.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İktidar muhalif tarikat ve cemaatleri şekillendiriyor

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İktidar muhalif tarikat ve cemaatleri şekillendiriyor
İktidar muhalif tarikat ve cemaatleri şekillendiriyor
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü operasyonda Süleymancılar olarak bilinen cemaatin lideri Alihan Kuriş dahil 38 kişi tutuklandı. Kuriş’in kardeşinin evinden 1 milyar 340 milyon liralık 200 adet külçe altın çıktı. Süleymancılara dönük soruşturmanın hemen ardından da Adana’da Furkan Vakfı’nın sahibi Alparslan Kuytul ile beraber 32 kişi gözaltına alındı. Vakfın 5 şirketine kayyum atandı. İktidarın “arka bahçesi” gibi görüyor olması gerektiği düşünülebilecek bu dini cemaatlere karşı başlattığı soruşturmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi Süleymancılar için başlattığı soruşturmayla ilgili “Burada alt kısımdaki inanan insanlarla yukarıdaki bunu çıkar örgütüne dönüştüren insanların ayrımının iyi yapılması gerekiyor. Burada örgüt üst yönetimine yapılan bir operasyon var. Yani geniş kesimlere yönelik olarak yapılan bir operasyon yok” dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek de, Furkancılar soruşturması ile ilgili “Özellikle vurgulamak isterim ki bu soruşturma herhangi bir dini grubu, inancı, düşünceyi veya hukuka uygun faaliyeti” konu almadığını ifade etti. Bu operasyonların nedenine gelince; Furkancıların lideri Alparslan Kuytul, Süleymancılara dönük operasyonu “Şayet Süleymancılar AKP’li olsaydılar başlarına bunun gelmeyeceğinden adım gibi eminim. Her yere kayyım atamaya çok fena alıştılar. Cemaatin başına kimin geçeceğine devlet mi karar verecek?” diye eleştirmişti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da, operasyondan tam bir gün önce “Senin de suyun yeterince ısındı Kuytul! Akıllanmamışsın, sıra sana da gelecek” diye hedef aldı ve Kuytul gözaltına alındıktan sonra paylaşımını sildi. Nihayetinde burada iktidarın, operasyon yaptığı dini cemaatlerin yönetimlerini kendisine muhalif gördüğü anlaşılıyor. Ama bu soruşturmalar yürütülürken, cemaatlerin oy potansiyeli olan üyelerini de ürkütmemek için özel hassasiyet gösteriliyor. Kuytul’un sözleri, örneğin büyük bir miras kavgası içinde hayale gelmeyecek detayların, servetlerin ve para hareketlerinin ortaya çıktığı Menzil tarikatına karşı veya başka tarikatlara karşı niye bir adım atılmadığına işaret ediyor. Bu cemaatler, müritlerinden topladıkları kaynakların yanısıra, işlettikleri vakıflar vergiden muaf tutularak ve yapılan protokollerle devlet eliyle de zenginleşiyorlar. Dolayısıyla da burada iktidarın, kendi sağladığı ortam içinde gelişen, ancak sonradan yönetimlerinden memnun olmadığı tarikat ve cemaatleri “yeniden şekillendirme” yoluna gittiği anlaşılıyor.
GÖZLEM – Ankara Etimesgut’tan sonra İzmir Menderes’te de, CHP yönetiminin mutlak butlan ile değişmesi sonrası bazı belediye meclisi üyeleri, Cumhur İttifakı ile birlikte hareket etti. Yeni Parti adayına karşı; Etimesgut’ta Cumhur İttifakı CHP’li mutlak butlan adayını desteklerken, Menderes’te de CHP’li üyeler AKP’li adayı destekleyerek belediye başkanı seçilmesini sağladılar. Şimdi kulislerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin de benzer durumun olabileceği konuşuluyor. CHP’nin yeni yönetiminin bu tutumu devam edecek mi?
K – CHP’nin mutlak butlan yönetiminin medya ve halkla ilişkiler sorumlusu Deniz Demir, Menderes seçiminde yaşananları “Talihsiz, üzücü bir olay” olarak değerlendirdi ve “Küçük bir yol kazası olduğunu düşünüyorum. Kim bu olayın yaşanmasına sebep olduysa, disiplin kurulu olarak partimiz cezasını verecektir” dedi. Ama ben bu durumun bir “kaza” olduğunu düşünmüyorum. Bir defa seçim öncesi Parti Meclisi’ndeki havanın ne olduğunu CHP yönetiminin bilmiyor olması düşünülemez. Muhakkak biliyorlardır ve yakından izlemişlerdir. Seçim dört tur sürdü. Arada müdahale edilebilirdi. Bunun bilinmiyor ve hatta ayarlanmamış olamayacağı seçimden sonra CHP’li Meclis Üyesi Harun Bila’nın AKP İl Başkanı Bilal Saygılı ile birlikte fotoğraf vermesi ve AKP’li yeni başkan Asuman Şen’i kutlamasından da belli. Bunlar, olayın CHP yönetimine rağmen yapılmadığını ortaya koyuyor. Şimdi beğenmediği il başkanlarını hızla değiştiren Kemal Kılıçdaroğlu’nun, eğer olay hakikaten yol kazası idiyse AKP adayına oy veren meclis üyelerini derhal partiden ihraç etmesi gerekmez mi? Sadece bu seçimlerden değil, esas Kemal Kılıçdaroğlu’nun AKP’ye karşı ciddi bir muhalefet yürütmemesinden mutlak butlan CHP’sinin Cumhur İttifakı’yla birlikte hareket edeceği anlaşılıyor. “Ahmak” davasındaki 2 yıl 7 ay 15 günlük mahkumiyet kararı Yargıtay tarafından onanırsa İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu yasaklı hale gelecek. Bu durumda da İBB Meclisi’nde yeni başkan için seçim yapılacak. İBB’de CHP’ye dönük baskılar sonrası CHP’nin üye sayısı 185’den 157’ye indiği, bunun da 17’sinin kent uzlaşısı kapsamında CHP’den seçilmiş DEM partili üyeler olduğu hesaplanıyor. Cumhur İttifakı’nın ise 138 üyesi olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla yeni bir seçim yapılması durumunda, DEM’liler de Cumhur’a destek verirse, CHP’nin yeni butlan yönetiminde kalacaklarının da eklenmesiyle, İBB’nin Cumhur İttifakı’na geçmesi olası gözüküyor. Erdoğan’ın amacı bu. Ancak bunun siyasi faturası hem Kılıçdaroğlu ve butlan CHP’sine, hem de yaratacağı büyük “haksızlık” infiali nedeniyle AKP’ye ve hatta DEM’e de çok ağır olur.
GÖZLEM – Ekrem İmamoğlu’nun çete lideri olarak suçlandığı İBB davasının ikinci bölümü Silivri’de 1 milyar liraya malolan 2 bin 295 kişilik salonda başladı. Salon o kadar büyük ki tutuklu yakınları ve gazeteciler davayı dürbün ile izlemek zorunda kalıyorlar. İmamoğlu savunma yapmak isterken, davanın hakimi “Uygun yerde, makul sürede savunmayı alacağız” dedi. Davayı izleyen Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel de “Göstermelik yargılama bile yok” tepkisi verdi. Bu davanın sonu ne olacak?
K – Davanın sonu aslında gidişatından belli de, üçüncü gün Ekrem İmamoğlu’nun gazetecilere anlattığı fıkra, bu davanın iktidarın istediği işe yaramayacağını bir kez daha ortaya koydu: “Bir gün Temel Dursun’a seslenmiş, bağırmış, bağırmış sesini duyuramamış. Sonra eline dürbün alıp bakmış, bu kez fısıldayarak ‘Ula Dursun, ula Dursun’ demiş.” Ekrem İmamoğlu’nu yıkamıyorlar, çözemiyorlar. Çözülmediği her gün de daha çok güçleniyor.
GÖZLEM – Sanayiciler isyanda. Enflasyonu düşürmek için döviz kurunun baskılanması ve faizlerin düşürülmemesi iflaslar getiriyor. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan “Bıçak kemiğe dayandı, sanayici olarak bizim dayanacak gücümüz kalmadı” dedi. Sanayici böyle diyorsa, dar gelirli ne yapsın?
K – Ekonomi yönetiminin ince ayar yaparak “dövizi daha serbest bırakacağı” ve “kredi faizlerini biraz olsun düşürecek” adımlar atacağı ifade ediliyor. Ancak bunlar çok zayıf kalacak adımlar. Bu adımların güçlendirilmesi ise ekonomi yönetiminin işine gelmez. Çünkü o zaman tüketim artacağı ve özellikle döviz artışıyla ithal fiyatlar yükseleceği için enflasyon yeniden sıçrar. Dar ve sabit gelirlinin beklediği müjde bu değil. Durumlarının iyileşmesi için Erdoğan’ın seçim kararı alıp, bu kesime odaklı iyileştirmeler yapması, diğer bir deyimle seçim ekonomisine geçmesi gerekir.
GÖZLEM – Fenerbahçe sezona iyi başlamadı. Teknik Direktör İsmail Kartal’ın tercihleri sorgulanıyor. Kaybedilen Gençlerbirliği maçı sonrası Kartal, “Sonuçta Şampiyonlar Ligi maçı oynuyoruz, 3-4 günde bir maça çıkıyoruz. Aslında hem rotasyon, hem de ...takım içerisindeki rekabeti arttırmak için herkesin oynaması gerekiyor” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’nin önceliğini iyi anlamamış olduğunu düşünüyorum. Oysa Aziz Yıldırım seçilirken bunu çok açık ifade etti: “Önceliğim Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak” dedi. Kartal’ın aklı karışık. Sen yeni sezona başlıyorsun, işler biraz yanlış gitse topun ağzındasın. Rotasyonu, rekabeti bırakıp tüm gücüyle lige yüklenmesi gerekir. Greenwood, Archie Brown, Kante, Semedo, Kerem Aktürkoğlu yok. Lukaku hiç yok. Lyon maçı öncesi Lukaku için “Şu anda yüzde 100 hazır değil ama kadroya alacağım. Faydalanmak için transfer ettik” diyor. Faydalanmak için oynatmak gerek. Lukaku göz bebeği olmalı çünkü Fenerbahçe santraforu üzerine oyun kurmazsa şampiyonluğu yakalamayacak. Oysa Lukaku’yu “gözbebeği” gibi değil, “olsa iyi olur” kapsamında görüyor.

++++