.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İzmir Körfezi bize ne anlatıyor, ne yapmalı?

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Körfezi bize ne anlatıyor, ne yapmalı?
İzmir Körfezi bize ne anlatıyor, ne yapmalı?
Paylaş:
2024 yılının Ağustos ve Eylül aylarında İzmir Körfezi’nde toplu balık ölümleri yaşadık. Onlarca ton balık kıyılarımıza vurdu. Bu balıklar hızla toplanırken, bir yandan da nedenine yönelik kapsamlı çalışmalar başlatıldı. İlgili kurumlar ve bilim çevreleri bir araya gelerek süreci çok yönlü şekilde değerlendirdi.

Kritik ölçüm sonuçları!

Balık ölümlerinin yaşandığı dönemde yapılan ölçümler, tabloyu oldukça net ortaya koydu. Deniz suyu sıcaklığı 28–29 °C seviyelerine ulaşmıştı. Bu değerler deniz ekosistemleri açısından kritik bir eşiktir. Sıcaklık arttıkça suyun oksijen tutma kapasitesi azalır ve sistem doğal olarak daha kırılgan hale gelir. Buna eş zamanlı olarak körfeze ulaşan besin maddelerinin artmasıyla algler hızla çoğaldı. Ancak kısa süre sonra bu yoğun oluşum çökmeye başladı. Ayrışma sürecinde bakteriler sudaki oksijeni hızla tüketti. Nitekim ölçümlerde çözünmüş oksijenin birçok noktada 1 mg/L’nin altına, bazı derinliklerde ise 0.1–0.2 mg/L seviyelerine kadar düştüğü görüldü. Oysa sağlıklı bir deniz ortamında bu değerin 6–8 mg/L aralığında olması beklenir. Bu koşullarda balıklar için sonuç kaçınılmazdı.

 Körfez: Kirleticiyi tutan bir sistem

İzmir’in yaşam kaynağı, enerjisi ve kimliğinin önemli bir parçası olan Körfezi, aslında her zaman yetkililerin gündeminde olmuş ve önemli çalışmalar yürütülmüş.  Ancak 2024 yazında yaşananlar, iklim değişikliği, artan sıcaklıklar ve zaman içinde biriken yükün birlikte etkisiyle kırılganlığın belirginleştiğini ortaya koydu. Bu noktada hem Bakanlık Bilim Kurulu’nda hem de İzmir Büyükşehir Belediyesi Körfez Danışma Kurulu’nda yer alan Prof. Dr. Ebru Yeşim Özkan’ın ortaya koyduğu yaklaşım önemli bir çerçeve sunuyor: “Körfezin hidrodinamik yapısı ve ince taneli sediment karakteri, kirleticilerin sistemde tutulmasına ve zamanla etkisinin artmasına neden oluyor. İç körfezde sorun artık kirleticilerin miktarından çok, oluşturdukları ekolojik risktir.”

Başka bir ifadeyle, körfez kirleticileri uzaklaştıramayan; tutan, çökelten ve zamanla etkisini büyüten bir sistem gibi davranıyor. Üstelik bu sisteme, Gediz Nehri, çok sayıda dere, kentsel alanlar, sanayi ve denizcilik faaliyetleri birlikte etki ediyor. Yani körfez, tek bir kaynaktan değil, farklı yollarla gelen yüklerin birleştiği bir sistem olarak baskı altında kalıyor.

Dünya ne yapıyor?

Bizde ve dünya genelinde benzer sorunlar yaşanan önemli yerler oldu elbette. Örneğin Haliç, İzmit Körfezi, Londra’daki Thames Nehri, ABD’de Chesapeake Körfezi, Japonya’da Tokyo Körfezi ve Seto İç Denizi…

Peki bu sistemler nasıl toparlandı?

İstanbul Haliç’te yürütülen rehabilitasyon sürecinde kirletici kaynakların sistemden uzaklaştırılması, dip çamurunun temizlenmesi ve su sirkülasyonunun artırılması birlikte ele alınarak ekosistem yeniden canlandırıldı. Çalışmalar halen devam ediyor. Aynı yaklaşım bugün İzmit Körfezi’nde de uygulanıyor. Dip çamuru hidrolik sistemlerle karaya alınarak susuzlaştırılıyor ve kontrollü şekilde bertaraf ediliyor.

Londra’da ise sorun farklı bir noktadaydı. Birleşik kanalizasyon sistemi, artan nüfus ve yoğun yağışlar karşısında yetersiz kalıyor ve taşan atıksular doğrudan Thames’e karışıyordu. Bu soruna çözüm olarak inşa edilen Thames Tideway Tüneli, taşkınları önleyerek atıksuyu arıtma sistemine yönlendiren dev bir altyapı yatırımı oldu.

ABD’de Chesapeake Körfezi’nde çözüm, yalnızca suya değil, onu besleyen havzaya odaklanılarak geliştirildi. Tarımsal ve kentsel kirlilik yüklerinin azaltılmasına yönelik önemli ilerlemeler sağlandı; süreç hâlen devam ediyor.

Japonya’da Tokyo Körfezi ve özellikle Seto İç Denizi’nde ileri arıtma teknolojileri ile birlikte azot ve fosfor yüklerine getirilen yasal sınırlamalar sayesinde su kalitesi önemli ölçüde iyileştirildi. Avustralya’da Sidney Limanı’nda kentsel akış ve yağmur suyu kaynaklı kirlilik kontrol altına alındı. Hollanda’da ise özellikle Rotterdam örneğinde su yönetimi, sürekli izleme ve entegre planlama yaklaşımıyla ele alınıyor. Tüm bu örnekler bize aynı gerçeği gösteriyor:
Bu tür sistemler tek bir müdahale ile değil, bütüncül ve uzun vadeli yaklaşımlarla iyileşir.

Çözüm Çalışmaları:
 
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın, bilim kurulu eşliğinde yürüttüğü “İzmir Körfezi Ekosisteminin Değerlendirilmesi ve Kirlilik Kaynaklarının Etkilerinin Belirlenmesi- İzmir İçin Nefes” projesinin sonuç raporu tamamlandı. Bu süreçte yürütülen çalışmalar, ulusal ölçekte koordinasyon, sürekli izleme ve havza bazlı yönetim yaklaşımını da içermekte.  Diğer yandan, geçtiğimiz hafta İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından “Sağlıklı Körfez” hedefiyle uluslararası bir konferans gerçekleştirildi. Bu süreçte bilim insanları; körfeze ulaşan kirliliğin azaltılması, dipte birikmiş yükün temizlenmesi ve su sirkülasyonunun artırılması yönünde önemli çözüm önerileri ortaya koydu.

İlave olarak Bakanlık tarafından önemli bir proje 2026 yılı yatırım programına alındı: “İzmir Körfezi’nin Dijital İkizinin Oluşturulması – İzmir Körfezi Bütünleşik Modelleme Sistemi Projesi”.  Bu proje ile körfezin üç boyutlu olarak modellenmesi, dijital bir kopyasının oluşturulması ve Körfez için orta ve uzun vadede alınabilecek tedbirler programının farklı senaryolarda test edilmesi hedefleniyor.

Bir taraftan da acil eylem planı kapsamında çeşitli çalışmalar adım adım hayata geçiriliyor.
İzmir kent merkezinde yaşayan yaklaşık 3 milyonluk nüfusun atıksuları ağırlıklı olarak Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nde arıtılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar, özellikle arıtma altyapısının güçlendirilmesi, kentsel kaynaklı yüklerin azaltılması ve körfez ölçeğinde sürdürülebilir yönetim yaklaşımının geliştirilmesi açısından önemli bir çerçeve sunmaktadır. Bu kapsamda, Çiğli tesisinde kapasitesinin artırılması ve mevcut ünitelerin revizyonu tamamlandı. Arıtma çıkış suyunun değerlendirmeleri sonucunda tesise, Bakanlık tarafından geçtiğimiz günlerde çevre izin belgesi de düzenlendi. Bu durum, evsel atıksu kaynaklı etkinin azaltılması açısından önemli bir gelişme.  Gediz Havzası için Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda ilgili kurumların katılımıyla düzenli toplantılar yapılmakta. Diğer yandan yetkili kurumlar tarafından kaçak deşarjların önlenmesine yönelik denetimler de sürdürülüyor. Bununla birlikte, geçmişte gündeme gelen “İzmir Körfezi ve Limanı Rehabilitasyon Projesi” de hatırlanmalıdır. Bu proje, sirkülasyonun artırılması, dip çamurunun temizlenmesi ve ekosistem restorasyonunu birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşım sunuyordu. Bugün de benzer yaklaşımların yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Son sözümüz

İzmir Körfezi’nde bugün gelinen nokta, çözüm çerçevesinin bilimsel olarak büyük ölçüde netleştiğini gösteriyor. Bundan sonrası, tanımlanmış plan ve aşamaların güçlü bir kurumsal koordinasyon ve kararlılıkla hayata geçirilmesine bağlı. Çünkü mesele, İzmir’in yaşam kaynağı olan Körfez’i yeniden nefes alan, canlı ve sağlıklı haliyle geleceğe taşıyabilmek.