Kaçmak kurtulmak değil aksine durumu daha da ağırlaştırmak demektir. Çoğu düşünür kaçma ile dertlerden kurtulmak imkansız zira kendinizden kaçamazsınız der. Son iki haftadır Türkiye iç politikası ve ekonomisini ilgilendiren Fon skandalı soruşturması ve bu skandalın bir ucunun Norveç’e kadar giderek konunun uluslararası boyutunu da ortaya çıkmasıdır. Bu işi yapanların bir kısmının yurt dışına kaçtıklarına ilişkin haberler var. Kaçan tabii ki kendinden kaçamaz. Bu suçun ağırlığını hayatı boyunca taşıyacak. Fon skandalı veya soygununu ilişkin soruşturmayı değişik yönleriyle aksiyon filmi gibi izlemeye devam edeceğiz. Konu Türkiye Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kuruluna kadar uzanmakta. Bu olayın mağdurları ise parasını bu Fonlara yatırıp kaybeden orta sınıf Türk vatandaşları. Norveç’in soruşturmasını da takip etmek gerekir.
Öte yandan Türkiye’yi yakından ilgilendiren bir gelişme de ABD’nin 23 askeri üssünü Irak’tan arkasında bir yıkıntı bırakarak çekilmesi. Çekildiği yer ise Ürdün. Birliklerin bir kısmının ABD’ne döneceğine ilişkin haberler de var. İran’ın ABD üslerini vuracağına ilişkin tehditler, bu çekilme işini hızlandırmış olabilir. Türkiye için bu çekilmenin önemi Sincar’daki Kürt varlığı yani PKK’nın uzantıları. Bunlar silahlarını bırakacaklar mı? Erbil’deki Kürt Yönetimi onun için mi huzursuz? gibi sorular yanıt bekliyor.
İsrail Başbakanı Netanyahu’nun BM 81. Genel Kurul açılışı nedeniyle ABD’ne yaptığı ziyaretin fiyasko ile sona ermesinin ardından ikinci bir şok da 30 Eylül 2026’daki uçak krizi oldu. Netanyahu’nun, BM Genel Kurul konuşması sırasında salonun tamama yakını tarafından terk edilmesi ve çok beklediği Trump ile görüşememesi, beklediği ilgiyi ABD makamlarından görememesi, sokaklarda yuhalanması Kasım ayında yapılacak seçimlere moralsiz girmesine neden olacak gelişmelerin başında geliyor. Trump da 3 Kasım 2026’da yapılacak Temsilciler ve Senato kısmi seçimlerine hazırlık çerçevesinde baş başa görüşerek Netanyahu’ya destek vermek istememiştir derim. İsrail’i kınamak için ilk kaçırılan uçağın 1968 yılında Roma-Tel Aviv seferini yapan uçak olduğu bilinir. 30 Eylül 2026’daki uçak olayında Birleşik Arap Emirliklerine (BAE) ait Fly Dubai uçağının, içinde 174 İsrailli yolcu ile Dubai’den Tel Aviv’e uçarken Ummanlı yardımcı pilotun diğer pilotu bıçaklaması ve Ummanlı pilotun uçağı yere çakmak için manevra yaparken yolcuların müdahalesi ile düzeltildiği uluslararası haberlerde yer aldı. İsrail’e yönelik bu tip eylemler İsrail’in yaptığı soykırım ve katliamların sonucu olabilir mi? Terör hiçbir zaman desteklenemez ancak bu tür eylemlere de hazırlıklı olmak gerekir. Eğer terörü uygulayan bir devletse işi daha da zorlaşır.
Sayın Cumhurbaşkanının BM Genel Kurul açılışı sırasında yaptığı ikili görüşmelerden en önemlisi Ukrayna Devlet Başkanı V. Zelensky ile yapıldı diyebilirim. Bu görüşmeyi önemli kılan görüşmenin içeriği idi. Türkiye, Rusya’dan tahıl ithalatında Mısır’dan sonra ikinci ülke. Petrolün büyük kısmı da Rusya’dan. Tüm bu ithalat Karadeniz’den Türk bandıralı tanker ve gemilerle yapılmakta. Türkiye’ye ait tanker ve gemilerin Ukrayna tarafından bazen vurulması söz konusu idi. Sayın Erdoğan’ın Zelensky ile görüşmesinde bu konu gündemin ilk maddesiydi. Zelensky garanti vererek Türk gemilerinin vurulmayacağını ifade etti. Türkiye ise Ukrayna’ya teknoloji yardımı yapacak.
30 Eylül 2026’da Rusya Devlet Sözcüsü daha önce Türkiye’deki Rusya Federasyonu Büyükelçiliğinde Müsteşar olarak görev yapan Dimitri Peskov, bir açıklama yaparak Türkiye’nin satın aldığı S 400 füzelerinin üçüncü bir ülkeye naklinin gerçekleştirilmesi için görüşmelerin devam ettiğini ifade etti. Bu Türkiye açısından olumlu bir haber. Böylece Türkiye’nin ABD’den parasını ödediği F 35’leri almasının önü açılacak mı?
Trump’ın Güney Amerika ülkelerine saldırıları, sınır yerine duvar örmesi, göçmenleri geçerli belgelerine rağmen sınırdışı etmesi, Devlet Başkanlarını askeri yöntemlerle değiştirmesi, hatta Maduro örneğinde olduğu gibi eşi ile birlikte kaçırması Latinlerin kendilerini yeni ittifaklarla koruma arayışlarına itti. 17 Latin ülkesinin Çin ile ittifak yapmak için görüşmelere başladığı Batılı kaynaklar tarafından açıklandı.
Tüm bu gelişmeleri göz önünde bulundurunca kaçmak yerine siyaset, diplomasi koridorlarında görüşmeler yoluyla çözümlere ulaşmaya çalışmak gerekir. Kaçmak hayattan kaçmaktır. İnsan kendinden kaçamıyor. Kaçmak kısaca kurtulmak değildir.
Kaçmak kurtulmak mı?
Kaçmak kurtulmak mı?
Paylaş: