.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İTB’den ‘Gümrük Birliği’ uyarısı: Revize edilmeli

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, mevcut Gümrük Birliği yapısının Türkiye aleyhine işlediğine dikkat çekerek, revize çağrısında bulundu. Kestelli, emek yoğun sektörlerin dönüşümünü sağlamak ve tarımda iklim krizine karşı acil önlemler alınması gerektiğini vurguladı.
İTB’den ‘Gümrük Birliği’ uyarısı: Revize edilmeli
Paylaş:
İTB Şubat ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkan Yardımcısı Moiz Hemsi yönetiminde gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Kestelli, 2026 yılının ilk iki ayını değerlendirdi. Ekonomide dezenflasyon sürecinin arzu edilen hızda ilerlemediğini belirten Kestelli, “Ocak ayı enflasyon verileri, Merkez Bankası’nın hedef güncellemesi ve beklentilerdeki katılık, sürecin öngörülenden daha zorlu bir patikada ilerlediğine işaret ediyor. Sürdürülebilir, kaliteli ve kapsayıcı büyüme hedefi doğrultusunda, stratejik çerçevemizi geliştirecek ve uygulamayı hızlandıracak adımların değerlendirilmesi yararlı olabilir. Çünkü dünya, bizim tempomuzdan çok daha hızlı değişip dönüşüyor” dedi. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın gümrük vergileri politikalarının küresel ticareti etkilediğini vurgulayan Kestelli, Avrupa Birliği’nin MERCOSUR ve Hindistan ile yaptığı anlaşmalara dikkat çekti. Bu anlaşmalarla AB’nin tarife kalemlerinin yüzde 90’ından fazlasında gümrük vergilerini kaldıracağını hatırlattı.

“Türkiye pazar kaybedebilir”

Söz konusu anlaşmaların Türkiye’yi doğrudan etkileyeceğini belirten Kestelli, AB ile olan Gümrük Birliği’nin eşitsiz yapısına işaret eden Kestelli, “2024 verilerine göre Türkiye, toplam ihracatının yaklaşık yüzde 41’ini AB ülkelerine yapıyor. Toplam ithalatımızın yüzde 32’si de AB ülkelerinden geliyor. Türkiye’nin toplam dış ticaretinin yüzde 36’sını AB ile yapılan işlemler oluşturuyor. Dolayısıyla bu durum AB’yi Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı yapıyor. Bu anlaşmalar ile Türkiye’den Avrupa’ya ihraç edilen emek yoğun sektörlerdeki birçok mal, Hindistan ve Latin Amerika’dan daha ucuza alınabilecek ve Türkiye pek çok sektörde pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya gelecek” diye konuştu. 

Hindistan’ın iş gücü büyüklüğü ve düşük ücret avantajına değinen Kestelli, bu durumun özellikle emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin rekabet gücünü zayıflatabileceğini söyleyen Kestelli, “Hindistan’ın hem sayısal çoğunluğa hem de daha düşük ücretle işçi çalıştırabilme gücüne sahip olması, emek yoğun sektörlerde Türkiye’nin AB ile olan köklü ticaretini baltalama potansiyeli taşıyor” dedi. 

2 stratejik adım

Türkiye’nin atması gereken iki stratejik adım olduğuna dikkat çeken Kestelli, şöyle konuştu: “Öncelikle ve hızla, aleyhimize çalışan gümrük birliğinin revize edilmesini temin etmek.  İkinci olarak da, yapısal adımlarla emek yoğun sektörlerin dönüşümünü sağlamak.  Katma değerli üretim sonucu ortaya çıkan teknoloji yoğun ürünlerin muadillerini elde etmek, emek yoğun sektörlerdeki ürünlere kıyasla zor olduğundan bu senaryoda Türkiye’nin ithalat ve ihracatı, kendi söz hakkı bulunmayan anlaşmalara bağlı olmaktan görece kurtulacak ve en azından bu tarz durumlardan daha az etkilenecektir. Ayrıca teknoloji yoğun ürünlerin üretimi için kurulması gereken altyapı oluşturulduğunda otomasyon teknolojileri de gelişeceğinden birim maliyeti düşürmek mümkün hale gelecek ve bu sayede Türkiye efektif şekilde daha verimli ve daha kaliteli ürünler üretebilecektir. Bu gerçekleşmediği takdirde Türkiye üretimde ucuz emeğe ve katma değersiz üretime devam etmek zorundadır ki bu da hem işçi ücretlerini artırmayarak refahı kısıtlamak hem de diğer ülkeler tarafından ticari rekabet baskısı altında kalmak anlamına gelir. Bu durum Türkiye’yi çok kırılgan ve hassas bir konuma sokmaktadır” diye konuştu. 


AŞIRI YAĞIŞLAR İÇİN TARIMDA ÖNLEM ÇAĞRISI 

Yaşanan aşırı yağışların olumsuz etkilerine değinen Kestelli, “Ülke genelinde yağışların uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 50 üzerinde gerçekleşmesi, tarım arazilerinde su birikmesi sorununu doğurdu. Özellikle kışlık sebzeler, erken ilkbahar ekimleri ve örtü altı üretimde verim kayıpları oluşuyor. Ürünlerimizin pazarlanabilir kısmının azalması üreticilerimizin gelirini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor. İzmir ve çevresindeki sera alanlarında meydana gelen hasarlar da zararın boyutunu artırmış durumda. Ayrıca, aşırı yağışların uzun vadede toprak verimliliğini de tehdit ettiğini söyleyebiliriz. Bu tablo bize bir kez daha göstermektedir ki iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bu dönemde tarım sektöründe drenaj altyapısının güçlendirilmesi, erozyon önleyici uygulamaların yaygınlaştırılması ve etkin risk yönetimi büyük önem taşıyor” ifadelerine yer verdi.