.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İran’ı anlamadan bu savaşı okuyamazsınız

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İran’ı anlamadan bu savaşı okuyamazsınız
İran’ı anlamadan bu savaşı okuyamazsınız
Paylaş:
İran’ın tarih boyunca uyguladığı strateji basit ama derindir. İlk darbeyi karşılamak, geri çekilmek, sonra oyunu değiştirmek.
Araplar geldi, kaldılar ama İrani’leştiler. Türk Hanedanları geldi yönetti ama Farsça konuştular. Moğollar geldi, yıktı ama sonunda İran Devlet geleneğine teslim oldular.
Ortadoğu’da süren ABD–İsrail–İran savaşı, ilk bakışta klasik bir güç mücadelesi gibi görünür. Yüksek teknolojiye sahip iki askeri güç, İran’ın askeri kapasitesini hedef alıyor.
Nitekim 28 Şubat’ta başlayan operasyonlarda İran’ın üst düzey kadroları ve stratejik tesisleri ağır darbe aldı. Ama bu savaşın gidişatını belirleyecek olan şey, bombaların gücü değil, İran’ın tarihsel refleksidir. Çünkü İran bir devlet değil, bir devlet davranışı geleneğidir.
ABD ve İsrail’in stratejisi net. Hava üstünlüğü, lider kadroyu tasfiye, askeri altyapıyı çökertme. Bu model Irak’ta, Libya’da çalıştı. Ama 2500 yıllık bir devlet olan İran aynı kategoriye girmez.
Bugün Washington’un ve Tel Aviv’in karşısında duran yapı, klasik bir ulus-devlet değil; yüzyıllardır istilalara karşı hep aynı refleksi geliştirmiş siyasi bir organizmadır
Nitekim sahadaki gelişmeler de bunu doğruluyor. İran ağır kayıplar vermesine rağmen çatışmayı genişletti, füze saldırılarını sürdürdü ve müzakereyi reddetti.
Bu, zayıflığın değil, bilinçli bir stratejinin göstergesidir. İran hiçbir zaman “hızlı kazanma” üzerine kurulu bir askeri akla sahip olmadı. Onun stratejisi şudur: Savaşı kendi lehine dönüştürmek. Bugün bunu üç alanda açıkça görüyoruz:
1. Coğrafyayı savaşa dahil etmek
İran çatışmayı sadece kendi sınırlarında tutmuyor. Körfez, Irak, Lübnan hattı üzerinden savaşı bölgeselleştiriyor.
2. Ekonomiyi silah haline getirmek
Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi bile küresel enerji piyasalarını sarstı.
3. Zamanı uzatmak
ABD iç siyaseti, enerji fiyatları ve küresel baskı arttıkça savaşın maliyeti büyüyor.
Bu nedenle İran’ın hedefi kazanmak değil, rakibin kazanmasını imkânsız hale getirmek.  Rejim değişikliği neden zor? Savaşın erken aşamasında İran liderliğinin önemli kısmı hedef alındı ve öldürüldü. Normal şartlarda bu bir devletin çökmesine yol açar. Ama İran’da sistem kişilere bağlı değildir. Bu, İran’ın tarihsel mirasıdır. Devlet yıkılır ama bürokrasi kalır. Lider gider ama yapı devam eder. Bugün de benzer bir tablo var.
Yeni liderlik hızla oluşturuldu, savaş devam ediyor ve İran geri adım atmıyor. Bu nedenle “rejim değişikliği” söylemi sahada karşılık bulmakta zorlanıyor. Bugün en kritik soru şu; İran neden teslim olmuyor?  ABD açıkça daha sert saldırılarla tehdit ediyor. İsrail operasyonlarını yoğunlaştırıyor. Ama İran ateşkesi reddediyor ve kendi şartlarını dayatıyor. Bunun nedeni ideolojik değil, tarihsel, Iran devlet aklı için en büyük risk askeri yenilgi değil, teslimiyetin yaratacağı çözülmedir.
Çünkü İran tarihi şunu öğretmiştir: “Geri çekil, ama teslim olma.”
 Bugün sahada dikkat çeken bir gerçek var: ABD ve İsrail askeri olarak üstün ama buna rağmen İran yıkılmıyor. Bu çelişki aslında savaşın sonucunu belirliyor. İran uzun savaşlara alışkın bir yapı. Yaptırımlar altında yaşadı.  İzolasyonla baş etti. Vekil güçlerle mücadele yürüttü. Bu nedenle bugün uyguladığı strateji çok net: yıprat, yay, bekle.
 Peki bu savaş nasıl biter? Kısa cevap: hızlı bitmez. Çünkü tarafların hedefleri uyumsuz. ABD ve İsrail hızlı sonuç, İran uzun dirençten yana... Bugün gelinen noktada bu nedenle askeri operasyonlar sürüyor, diplomasi sonuç vermiyor, arabuluculuk çabaları zayıf kalıyor
Bu tablo bize şunu söylüyor: “kaybedebilirim, âmâ seni de kazandırmam “.
 İran’ı sadece bugünün askeri dengeleriyle okuyanlar yanılır. Bu ülke defalarca yıkıldı, ama her seferinde yeniden kuruldu. Iran bir ordu değil bir tarih refleksidir. Ve o aynı refleks şunu söyler "Devlet yıkılsa bile oyun bitmez" Ve belki de bu yüzden bu savaşın en tehlikeli sonucu şudur: uzayan parçalı ve bölgeye yayılmış bir çatışma.