Sayın Cumhurbaşkanının davetine icabetle, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 11 Şubat 2026’da, Ankara’da VI. Yüksek Düzeyli İşbirliği Toplantısına katıldı. Miçotakis’in en önemli ifadeleri özetle şöyle; aynı coğrafyanın sakinleri olarak aradaki sorunları soğukkanlılıkla çözmek, Filistin’de iki devletli çözümü desteklemek, Ukrayna’da savaşın biran önce sonlandırılmasını sağlamak, Mustafa Kemal ve Elefterios Venizelos’un miraslarına sahip çıkmak, (Venizelos Atatürk’ü Nobel Barış Ödülüne aday göstermiş O’nu ilk ziyaret eden devlet adamlarından olmuştu. Miçotakis’in Mirasdan kastettiği ise barış) Kıbrıs konusunda BM Güvenlik Konseyi kararları uyarınca, Kıbrıs’ta görüşmelerin başlamasını sağlamak için gerekli ortamın hazır olduğunu belirtmiştir. Trakya’daki azınlıklar konusunda “Müslüman Yunanlılar” ifadesini kullanan Miçotakis, onların Yunan komşuları ile barış içinde yaşadıklarını söylemiştir. Başbakan İstanbul’daki Yunan azınlığın sayılarının azaldığına değinerek azınlıkların iki ülke arasında kültürel bir köprü teşkil ettiğini vurgulamıştır. Beraberinde 10’a yakın Bakanla gelen Miçotakis Türk tarafı ile ticarete ilişkin bir dizi anlaşma imzalamıştır.
Sayın Cumhurbaşkanı ise özetle; Türkiye Yunanistan ticaret hacminin 10 milyar Dolara çıkarılmasının her iki tarafın lehine olacağına dikkat çekmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunların uluslararası hukuk çerçevesinde hal edilmesi gerektiğini vurgulamış, NATO’nun her iki ülkeyi de programlarına dahil etmesi gerektiğini belirtmiştir.
Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve İsrail, Mısır ve birkaç ülkenin doğal gaz konusunda anlaşmaları varken Miçotakis’in, Türkiye ziyaretinde, İsrail’in Batı Şeria ve Filistin’i topraklarına katmaması konusunda demeç vermesi, Filistin konusunda iki devletli çözüm istemesi, akla iki devlet arasının açık mı olduğu sorusunu akla getirmekte. Netanyahu’nun bu hafta içinde de ABD ve Trump’ı ziyaret etmesi pek hayra alamet değil. Trump, kadim dostu Netanyahu’yu İran konusunda teskin etse de başka konuların da gündemde olduğuna şüphe yok. Kıbrıs Rum kesimine yoğun İsrail göçü, buradaki İngiliz ve Amerikan üslerinin İsrail’in kullanımına verileceği bir süredir yabancı basında konu edildi (The New York Times, Financial Times)
Türkiye’ye ait ada ve kayalıklara el koyarak silahlandıran ve buraları imara açarak askeri birlikler yerleştiren Yunanistan’la ilişkilere dikkat etmek gerekir derim.
Miçotakis son günlerdeki moda deyimle yaramaz, sevimli bir tavşan mı (Bad Bunny)? Hayır, çok akıllı, aynı zamanda zeki bir Devlet adamı, politikacı ve diplomat.
Bad Bunny takma lakaplı Benito Antonio Martinez Ocasio ise Porto Rico’lu bir şarkıcı, rapçi ve Trump’a kafa tutan bir muhalif. Bu yönüyle çok tehdit aldığı için üzerine kurşun geçirmez uzun bir yelek ve koruma ordusu ile dolaşıyor. ABD’nde çok popüler olan Amerikan Futbolunun şampiyonluk maçında devre arası 100 kişilik dansçı ve tiyatrocu ekibiyle stada çıkarak 13 dakikalık bir konser verdi. Şampiyonluk maçının devre arasında statta konser vermek gelenek olmuş. Trump bu konseri “ Görülmemiş bir felaket” olarak tanımladı. Bir kere Benito neden Bad Bunny yani kötü tavşancık adını kullanıyor? İlk okulda bir törende kendisine giydirilen tavşan kıyafetini beğenip beğenmediği belli değil. Tavşana da benzemiyor; yağız bir Latin delikanlısı. 31 yaşında. Her konser için iki milyon Dolar alırken devre arası konserden para istemiyor. Yine Porto Rico’lu Ricky Martin, ABD’li şarkıcı Lady Gaga onun bu programında ikişer şarkı söyleyip salsa dansı yapıyorlar. Seyirciler arasında Penelope Cruz, eşi Xavier Bardem, Jessica Alba, Kanada eski Başbakanı Trudeau’nun kız arkadaşı Kate Perry var ve çok sayıda başka sanatçı da ona destek için gelmişler.
Bad Bunny, Porto Rico’ya yaptığı 400 milyon Dolarlık yardımla bütçe açığını kapattığı gibi turizm atağı başlatmış. Sosyal medyadan yaptığı eleştirileri ve devre arası konserini izlerken bu Latin milliyetçisinin hayranı olmamak imkansız. 8 Şubat 2026’da, Kaliforniya’daki Santa ClaraLevi’s Stadyumunda verdiği devre arası konserinde kullandığı bütün görsel malzemeler Porto Rico’dan getirilmiş. Tüm statta çocukken yaşadığı fakir kasabayı canlandırmış. O kadar ki tanıdığı ve alışveriş yaptığı Latin pidesi sayılan tacoları ve satıcısını satış arabası ile ve evinin yakınındaki bar sahibi yaşlı kadını barı da aynen inşa edip getirterek kendi mahallesini canlandırmış. Tiyatro sanatçılarının sarıldıkları şeker kamışlarının sömürgeciliği hatırlattığını şarkısında söylüyor. En önde ABD bayrağı sonra Kanada ve Latin ülkelerinin bayrakları ile yaptığı yürüyüşte, Tanrı Amerika’yı korusun derken aynı zamanda tüm Latin ülkelerinin isimlerini ve Kanada’yı da sayıyor. “Tanrı hepsini korusun. Hepimiz Amerikalıyız” diyerek her iki kıtayı adeta birleştiriyor. Amerikanın ABD’nden ibaret olmadığı mesajını veriyor. Bir iki kez “ICE out” dediğini duydum. ICE malum Trump’ın göçmenleri sınır dışı etmesi için görevlendirdiği ve iki ABD vatandaşını öldüren, şiddet uygulayan Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Görevlileri.
Konserin teması ise “Sevgi, nefreti yener” Bu deyişi ilk kullanan Romalı şair Virjil. Caravaggio’nun bir resminin adı ve aynı zamanda Papa XVI. Benedikt’in Kilise Mektubunun başlığı. Aslında bu deyiş Katolik din adamlarınca kullanılır: “Amor omniavincit” Sevgi her şeyi kazanır. Bu kadar ayrıntılı bilgiyi ise Roma’da TC Vatikan Büyükelçiliğimizde Elçi Müsteşarken öğrendim.
İlk konserin tamamı ile konuşmaların hepsinin İspanyolca olması da Trump’ı kızdırmış. Nitekim “Kimse bir şey anlamadı” diyerek eleştirdi. Ancak seyircilerin büyük çoğunluğu Latin ritmine ayak uydurmaya çalışan Amerikalılardı. Herkes çok mutlu gözüküyordu.
20 dakikalık süre tanınmışken o her şeyi 13 dakikaya sığdırmış. Trump’ı herkesin beklediği gibi ağır bir şekilde eleştirmedi. İnce, ironik mesajlar yetti de arttı bile.
“Debi tirar mas fotos” (Daha çok fotoğraf çekmeliydim) başlıklı albümü ise dört Grammy ödülü kazanmış. Daha çok sarılmalıydık, konuşmalıydık şarkı sözleri kültürel kimlik kaybını anlatıyor. O artık bir dünya starı. Anne ve babasına saygılı. Katolik dinine mensup olduğunu, ettiği dualardan ve belli belirsiz yaptığı haç işaretinden anladım. Trumpda bu konseri baştan sonuna kadar izlemiş olmalı.6-22 Şubat 2026’da, Milano Cortina’da yapılmakta olan Kış Olimpiyatlarında açılış törenine katılan ABD Başkan Yardımcısı J. Vance’in ve İsrail ekibinin İtalyanlar tarafından yuhalanmasının verdiği utanç yüzlerine yansıdı: Keşke yer yarılıp içine düşseydik kabilinden.
İngiltere ise Epstein Belgeleri nedeniyle sarsılmaya devam ediyor. Kral III. Charles’ın, belgelerde uygunsuz resimleri çıkan kardeşi Prens Andrew’un tüm unvanlarını elinden aldıktan sonra onu Saraya ait evlerden de kovması, yardımcı hizmetlilerin ona servis yapmamak için işten ayrılmaları ise İngiliz gazetelerine manşet oldu. Başbakan Sir Starmer ise Washington’a atadığı Büyükelçi Lord Mandelson’un belgelerde yarı çıplak resimlerinden sonra istifa isteğini mensubu olduğu İşçi Partisine iletti. Talebi şimdilik kabul görmedi. Yorumcular İngiliz ekonomisinin durumu ve seçimin masraflı olacağı gerekçesi ile istifasının ertelendiği değerlendirmesini yaptılar.
Dünyada bunlar olurken Türkiye 11 Şubat 2026’da başka bir haberle çalkalandı. Aslında atamalar 10 Şubat gecesi yayınlanan Resmi Gazete’de yer almıştı. İçişleri Bakanlığına Kur’an okuma birincisi Erzurum Valisi, Adalet Bakanlığına ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek atanmıştı. Akın Gürlek aynı zamanda HSK Başkanı olarak da görevini de yürütecek. Böylece tüm Türkiye adalet sisteminin başına geçmiş olacak. Gürlek’in İstanbul’daki icraatları basın yayın ve görsel medyada bilindiği için tekrarlamaya gerek kalmıyor. Ancak Reuters, BBC, Alman ve Fransız basınının TV kanallarının bu haberi vermesi ve iki Bakanın yeminleri sırasında TBMM’deki yumruklaşmayı göstermesi ülkemiz açısından olumsuz oldu.
Ne diyelim Bad Bunny’nin dediği gibi “Bu ülke bu coğrafya hepimizin”
Miçotakis’den Bad Bunny’e
Miçotakis’den Bad Bunny’e
Paylaş: