Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Fon yolsuzluğu iktidar medyasında da geniş yer buluyor. Sabah Gazetesi “Gönüllü geri ödemeler 9 milyar liraya ulaştı. 24 kişi 9 milyarı iade etti. Ayrıca 20 kişinin daha geri ödeme için başvuruda bulunduğu öğrenildi” diye yazdı. Buna karşın Adalet Bakanı Akın Gürlek “Gönüllü iade yapılması, tek başına hiçbir gerçek veya tüzel kişinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesindeki “Pişmanlık Hükmü”ne göre “kişi elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazine’ye öderse soruşturma başlamadan hakkında ceza verilmez.” Oysa burada kimse iki kat ödenmiyor. Kazancını iade ediyor. O zaman bu hükümden nasıl yararlanıyorlar? Bakan Gürlek’in dediği gibi bir adli işlem yapıldığına dair kamuoyuna yansımış bir bilgi henüz yok. Mesela Sabah Gazetesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in 7 yıl çalıştığı Merryll Lynch yatırım bankasının fon soruşturmasında yer alan 21 hisseden 14 milyar 17 milyon lira net kâr ettiğini açıkladı. Bankanın fonlara yönelik adli operasyonlardan önce pozisyonlarını tamamen kapattığı ileri sürüldü. Bakan Gürlek 13-16 Eylül tarihlerinde fonlardan çıkış yapan 214 gerçek ve tüzel kişinin 187,7 milyar lira kazanç elde ettiğini belirterek “önceden haber yaparak fonlardan çıkış yaptığı değerlendirilen isimlerin mercek altına alındığını” söylemişti. SPK’nın “Bilgi Süistimali” (insider trading) başlıklı 106. Maddesi’nde “...ilgili sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkileyebilecek nitelikteki ve henüz kamuya duyurulmamış bilgilere dayalı olarak ... alım ya da satım emri veren... ve bu suretle kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden... kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılırlar. Ancak bu suçtan dolayı adli para cezasına hükmedilmesi halinde verilecek ceza elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmü yer alıyor. Kazandığını geri verip kurtulma yok. Henüz bu maddenin işletildiğiyle ilgili bir emare de yok.
GÖZLEM – Azerbaycan’ın okullarda türbanı yasaklayan kararına AKP iktidarının aşırı tepkisi de bu ülke ile Türkiye arasındaki ilişkileri gerdi. Düşünceniz?
K – Azerbaycan ile türban çıkışında AKP geri adım attı ve Erdoğan da çok “yumuşak” açıklamalar yaptı. Gerektiğinde aşırı fikirleri test ettirmek için kullandığı 10 yıllık danışmanını da bir kalemde harcadı. Böylece AKP iktidarının Azerbaycan üzerindeki etkisinin, Azerbaycan’ın Kuzey Kıbrıs Türk Kesimi’nin tanımamasından da anlaşılacağı gibi çok kısıtlı olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Bu durum sadece Türkiye – Azerbaycan arasındaki “abi-kardeş” benzetmesinin doğru olmadığını değil, iktidar açısından Azerbaycan’dan sağlanan, bizim bilmediğimiz bir “çıkar varlığını” da ortaya koydu.
GÖZLEM – Nefes Gazetesi’nden Dilan Kutlu “DEM Parti kaynakları terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’nda kendisi için hazırlanan yeni konuta geçtiğini doğruladı. Öcalan’ın da yalnızca silahsızlanma bağlamında bir kontrolörlüğü kabul etmediği ve ‘Siyasallaşma koordinatörü olarak’ yer alacağı yapıda DEM Parti heyetinden iki, Avrupa yapılanmasından iki ve dağ kadrosundan iki ismin yanı sıra devlet heyetinin de bulunması planlandı” diye yazdı. Yeni açılım süreci nereye gidiyor?
K – Oldu olacak Kandil ve Avrupa yapılanması tümden İmralı Adası’na taşınsın. Burada güzel şartlarda hayatlarını geçirsinler. Bir de teslim olacak teröristlerle ilgili yapılacaklar var. Nefes’ten Özgür Cebe’nin haberine göre “Yeni açılım sürecine göre silah bırakıp teslim olacak PKK’lıların ... rehabilite edilmeleri, hem psikolojik, hem sosyal destek verilmesi ve iş imkanı sağlanması için de çalışmalar devam edecek. ...Teslim olup serbest kalanların bir süre sonra işsiz oldukları için suça veya yeniden terör olaylarına karışmalarının ... veya bir araya gelerek çetevari mafyatik gruplar oluşturup kamu düzenini bozmalarının, can ve mal güvenliği açısından tehdit oluşturmasının önüne geçmek için psikolojik destekle beraber iş hayatında yer almaları sağlanacak.” Ben anlamadım, burada teröristlerden mi bahsediyoruz? Yoksa üniversiteden yeni çıkmış, işini kaybetmiş veya emekli olmuş sade suçsuz vatandaşlardan mı? Bu iyi niyet manzumesinin gerçekleşmesine imkan var mı? Buna inanmak mümkün mü?
GÖZLEM – Bu hafta Cumhuriyet’in kuruluşunun 103. yıldönümünü kutluyoruz…
K – İngiliz casusu olduğu için yazdıkları ihtiyatlı bir şekilde okunması gereken H. C. Armstrong, Bozkurt (Greywolf) adlı anı kitabında, Cumhuriyet’in nasıl ilan edildiğini, bize kitaplarda öğretilenden daha ilginç bir şekilde anlatıyor. Cumhuriyet’in ilan edilmesine gidilen süreçte Meclis bir kargaşa içindedir ve bugün bakan dediğimiz o dönemki nazırlar, mebusların yani milletvekillerinin ayarsız ve çatışma içindeki istekleri nedeniyle, işleri yürütemez hale gelmişlerdir. Ülke yönetimi sıkıntıdadır. Mustafa Kemal durumu kontrol altına almak için küçük bir kurgu oluşturarak nazırlardan istifa etmelerini istiyor. Hükümetin istifası sonrası Meclis daha büyük bir karışıklık, entrika ve anlaşmazlıklar içine düşüyor. Bundan sonrasını Armstrong’un yazdıklarından aktaralım: “Aniden ‘Buna bir son vermenin vakti geldi’ dedi. ‘Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz. Tüm sıkıtılardan kurtulmanın yolu budur’... Diğerleri ayrıldıktan sonra şafak sökene kadar İsmet İnönü ve Mustafa Kemal, Türkiye’yi bir Cumhuriyet rejimi olan bir ülke haline getirecek yasa tarasını hazırlamak için çabaladılar... Mebuslar ... yeni kabineyi kurma yetkisini ona devretme önerisini memnuniyetle oyladılar... Mustafa Kemal ... yalnızca aldığı kararların nihai olarak kabul edilmesi şartıyla geri dönmeyi kabul etti... Bir dakika boyunca yüzü donuk, tekinsiz, solgun ve neredeyse alaylı bir biçimde altına sıralanmış olan mebuslara baktı. Altında oturan, kendisine diş gösteren bu hain ve küçük adamlar üzerinde egelemenlik sağlayarak onlara boyun eğdiren bir kişiliği vardı. Kendi aralarındaki tartışmaların öfkesi içinde Mustafa Kemal ile olan kavgalarını unutmuş durumdaydılar... Sonunda ‘Beni karşılaştığınız zorluk karşısında denetimi ele almak için buraya çağırdınız, problemiyse kendiniz yarattınız’ dedi. ‘Bu bunalım, geçici problemden değil, hükümetimizin şeklindeki temel bir problemden kaynaklanmaktadır. Meclis hem yasama hem de yürütme kuvvetlerini elinde tutuyor... bu hükümet değil kargaşadır. Sistemi değiştirmeliyiz. Ben, Türkiye’nin bir Cumhurbaşkanı ile Cumhuriyet devleti olmasına karar verdim.’” O zaman kuvvetler ayrılığı tesis edilerek mevcut sorunların çözülmesi sağlanıp, çok partili sistemin ve gerçek demokrasinin önü açılırken, şimdi, 100 yıldan fazla bir zaman sonra, Türkiye yeniden başladığı noktaya dönüyor.
GÖZLEM – Lig’de 10. haftaya giriliyor. Son 4 yılın şampiyon Galatasaray önde. Onu sürpriz biçimde 2. sırada olan Amed Sportif ile beraber Trabzonspor, Beşiktaş ve Fenerbahçe izliyor. Takımlar şampiyon olmak için ne yapmalı?
K – Galatasaray farkı en başta Osimhen ile yaratıyor. Yeni 10 dumara Batrakov ve takımın iskeleti çok sağlam. Taraftar “gazıyla” bazı yanlış transferler yapıldığı, Leao’dan, Sane’den çok ciddi fayda sağlanamayacağı son Fenerbahçe maçı sonrası ortaya çıktı. Ama Galatasaray’ın “gizli” problemi, verdiği saç baş yolduran değişiklik kararları ve futbolcu yönetimindeki zayıflıkla Okan Buruk. Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım “Galatasaray’ı yeneceğiz, İsmail Kartal görevinde kalacak” demişti. İki dediği de çıkmadı. Geçen hafta Kartal gidici demiştim, şimdi gitti. Fenerbahçe için daha iyi oldu, şampiyonluk şansı arttı. Takım istekli ama münferit oynuyorlar. Beşiktaş’ın başarısı tartışılmaz. Oh’un ikinci santrafor olarak etkinliği arttırılır ve sakatlıklar kontrol altına alınabilirse, Beşiktaş şampiyonluk potasına girebilir. Trabzonspor Salah ile büyük çıkış yarattı ancak onu alın bu kadro ile sene sonuna kadar ne kadar dayanabilir, bilemiyorum. Amed’in taraftar desteği ve transfer ettiği cevherler ile bulduğu sürpriz çıkışı daha ne kadar devam edecek, o da ayrı soru işareti.
Fon yolsuzluğunda SPK’nın “Pişmanlık Hükmü”ne uyulmuyor
Fon yolsuzluğunda SPK’nın “Pişmanlık Hükmü”ne uyulmuyor
Paylaş: