Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Adalet Bakanı Akın Gürlek fon krizi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. “Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir. Bu örgütsel yapının içindeki isimler arasında hiyerarşik ve sistemli bir işbirliğinin delillerine ulaştık. Borsa bürokrasisi, manipülasyonu yapanlar ve medya arasında kapsamlı bir işbirliği yapıldığını görüyoruz. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerlerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir” diye konuştu. Gürlek “Yürütülen soruşturmalar, yalnızca finansal piyasalardaki usulsüzlüklerle sınırlı değildir. Finansal sistemin altyapısına ve bürokrasinin üst kademelerine kadar uzandığı tespit edilen organize bir yapının bütün bağlantıları araştırılmaktadır” dedi. Ardından eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya “örgüte üye olma” suçlamasıyla tutuklandı. Eşi ve SPK’nın eski Başkanı Ömer Gönül yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrolle serbest bırakıldı. Ne diyorsunuz?
K – Gürlek’in yaptığı açıklama çok önemli ama eksik. Fon yolsuzluğunun siyasi ayağını “unutmuş”. Evet, eski Bakan Kaya tutuklandı ama eski bir bakanın bu “örgüt”ün siyasi ayağını tek başına oluşturamayacağı, o kadar etkin olamayacağı açık. Bu tutuklama iktidarın biraz “gaz almaya” dönük icraatı gibi gözüküyor. Böyle bir örgüt, üst düzey siyasetin onayı ve desteği olmadan var olamaz. Dolayısıyla Gürlek’in söylediği gibi “bu organize yapının bütün bağlantıları araştırılmalı.”
GÖZLEM – Sizce “bu organize yapının” arkasında kimler var?
K – Bakan Gürlek 13-16 Eylül tarihlerinde fonlardan çıkış yapan 214 gerçek ve tüzel kişinin 187,7 milyar lira kazanç elde ettiğini belirterek “önceden haber yaparak fonlardan çıkış yaptığı değerlendirilen isimlerin mercek altına alındığını” söylemişti. Buna karşın iktisatçı Sabri Öncü’nün yaptığı çalışmaya göre; 7 portföy yönetim şirketi ve 131 fonun tasfiyesine karar verildiği 17 Eylül’de, bu fonlardaki 650 hesaptan 227,1 milyar lira çekildi. Yeni Partili Gökhan Günaydın 1-16 Eylül arasında 441 kişinin toplam 441 milyar liralık fon satışı yaptığını açıkladı. Kim bunlar? Neden açıklanmıyor? Sadece onlar değil, bu fonların halka açılmadan önceki orijinal yatırımcıları da açıklanmalı. Bu isimler açıklanmadıkça fon yolsuzluğunun siyasi tarafının karartıldığı izlenimi doğuyor.
GÖZLEM – Bu konuda iktidar tarafından da çok ciddi eleştiriler geliyor...
K – Bu açıdan, Azerbaycan ile türban krizi nedeniyle Erdoğan’ın görevden aldığı eski Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın sosyal medyadan yaptığı çıkış çok anlamlı: “Halkımızın kurumlara olan güveni ağır yara almıştır. Bu güveni yeniden kazanmanın yolu birkaç alt düzey görevliyi değil, milyarları götürenleri ortaya çıkarmaktır... Makamına, unvanına, siyasi kimliğine bakılmaksızın milletin hakkını yiyen herkes hukuk önünde hesap vermelidir.” Siyasi kimliğine bakılmaksızın derken herhalde iktidar partilerini kastediyor. AKP iktidarının ilk döneminde ekonominin başında olan Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da hafta içinde Yeni Yol grubunda yaptığı konuşmada “Belli ki piyasa aktörleri, bürokrasi ve siyasi iktidarın içinden insanlar örgütlü bir şekilde bu suçu işlemişler. Yani hep karşımıza çıkan o şer üçgeni yine devrede. Ancak dikkat edin bu şer üçgeninin sadece iki köşesine operasyonlar yapılıyor. Piyasa aktörleri ve bürokrasi köşesine. Üçgenin siyasi iktidar köşesine ilişen yok” dedi. Sayan Kaya ile buna “ucundan” dokundular. Ama söylediğim gibi, bu iş için gereken siyasi destek eski bir bakanın çapını aşar. Bana göre hafta içinde yapılan iki açıklama konuyu çok güzel özetliyor. İlki İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun partisinin grubunda sarfettiği “Bu fon vurgunu iktidara yakın olanın kamuya hesap vermeyeceği bilindiği için yaşanmıştır. Aynı cezasızlık, daha nice vurgunun da kapısını aralamaktadır... Türkiye’yi bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Şimdi kral tutsak diyorum” sözleri. İkincisi ise Adana Yüreğir Merkez Cami İmamı Mustafa İslam’ın vaazı: “Bir yanda borsalarla, fonlarla, kravatlı ceketli hırsızlar peydahlandı, diğer yanda gariban vatandaş yardım kolisi almak için saatlerce mücadele ediyor. Hırsızlar var kardeşim, içim yanıyor içim, milyarları alıp götürdüler... Eşkiya artık dağlarda değil. Sokakta, caddede, çarşıda... Daha ilerisini söyleyeyim, vallahi Mekke’deler. Vallahi camideler, vallahi Medine’deler. Sizinle omuz omuza saf tutuyorlar, secdedeler.”
GÖZLEM – Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzaladığı Mekke Antlaşması Meclis’te onaylandı. Diğer taraftan Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki anlaşmasının, Libya’nın doğusunu kontrolünde bulunduran Libya Temsilciler Meclisi tarafından da onaylanması Yunanistan’da büyük tepkiye neden oldu. Anlaşmayı AB, Mısır, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail de tanımadığını açıkladı. Türkiye’yi çevreleyen bu dış gelişmelere ilişkin düşünceleriniz?
K – Mekke Anlaşmasına göre taraflardan birinin sadece başka bir ülke değil, başka bir “ülke grubu” tarafından da saldırıya uğraması durumunda, diğer iki ülke destek sağlayacak. Bu “ülke grubu” ifadesinin Yemen’deki İran yanlısı Hüsileri kastettiği kesin. Türkiye’nin, şartlara göre “10 yıl çıkamayacağı” bu anlaşma ile Suudi Arabistan’a saldıran Hüsilere karşı Suudi Arabistan’a asker göndermesi gündemde. İktidar bunun amacını “Mekke ve Medine’yi koruma” olarak göstermeye çalışıyor. Oysa Husiler de müslüman ve 11 Ekim Husi askeri sözcüsü Yahya Saree “İslam’ın kutsal şehirleri Mekke ve Medine dışındaki tüm Suudi havaalanları potansiyel hedeflerdir” açıklaması yapmıştı. Mekke Anlaşması Trump’ın Suudi Arabistan’ı korumak için kurguladığı ve Türkiye ile hiçbir ilgisi olmadığı halde Erdoğan’ın kabul etmek zorunda kaldığı bir anlaşma. Dostluğun ve iltifatların bir bedeli olsa gerek. Libya ile yapılan Deniz Yetki Anlaşması, Girit’in burnunun dibinden, Güney Kıbrısın açıklarından geçen bir alanı kapsıyor. Bunun da ötesinde Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin Mısır ile de bir deniz yetki anlaşması imzalamaya hazır olduğunu, bu durumda Mısır’ın “Yunanistan ile yapabileceği muhtemel bir anlaşmaya kıyasla 15 bin kilometrekareden daha fazla deniz yetki alanına sahip olacağı”nı açıkladı. Tabii ki bu gelişmelere Yunanistan tepki gösterir. Ama bunlar Yunanistan’ın Ege’de kıta sahanlığının 12 mile çıkarılması veya Meis adası nedeniyle Türkiye’nin Akdeniz’deki kıta sahanlığının yüzde 40’ına göz dikmesine neden olacak isteklerine karşı kozlar. Yunanistan’ın son dönemdeki agresifliğini kısmen orada yaklaşan seçimlere bağlamak gerek. Ancak Yunanistan’ın Türkiye’ye dönük tehditlerinin gerçekleşmemesi Türkiye’nin göstereceği caydırıcılığa bağlı. Ta Nea gazetesi, Belçika’da gazetecilere konuşan Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın Casus Belli ile ilgili “Bu, 1995 yılında TBMM tarafından alınmış bir karardır; bir kanun değildir... Bu önleyici karar bugüne kadar barışın korunmasına katkıda bulunmuştur. Bir savaş tehdidi teşkil etmemektedir” dediğini yazdı. Bu tür “yumuşak ve zayıf” gözüken mesajlar, hiç şüphesiz caydırıcılığı azaltır.
GÖZLEM – Galatasaray ve Fenerbahçe hafta içinde Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde çok iyi iki sonuca ulaştılar. Galatasaray Stuttgart’ı 2-0 ile geçti. Fenerbahçe ise 18 yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi’nde ilk galibiyetini, iki kez geriden gelip Liverpool’a karşı 3-2’lik skorla aldı. İki takımımız Play-Off turuna kalabilecekler mi?
K – Bence kalacaklar. Bu konuda turnuva başlamadan önce yaptığım tahminler hâlâ geçerliliğini koruyor. Fenerbahçe Slavia Prag ile sahasında berabere kaldığında şansını zora soktu demiştim. Ancak Liverpool’u yenerek oradan yaşadığı kaybı buradan telafi etti. Ayrıca moralini de yükseltti. Hâlâ 10 puan alarak Play-Off’a çıkacağı tahminimi koruyorum. Galatasaray’ın ise Stutgart’tan 1 puan alacağını tahmin etmiştim. Şimdi evinde Feyenoord ve Aston Villa’yı yener, deplasmanda da AEK’dan bir puan alırsa puanı önceki tahminime göre puanı 13’e çıkıyor ve Play-Off’a kolayca kalıyor.
Fon krizi siyasetteki çalkantıyı artıracak
Fon krizi siyasetteki çalkantıyı artıracak
Paylaş: