büyüdükçe rant da büyüyor. Şaşılacak bir şey yok.
GÖZLEM – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’na, “Süper Lig'in tescil edilmemesi” yönünde çağrı yaptı. Bu konuda haberlere göre, Bahçeli “Futbolda bahis ve şike iddialarına yönelik operasyonları” gerekçe göstererek, "geride kalan sezon için küme düşmenin kaldırılması" ve "2026-2027 sezonunda Süper Lig'de 21 takımın mücadele etmesi" tavsiyesinde bulunmuş, Hacıosmanoğlu da “bu öneriyi” reddetmişti. Görüşünüz?
K – Futbolda bir sezon küme düşmenin kaldırılması, o illerde ve taraftar arasında iktidara sempati doğmasına, iktidarın elini güçlendirmesine neden olur. Burası kesin. Bunun da ötesinde 1. Lig’den Süper Lige çıkacak takımlar arasında Amedspor’un da olması, Kürt seçmeni AKP’ye daha da yakınlaştıracaktır. Ayrıca Süper Lig’e çıkması muhtemel bir diğer takımın da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın takımı olarak bilinen Erokspor olması, yine iktidarın elini güçlendirecek bir gelişme. Siyasetin futbola bu kadar el atıyor olması, yakın zamanda seçime gidileceğinin de bir işareti olsa gerek.
++++