.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İran savaşının ekonomiye zararı hissedilmeye başladı

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İran savaşının ekonomiye zararı hissedilmeye başladı
İran savaşının ekonomiye zararı hissedilmeye başladı
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Halil İnalcık ve Osman Turan’dan sonra “Türk – Selçuklu – Osmanlı Tarihçisi” olarak tanınan Prof. Dr. İlber Ortalı hocamız da vefat etti. Elim kaybımızla ilgili görüşünüz?

K – Herhalde yakınları hariç, durumunu bilmeyenler açısından biraz da beklenmedik bir kayıp oldu. Fatih Altaylı son bir yıldır durumunun gittikçe kötüleştiğini söyledi. Şeker ile ilgili sıkıntılarını da dikkate almadığı anlaşılıyor. Ancak yine de son iki hafta öncesine kadar, her zaman olduğu gibi, gündemin kendi uzmanlığıyla kesişecek konularına dikkat çekiyordu. Bunlardan Ayasofya Kilisesi’nde restorasyon adına yapılan çalışmalar ile ilgili “çökme tehlikesi”ni gündeme getirmesi ve liyakat ile ilgili “Türkiye’nin en büyük tehlikesi nepotizm’dir (akran-akraba kayırmacılığı). Bununla mücadele etmek zorundasınız. Nepotizm Türkiye’yi eritiyor. Kaçanlar bundan kaçıyor. Bununla sadece okur-yazar sınıf mücadele eder” eleştirileri akla ilk gelenler. Öte yandan bilimsel ve eleştirel yaklaşımlarına karşın, 7 yıl Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olarak çalışması ve 2018’de Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığında bulunması iktidar ile beraber çalışabilen anlayışını da ortaya koyuyordu. Bir bilimadamı olarak ölümünden sonra Fatih Camii haziresinde toprağa verildi. Her şekilde kendi uzmanlığı penceresinden bilimsel olarak baktığı güncel olaylara bir “izan” getiriyordu. Yokluğu çok hissedilecektir.
GÖZLEM – CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyeleriyle İBB Davası sırasında İstanbul’da ve Türkiye genelinde sürdürecekleri eylemleri konuştuğu toplantıdan “mücadeleye devam” kararı çıktı. “Partinin her hafta farklı bir ilde yaptığı mitinglerin devam edeceğini” belirten kurmaylar “İstanbul’u da terk etmeyeceğiz. Hem Silivri’de olacağız hem de daha çok çarşıda, pazarda, saha ziyaretlerinde olacağız. Belediye açılışları da artacak” dediler. Siz ne diyorsunuz?

K – Özgür Özel tartışmaya açık olmayacak, şekilde CHP ve muhalefete dönük baskıların karşısındaki en baş ve örnek direnişçi haline dönüştü. Ekrem İmamoğlu başta bu baskıları çok fazla gündemde tutarak CHP’nin esas eğilmesi gereken muhalif politikalara yeterince dikkat çekmediği eleştirisine rağmen bana göre bu süreçte üstlendiği rol ve çabası kesinlikle gözardı edilemez ve küçümsenemez. İktidarın CHP’ye saldırısı sona ermeyecek. Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özcan hakkında tutuklanma sebebinden bambaşka bir konuda yeni bir dava açılması ve AKP’ye “topuklayan” Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun baş düşmanı Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel’in tutuklanması bu stratejinin son örnekleri. Dolayısıyla Özel’in yapması gereken, bir taraftan CHP ve muhalefete baskıya dönük direnişi devam ettirirken, diğer taraftan da iktidar olduklarında Türkiye’nin nasıl yönetileceğini ve neler yapılacağını açık, seçik ve bıkıp usanmadan tekrarlayıp, sade vatandaşın ezberleyeceği hale sokmak olmalı.

GÖZLEM – Hayat pahalılığı bir türlü önlenemiyor. “Halkın giderek fakirleştiği” iddiaları” gündemde. Nelerin yapılması gerekiyor, neden yapılamıyor?
K – Yapılması gerekeni bu iktidar, ideolojisi gereği yapamaz. Bu iktidarın dayandığı kesimler enflasyondan faydalanan, enflasyonist ortamda daha zengin hale gelen kesimler. Evet enflasyondan zarar gören emekli, dar gelirli de bu iktidara oy veriyordu, hâlâ da veriyor. Ancak özellikle bu yıl içinde yaşanacak ve yaşanıyor olan ekonomik gelişmelerden dolayı bu kesimin “gözleri” iyice açılır hale geldi, geliyor. Dolayısıyla bu kesimi ekonomik politikalarıyla tatmin edemeyen iktidarın elinde, güvenilir seçmen olarak, sadece mevcut ideolojisiyle memnun ettiği enflasyondan fayda gören küçük ve büyük sermayenin bir kısmı kalıyor. Enflasyonla mücadele için şu ana kadar yapılmaya devam edilen para arzını kısmak kadar, israf ve rantı engellemek, tasarruf yapmak ve vergilerdeki istisnaları kaldırarak büyük yandaş sermayeden alınması gereken vergileri almaya başlamak gerekiyor. Bu iktidar bunları yapamaz çünkü kendi yaşam amacı, bekası mevcut düzenin devam etmesi üzerine kurulu. Dolayısıyla da para arzını kısarak bir taraftan topladığını, bu önlemleri alamayarak diğer taraftan kaybediyor. Torba delik. İçine ne kadar koysanız, alttan o kadar gidiyor. İçine hızla koymaya devam ederek ulaşılabilecek bir sonuç yok. Sadece torbanın tamamen boşalmasını geciktiriyorsunuz. Ama o derecede de yoruluyorsunuz. İktidarın az zamanı kaldı, seçime gidecekse gitmeden “torbayı fazlaca dolduracak” bir dönemin gelmesini bekliyor.

GÖZLEM – Trump’ın “İran ile savaş sürecinin devam edeceği açıklamasını” ve Hürmüz Boğazı’nın açılmaması ve “açılmasının da kısa sürede mümkün görünmemesi”ni Türkiye ekonomisine yapabileceği etki bakımından nasıl yorumlayabilirsiniz?
K – İran savaşının Türk ekonomisine zararı ciddi biçimde hissedilmeye başladı. Akaryakıt fiyatlarında akılcıl bir şekilde kullanılmaya başlanan “eşelmobil” sistemi, aslında yapısı gereği kısa vadeli bir çözümdü. Şimdi Özel Tüketim Vergisi’nden karşılanan petrol zamları bu vergiyi tamamladığı için, artık petrol fiyatlarındaki artış olduğu gibi tüketiciye dönük fiyatlara yansıtılacak. Böylece enflasyon hem akaryakıt fiyatlarındaki artış, hem de bu artışın ulaştırma maliyeti yoluyla diğer pek çok kalemde yol açacağı artış nedeniyle katlanarak yükselecek. Şimdiden “temkinli” olan piyasa bile yıl sonu enflasyonu tahminlerini yüzde 30’lara doğru yükseltmeye başladı. Bu TÜİK hesaplarıyla ortaya çıkan rakamlar. İşin gerçeğini, mutfakta, pazarda sade vatandaş çok daha ciddi şekilde hissedecek. Hürmüz Boğazı’nın çok daha uzun süre bu şekilde büyük ölçüde kapalı kalması ise Brent petrol fiyatının 100 dolar seviyelerinden, Bloomberg’e göre 160 doları geçmesine neden olacak. Sonuç olarak da bu savaş biraz daha davam ederse ki öyle görünüyor, iktidarın seçime gitmeyi hedeflediği 2027’de geçim sıkıntısı çok daha büyük bir seviyede olacak. Tabii bu şartlarda, Türkiye bir savaşa çekilmez de “normal” şekilde seçim sürecine girerse.
GÖZLEM – Siz, Türkiye’nin İran Savaşı’na çekileceğini mi düşünüyorsunuz?

K – Hafta içinde İran tarafından yolladığı iddia edilen, ancak İran’ın ısrarla yolladığını “reddettiği” üçüncü füze, Türkiye’yi bu savaşa çekmeye çalışan son, ama sonuncu olmayacağı anlaşılan “çaba” oldu. Milli Savunma Bakanlığı “İran’dan ateşlenip Türk hava sahasına giren bir balistik mühimmatın Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO (muhtemelen Amerikan) unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini” bildirdi. Buna karşı İran’ın Ankara Büyükelçiliği “İran’dan Türkiye’ye hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır. Bu ülke cumhurbaşkanları arasında gerçekleşen son görüşme ve dışişleri bakanları arasındaki temaslar dikkate alındığında, İran İslam Cumhuriyeti, herhangi bir belirsizliği gidermek amacıyla bu konunun ayrıntılı şekilde incelenmesi için ortak bir teknik ekip oluşturulmasına hazır olduğunu bildirmiştir. İran İslam Cumhuriyeti dost ve komşu ülke olan Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır” açıklaması yaptı. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammed Hassan Habibollahzadeh de “Nasıl böyle bir şey olabilir? Kanaatimizce bunu 3. taraf unsurları yapıyor” dedi. Yani İran “Vallahi biz atmadık, isterseniz gelin inceleyin” diyor. İran’la sınırlarımız 1639’daki Kasr-ı Şirin anlaşmasıyla belirlenmiş. Neredeyse 400 yıllık bir geçmiş ve barış var. İran’ın; toprakları Amerikan saldırıları için kullanılmayan Türkiye’yi savaşın içine sokarak elde edeceği hiçbir kazanç yok. Bilakis zarar var. Bunu da sadece İran değil, iktidarın değişik unsurları da söylüyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş “İran’ın Türkiye’ye füze atması için İran’ın bir milli menfaati yok. Ya çok büyük bir yanılgı içerisinde olmaları lazım ya da Türkiye’yle İran’ı bir çatışmanın içine sokmak isteyen güçlerin bir provokasyonu olabilir” diye konuştu. Eğer böyle bir füze atıldıysa, bu ya İran’daki rejim karşıtı unsurların, daha da akla yatkın olanı kendi attığını kendi vuracak Amerika da dahil, Türkiye’nin İran’a karşı savaşa girmesinden menfaat duyacak “müttefiklerin” işi olabilir.

++++