Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzmir'de yer alan İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi. NETNOCON ve İzmir Ekonomi Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen forumun açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıktığını, yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin, girişimcilerin ve geleceğin lider iş insanlarının sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüştüğünü söyledi.
Markalaşmanın şirketlerin küresel rekabet gücünü, ihracat kapasitesini, itibarını ve sürdürülebilir büyümesini belirleyen stratejik bir liderlik meselesine dönüştüğünü belirten Özhelvacı, markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele aldıklarını belirtti. Özhelvacı, yapay zekâ çağında şirketlerin yalnızca değişimi takip eden değil, değişime yön veren aktörler olması gerektiğini ifade etti.
"Sahaya çıkan iş dünyasını savunuyoruz "
Özhelvacı, “Tribünde oturan değil, sahaya çıkan; değişimi izleyen değil, değişimin sorumluluğunu üstlenen" bir iş dünyası anlayışını savunduklarını dile getiren Özhelvacı, güçlü markaların ancak vizyoner, cesur ve dünyaya açık liderlik anlayışıyla inşa edilebileceğini söyledi. Yapay zekânın markalaşma denklemindeki rolünü vurgulayan Özhelvacı, “Algoritmalar görünürlüğü belirliyor, içerikler saniyeler içinde üretiliyor, trendler hızla yayılıyor, veri ise müşteri içgörüsünün ana kaynağı haline geliyor. Böyle bir dönemde markalaşma, yalnızca pazarlama departmanlarının görevi olmaktan çıkıyor; yönetim kurullarının, şirket sahiplerinin, girişimcilerin ve geleceğin lider iş insanlarının sahiplenmesi gereken stratejik bir sorumluluğa dönüşüyor” şeklinde konuştu. Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.
"Daha stratejik ele alınmalı"
Brand Finance Türkiye 2026 verilerine göre Türkiye’nin en değerli 125 markasının toplam değerinin 19,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özhelvacı, bu artışın değerli olduğunu ancak küresel rekabet ölçeğinde Türkiye’nin markalaşma ajandasını daha stratejik, uzun vadeli ve kararlı biçimde ele alması gerektiğini vurguladı. Özhelvacı, “Üretim gücümüz var. Girişimcilik enerjimiz var. Genç ve dinamik insan kaynağımız var. Sanayi tecrübemiz ve ihracat kapasitemiz var. Ancak bütün bu değerleri küresel ölçekte daha güçlü marka hikâyelerine dönüştürme konusunda daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var” dedi.
"İzmir markalaşan bir şehir olmalı"
İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” diyen Özhelvacı, genç iş insanlarına bu noktada büyük sorumluluk düştüğünü belirtti.
“Güçlü bir ülke markası oluşturulmalı”
EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci de Türkiye'nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmasının yolunun sadece üretim kapasitesini artırmaktan değil, aynı zamanda güçlü bir ülke markasını oluşturmaktan geçtiğini vurguladı. Türkiye'nin girişimcilik kültürü, genç nüfusu, üretim kabiliyeti, coğrafi konumu ve tarihsel birikimi ile çok güçlü bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken İnci, "Ancak bu potansiyelin ekonomik değere dönüşebilmesi için dünyaya anlatılan ortak bir marka hikayesine ihtiyaç var. Güçlü ülke markaları, güçlü şehir markaları üzerine inşa edilir" diye konuştu.
İzmir'in, bugün de üretim gücü, limanı, lojistik kapasitesi, yaşam kalitesi, girişimcilik ekosistemi ve uluslararası vizyonuyla güçlü bir marka şehir potansiyelini barındırdığını kaydeden İnci şöyle konuştu: " Önümüzdeki dönemde hem Türkiye markasını hem de İzmir markasını daha güçlü bir şekilde inşa etmek zorundayız. Çünkü geleceğin rekabeti yalnızca ekonomiler arasında değil; markalar arasında yaşanacaktır. "
“Markalaşmanın Geleceği: Şirketlerin Yol Haritası” başlıklı panelde netnografi yönteminin kurucusu, dijital pazarlama ve tüketici kültürü alanında dünyanın önde gelen akademisyenlerinden Prof. Dr. Robert V. Kozinets, Branding and Consumer Culture alanının önde gelen isimlerinden Prof. Dr. Rossella Gambetti ve teknoloji, dijital deneyim, yapay zekâ ve akıllı turizm çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Ulrike Gretzel konuşmacı olarak yer aldı. Panelin moderatörlüğünü ise Dr. Öğr. Üyesi Lena Çavuşoğlu yaptı.
“MARKALAR ORTAK DEĞER ÜRETMELİ”
Etkinliğin keynote konuşmacısı olan Prof. Dr. Robert V. Kozinets, markalaşmanın yapay zekâ çağında köklü bir dönüşüm geçirdiğini kaydetti. Kozinets, teknolojinin marka yaratmadığını ancak marka deneyimini büyüttüğünü belirterek, “Yapay zekâ marka yaratmaz; marka deneyimini ölçeklendirir. Veri bize ne olduğunu söyler, kültür ise neden olduğunu açıklar” dedi. Yapay zekânın giderek yaygınlaştığı yeni dönemde teknolojinin herkes tarafından erişilebilir hale geleceğini söyleyen Kozinets, sürdürülebilir rekabet avantajının kültürel anlam üretebilen markalar tarafından yaratılacağını belirtti. Markaların tüketicilerle tek yönlü iletişim kurmak yerine ortak değer üretme anlayışıyla hareket etmeleri gerektiğini belirten Kozinets, markalaşmanın geleceğinin katılımcı, topluluk temelli ve insan merkezli modeller üzerinden şekilleneceğini söyledi.
“Markalaşma stratejik bir sorumluluğa dönüştü”
Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”nu İzmir'de yer alan İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirdi.
Paylaş: