.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Gürlek CHP’nin, CHP’de Gürlek’in peşini bırakmayacak

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Gürlek CHP’nin, CHP’de Gürlek’in peşini bırakmayacak
Gürlek CHP’nin, CHP’de Gürlek’in peşini bırakmayacak
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Erdoğan’ın Adalet Bakanlığı’na getirdiği eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’in göreve başlamasıyla CHP’nin aklandığı butlan davası yeniden gündeme geldi. Ankara’da neler oluyor? CHP’nin lehine giden özellikle Ankara’daki mahkemeler, iktidar lehine kararlar mı vermeye başlayacak?
K – Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasıyla etki alanı İstanbul’dan çıkıp tüm Türkiye’ye yayılacak görülüyor. Düşünürseniz, aslında Erdoğan’ın isteği ve iradesine karşın, Ankara’daki duruşmalarda CHP aleyhine kararların çıkmamış olması çok dikkat çekiciydi. Şimdi Ankara’daki mahkemelerde de, İstanbul’da olduğu gibi yargıyı şekillendirip istediği kararları, hem de hızlı bir şekilde çıkarmak için elinden geleni yapacağına kuşku yok. Ancak Gürlek bu görevinde, tamamıyla kendi şekillendirdiği iddianamelerinde olduğu kadar etkin olabilecek mi? Atayacağı yargıç ve savcılara bu derecede söz geçirebilir mi?
GÖZLEM – Bu durumda CHP ne yapabilir?

K – Gürlek’in “iktidar yanlısı siyasi kimliği” iyice açığa çıktığı için, artık CHP’nin ve Genel Başkanı Özgür Özel’in direkt hedefi haline gelecek. Hafta içinde Meclis’teki grup toplantısında “Akın Bey’in taşınmaz 12 mal varlığını açıklamasını, hangi maaşıyla, eşinin hangi maaşıyla o taşınmazları, eşinin taşınmazlarını (aldığını) açıklamasını bekliyorum. Akın Bey ‘Ben şurada 118 milyona İstanbul’da satılan evimi aldım, şu maaşlarımı biriktirerek aldım’ iye izah edecek o izah edilemez toplamı. Açıklamazsa ben hem onları açıklayacağım, hem RTÜK’teki bir polis memurunun üzerindeki taşınmazları, hem Ankara’da Çayyolu’ndaki bir avukat bürosunun taşınmazlarını açıklayacağım” dedi. Özel, daha önce de “Ak Parti’den bazı arkadaşlara söylüyorum. Yok, MASAK raporu, başsavcıya ait mal varlığı, filanca noterden noter işlem evrakı, villa tapusu, yok 100 milyon liralık villa almaya niyet, Lüksemburg’daki çift maaş, yok efendim senfoniler, menfoniler, ıvır zıvırlar. Arkadaşlar ben mi atadım Akın Gürlek’i? Bu bilgileri bana yollayıp benim söylememi söylüyorsunuz. Akın Gürlek’i atayana gidin konuşun” demişti.
GÖZLEM – Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanvekili Bekir Bozdağ “Maalesef bugüne kadar Türkiye'de herkesin ve her kesimin üzerinde müttefik olduğu halde yapmayı başaramadığı yegane şey yeni anayasadır... Bugüne kadar 19 değişiklik paketiyle Anayasa'nın tam 223 yerine müdahale edilmiş. Hani diyorlar ya 40 yamalı bohça. Bizim Anayasamız 40 yamalı değil, 223 yamalı bir bohçadır" dedi. Siz ne diyorsunuz?

