.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Hangi liberal demokrasi

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Hangi liberal demokrasi
Hangi liberal demokrasi
Paylaş:
Ünlü ekonomist Daron Acemoğlu'nun “Hangi Liberal Demokrasi” adlı kitabı bu haftaki yazımızın konusunu oluşturacak. Kitap Türkiye ve ABD ile eş zamanlı yayınlandı. Doğan kitap tarafından basılmış olup diğer popüler kitapların (ortak yazarlar ile yayınlanan Ulusların Düşüşü, Dar Koridor, İktidar ve Teknoloji gibi) aksine yazar tek başına kaleme almış. Kitap yayınlandığı andan itibaren küresel çapta hayli yankı uyandırdı. “The Ekonomist” ile yazar arasında sert ve canlı tartışmalar yaşandı. Kitap özetle liberal demokratik sistemlerin yaşamış olduğu problemlere, krizlere odaklanmakta ve bu krizlerden nasıl çıkılabileceğine ilişkin önerileri ele almaktadır. Kitabın ana başlığı altındaki “Ortak Refah Siyasetini Yeniden İnşa Etmek” ifadesi adeta kitabın yazılış amacını belirliyor.
Kitap 10 bölümden oluşuyor. Bunlar sırasıyla;“Krizdeki Liberal Demokrasi, Neden Liberalizm? , Toplumsal Sözleşme Olmadan Liberalizm, Liberal Başarı, Liberalizmin İkilemleri, Krize Giden Yol, Sanayi Sonrası Siyaset, Toplum Mühendisliği, Algoritmalar Çağında Liberalizm, İşçi Sınıfı Liberalizmi. ”Kitabın temel tezlerini özetleyecek olursak; yazara göre refah adil paylaşılıyorsa, demokratik yönetim ve bilgiye özgürce iletişim gerçekten söz konusuysa sistem işliyor, aksi halde sanayi sonrasında olduğu gibi güçler belirli elitlerde toplanıyorsa, teknolojik gelişmeler son derece hızlıysa, kitleler refahtan adil pay almıyorlarsa, demokratik ortam tıkanmayla baş başa kalıyor. Bu durumda orta sınıf eriyor ve zengin-fakir uçurumu derinleşiyor. Acemoğlu, şu çözümü öneriyor. Rooswelt’in New Deal (Yeni Düzen) politikalarına benzer şekilde çalışan kesimin refahını önceliyor, farklı görüşleri güçlendiren “İşçi Sınıfı Liberalizmi”ni öne sürüyor.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak açıklandığı üzere liberalizmin bugün geldiği noktada eşitsizliğin derinleştiği, otoriterleşme sorununun arttığı, sistemin finansallaşma ve teknoloji şokunu yönetemediği, politik olarak da “Ortak Refah” vaadini unuttuğu hususları rakamsal örneklerle izah ediliyor. Ör: ABD'de 1980'de bir CEOortalama olarak bir işçi ücretinin 30 katını alırken 2020'de bu oran 350 kata ulaşıyor. Yazara göre bunun nedeni sadece politik tercih. Acemoğlu’na göre toplumsal sözleşme olmadan liberalizmin çıkışı yok.“Toplumsal Sözleşme” ortak refahı, demokratik katılımı, özgür bilgi ve ifadeye erişimi içermeli. Sınırsız özgürlükler büyük eşitsizlikler yaratıyor. Bunu önlemenin yolu yazara göre vergi ve sendikal örgütlenmelerin güçlenmesi sağlanmadan işçi sınıfı liberalizmine ulaşılamaz. Liberal elitler işçi sınıfının ekonomik sorunlarını çözmek yerine bunları değiştirmeye çalıştılar. Yapılması gereken ise insanları değiştirmek yerine birlikte yaşamanın yollarını aramak. İşçi sınıfı liberalizmi nasıl yaratılacak? Öncelikle ortak refahı geri getirmek için “büyüme” tek başına yeterli değil. Asgari ücret, vergi reformu, emeğin sübvansiyonu gerekli. Bunların yanında yerel yönetimler, yerel bankalar, yerel sanayi kümeleri yaratılmalı. İşçi yanlısı teknoloji üretilmeli.
Gelir dağılımının dünya çapında ve ülkemizde nedenli bozulduğu rakamsal istatistiklerde açıkça görülüyor. Bu gelişmeye rağmen “Marksizm’in yükselmemesi burjuva-proletarya çelişkisinden bir çözüm çıkamadığını ortaya koyuyor. Acemoğlu “İşçi Sınıfı Liberalizmi” önerisiyle çıkış yolları arıyor. Kitabın son bölümlerinde şu tespit ve önerilerde bulunuyor.“Liberal ikiyüzlülüğü açığa çıkarmak yeterli değildir. Antidemokratik hareketlerin kendi kendilerine bitmesini beklemek de akıl kârı değildir. Liberalizm işçi sınıfı temelli yeniden inşa edilmeli. İfade özgürlüğü topluluk ve ortak refaha güçlü bağlılık gibi temel değerleri esas alan bir “İşçi Sınıfı Liberalizmi” toplumsal dengelerin tesisi ve demokrasinin gelişimi için ön şarttır.” Yazar bir röportajında “İşçi Sınıfı Liberalizmi” ni yaratırken aydınlar ile çalışan kesimler arasında bir iş birliği ve dayanışma öneriyor. Bir nevi mavi yakalılar ve beyaz yakalılar (en üst yöneticiler hariç) ittifakı. Bize göre kimlik kapanında kalan ülkelerde bunun mümkün olup olmadığı oldukça belirsiz. Acemoğlu’nun kitabının başında Frederick Douglass’tan aldığı alıntı ile yazımızı bitirelim. “Kölelik, ifade özgürlüğüne tahammül edemez. İfade özgürlüğünün beş yıl uygulanması Güney’deki köle pazarını ortadan kaldırır ve bütün zincirleri kırardı.”