K – Bir defa bu değişikliklerin büyük bölümü AKP iktidarında yapıldı. AKP iktidara geldikten sonra 3’ü referandum ile olmak üzere 12 değişikliğe gidildi. 177 maddelik Anayasa’nın 134 maddesi değiştirildi. Eğer bu bir kusursa, bu kusurun aslan payı AKP iktidarındadır. Ama esas olarak Bozdağ’ın söylemek istediği yeni niyeti o değil. Niyeti, kasıtlı olarak yanlış bir “herkesin yeni bir anayasa istediği” savına dayanarak, iktidarın yeni anayasa isteğini, bana göre başta DEM olmak üzere, “inanacaklara” satmak. Herkesin yeni anayasa istediğini kim söylüyor? Herhalde “Yeni anayasa istiyorsanız önce mevcuda uyun” diyen Özgür Özel ve CHP değil. Anayasa milletin ortak bir sözleşmesidir. Üzerinde büyük çoğunluğun uzlaşması gerekir. AKP’nin Meclis’teki çoğunluğuna, Erdoğan’ın bu gücüne rağmen Anayasa’yı istediği hale getirememesi, böyle bir ortak iradenin oluşmamış olduğunu gösteriyor. Bozdağ’ın aslında söylemek istediği “Anayasanın değişmesi gerektiğini düşünüyorsanız bizim istediğimiz yeni anayasayı kabul edin” dayatmasına gelir ki, Türkiye henüz demokrasiden bu ölçede vazgeçmiş değil.
GÖZLEM – Meclis’teki Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamladı ve raporunu hazırladı. Rapor Komisyon’da, sadece AKP, MHP ve DEM’lilerin değil, biri hariç CHP’lilerin oylarıyla da kabul edildi. Görüşünüz?
K – Ortaya çıkan rapor bana göre bir “iyi niyet manzumesi” niteliğinde. Yapılması gerekenler yine yapılacakları yapacak olan Meclis’e ve iktidara “önerilmiş”. Ama iktidar isteseydi zaten bu önerilerin çoğunu şimdiden uygulamaya sokabilirdi. Ayrıca rapordaki en kritik konulardan biri olan “silahların bırakıldığını tespit edecek” makam Erdoğan’ın sözünden çıkamayacak olan “devletin güvenlik kurumları”. Bu “tespit” silahlar tam olarak bırakılmadan da yapabilir çünkü sonuçta iktidar açısından önemli olan DEM ile anlaşarak Anayasa’yı “Erdoğan’ın üçüncü defa hem de yüzde 50 artı 1 çoğunluğu olmadan” değiştirmek. Bu sürecin sonrasında da istenildiği kadar “cezasızlık, genel af algısı oluşturulmamasına dikkat edilecek” densin, ama esasen PKK’lılar “affedilmiş” olacak. Raporda infaz mevzuatının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) içtihatları doğrultusunda yeniden değerlendirileceği ifade ediliyor. Adı açıkça konmamasına karşın Abdullah Öcalan’ın affedilmesine yol açacak “umut hakkı” da mevzuata buradan sokulmaya çalışılıyor. Bununla beraber raporda “tutuksuz yargılamanın esas olması, tutuklamanın istisnai bir tedbir olarak uygulanması” niyeti de dile getiriliyor. Ancak bu her iki konu da, AYM kararlarının uygulanması, AİHM içtihatlarının yasalaşması, tutuksuz yargılanma gibi uygulamalar zaten iktidar eğer istese yapabileceği konular. Yapsa iktidar bunları şimdiden yapabilirdi. Dolayısıyla Komisyon’un raporu esasen büyük çoğunluğu istese iktidarın uygulamaya şimdiden sokabileceği “öneriler”den oluşuyor. Bunların denetimi de yine iktidara bırakılıyor. Bu rapor aslında AKP-MHP ittifakı ile DEM arasında bir anlaşma metni gibi. Bu istemlerin hayata geçirildiği ölçüde, DEM’in Erdoğan’ı yeniden seçtirecek Anayasa’ya destek vermesini içeriyor. CHP niye bu anlaşmanın bir tarafı oldu? Bana göre bir algı yaratmak ve Kürt seçmeni kendinden en azından uzaklaştırmamak amacıyla. Raporda yer alan muhaliflerin ve CHP’lilerin serbest bırakılmasına yol açacak “AYM kararlarının uygulanması ve tutuksuz yargılanma” gibi istekler kabul edilecek olsa bu “anlaşma” CHP açısından da çok büyük bir kazanım olurdu. Ancak iktidar bunu kabul edecek olsa zaten uygulardı. Tam tersi bunları bir baskı unsuru olarak kullanıyor. Sırf bu raporda yazdı diye Erdoğan’ın bunlara onay vereceğini düşünmek saflık olur.
GÖZLEM –  Galatasaray’ın 5-2 kazandığı Juventus maçı konusunda yorumunuz. Ya Fenerbahçe’nin 3-0’lık Nottingham yenilgisi?
K – Maça gittim. Maçtan önce de Galatasaraylıların maçlardan önce “vakit geçirdikleri” Vadi İstanbul’da bulundum. Öncelikle şunu söyleyeyim. Türk futbol taraftarı, 1980’li yıllarda büyük hayal kırıklıkları yaşayıp o dönemden sonra her Avrupa maçını “milli maç” gibi gördüğü dönemlere çok başkalaştı. Şimdi Avrupa maçlarında Fenerbahçe’li, Uğur Dündar’lı, Atena Gökhan’lı sinkaflı küfürler var. Tik tok’ta 10 Fenerbahçeliye soruyorlar hepsi de “Juventus”u tutuyorum” diyor. Üzücü. Maça gelince, maçın özetini en güzel Galatasaray’ın Teknik Direktörü Okan Buruk “(oyuncuları) ilk yarıdaki oyunla ilgili tebrik ettik, doğru baskı yaptık. İki gol yedik ama bizim yönettiğimiz bir oyun vardı. ‘Sakin olalım, aynı oyunu devam ettirelim kazanacağız’ dedim. En sevdiğim şey ‘skor bize yeter’ psikolojisine girmedik. 3, 4, 5 hep aradık. Bu çok istediğim bir şeydi” sözleriyle yaptı. Hakikaten de öne geçtikten sonra bile Icardi’yi alması belki riskti ama çok yerinde bir anlayıştı. Takımda Eyüpspor maçında da görülen çok güzel bir uyum ve inşallah dışarıdan gözüktüğü gibidir “bir arkadaşlık, abi-kardeş” havası oluşmuş durumda. Umarım, Sacha Boey’in maçtan sonra kendisine golü attıran Osimhen’in tebrikini esgeçip sahanın kenarında yaptığı hırçınlıklar, Galatasaray’ın başarısında çok önemli olan uyumu zedeleyecek adımların habercisi değildir. Tur kesinlikle garanti değil. Maçın en başarılı isimlerinden Sara’nın “Futbol acımasız olabiliyor. İtalya’da oynayacağız ve zor maç olacak. Dikkat etmemiz gerekiyor” değerlendirmesine katılıyorum. Fenerbahçe’nin yenilgisinde ise Tedesco’nun takımı galibiyete, baskıya hazırlamamış olması en önemli etken. Taktiğin ne olduğu belli değildi. Baskı yapamayınca oyun kuramadılar, sahada kayboldular.