.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Erdoğan’ın aklındaki seçim tarihi 2027 sonbaharı

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Erdoğan’ın aklındaki seçim tarihi 2027 sonbaharı
Erdoğan’ın aklındaki seçim tarihi 2027 sonbaharı
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın “Hukuk askıya alındı ve inanılmaz şekilde her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Artık bunu seyredemeyiz. Bu böyle gitmez. Acilen ne gerekiyorsa yapılmalı” çağrısından sonra atılacak adımları belirlemek için belediye başkanları, Parti Meclisi ve Merkez Yönetim Kurulu ile toplandı. Buradan elle tutulur bir sonuç çıkar mı?
K – Bana göre bu süreçte ortaya çıkan iki önemli konu var. Bunlardan, Mansur Yavaş’ın da ısrarla üzerinde durduğu anlaşılan bir tanesini Özgür Özel 23 Nisan resepsiyonunda “...çok derinlemesine bir takım hukuki çalışmalar yapmayı, bundan sonra yapılan haksızlıkları, eşitsizlikleri daha görünür kılmayı, millete daha doğru ve iyi şekilde anlatılabilecek her platformu kullanmayı değerlendirdik” şeklinde açıkladı. Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre bu kapsamda “CHP’ye ve belediye başkanlarına yönelik her tür karalama ve iftiraya suç duyurusunda bulunulması kararlaştırıldı. Yeni bir hukukçu destek grubu oluşturulacak. Yetkin hukukçular partiye yönelik tavır ve hukuk dışı uygulamalar konusunda yapılması gereken mücadele ve hukuki prosedürleri belirleyecek, gerekli tüm itirazlar yapılacak.” İkincisi ise muhalefet cephesinin daha da genişletilmesi. Nefes’ten Aytunç Erkin, Mansur Yavaş’ın belediye başkanları ile yapılan toplantıda “Bundan sonra yapılacak mitingler muhalefetin bütün unsurlarını yan yana getirmek ve ortak bir hukuk platformunu oluşturmak zorunluluğu vardır” dediğini yazdı. Bana göre bu “muhalefetin bütün unsurlarını yan yana getirme” konusu, bir seçim ittifakı olarak değil, yapılacak miting ve benzeri faaliyetlerde muhalefetin tüm kanatlarının beraberce bulunmasını sağlama amaçlı olmalı. Artık Saadet, Deva, Gelecek ve Yeniden Refah partilerinin hitap ettiği muhafazakar sağ ile İYİ Parti, Zafer Partisi gibi partilerin temsil ettiği merkez milliyetçi sağ, bir seçimde 6’lı masada olduğu gibi topyekün beraber ittifak kurmayacaklar. Ancak örneğin CHP’nin düzenleyeceği mitinglerde onların da yer alması amaçlanacak. Bu hem CHP’nin muhalefet cephesini genişletecek, hem de bu partilerin halk nezdinde daha görünür kılınmasını sağlayacak. Bunu nasıl becerirler bilemiyorum. Ama gerçekleşirse faydası olacağı kesin. Ancak bu stratejilerin de ötesinde önemli olabilecek bir adımın, “yeni açılım” süreciyle beraber yürütülmesinin planlandığı anlaşılıyor. PKK’ya dönük “Yeni açılım” sürecinde Meclis’teki Komisyon çalışmasını tamamlamış, raporu açıklanmıştı. Burada CHP’nin, DEM Parti’nin de desteklediği “Soruşturmalarda tutuksuz yargılanma”, “Kayyum atanmaması” ve “Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması” gibi önemli istekleri var. CHP, Erdoğan’ın tekrar aday olabilmesi için yapmayı istediği değişikliklere karşı sadece “tutuksuz yargılanma ve kayyum” isteklerini bile bir pazarlık unsuru olarak kullanabilse, “kabul ettirebilse” bu büyük bir başarı olur. Ancak Erdoğan bu noktaya geldikten sonra bu istekleri kabul edemez. Bu nedenle de DEM Parti’nin “öncelikle yeni açılım sürecine ilişkin yasal düzenlemelerin Meclis’ten geçirilmesi” isteğine karşı, ısrarla “PKK’nın silah bıraktığı güvenlik birimlerince tespit edildikten sonra yasal düzenlemelere geçilmesi” şartını öne sürerek süreci yavaşlatıp kontrol etmeye çalışıyor.
GÖZLEM – Özel, “4 Mayıs’tan itibaren Cumhuriyet Halk Partisi aslında fiilen seçim kampanyasını başlatıyor. Bir süredir genel başkan düzeyinde seçim kampanyası yapıyorduk... (ama) bu sadece genel başkanın değil partinin başta milletvekillerinin, MYK ve PM üyelerinin sahada olması gereken bir süreç. Çok uzun süredir hazırlandığımız kapı siyaseti var” dedi. Özel, sandık görevlilerinin kapı kapı gezerek seçmenle tanışacağını belirterek “Eskiden sandık görevlileri seçimlere iki üç ay kala belirlenirdi. Biz şimdiden belirledik. 186 bin kişi. 4 Mayıs günü 106 bini sahaya çıkıyor. Kapıları çalmaya başlayacak, ilk ziyaret Mayısta, ikincisi Haziran ayında. Temmuz ve Ağustosta farklı bir çalışma yapacağız. Eylül – Ekim ayında üçüncü ve dördüncü ziyaret. Hemen her ay sandık görevlisinin gidip sorumlu olduğu kapıyı çalıp, kendini tanıtacağı ve partinin hem programını hem vaatlerini anlatacağı işe başlıyoruz” diye konuştu. Bu uygulamalar, iktidar üzerinde “erken seçim baskısı” yapabilir ve hem de “kış aylarının hemen sonrasında seçim yapılması kararını almasını” sağlayabilir mi?
K – Çok zor. Belirlenen yeni strateji çok isabetli. Uygulamada ne kadar başarılı olacak görmek lazım. Mitingler ve diğer muhalif faaliyetler tabii devam ederken böyle sahaya inip seçim sandığı hedefli kapı kapı dolaşmanın da ekstra katkısı olacağı bir gerçek. Özgür Özel’in sürekli “ara seçimi” gündemde tutup Erdoğan’ın seçimden kaçtığını ifade ettiği gibi, CHP örgütünün bu faaliyetleri ile seçimi sahada gündemde tutması önemli. Ama tek başına “ara veya erken” seçim isteğinin Erdoğan’ı böyle bir karar almaya iteceğini beklemek saflık olur. Eğer iktidar, konuşulduğu gibi bu yılın sonuna kadar dar ve sabit gelirli kesimi hedefleyen bir paketi yürürlüğe sokarsa ani bir kararla 2027 ilkbaharında bir erken seçime gidebilir. Ancak bana göre Erdoğan’ın aklındaki tarih 2027 sonbaharı.
GÖZLEM – İsrail – ABD / İran Savaşında gelinen durağı nasıl yorumluyorsunuz; savaşın bitmesi sağlanabilecek mi?
K – Hayır. Trump’ın bazı ciddi geri adımlar atmadan, bu “yeni tür savaştan” “kuyruğu dik tutarak” çıkabilmesi mümkün gözükmüyor. Onu da yapamaz.
GÖZLEM – İktidar ekonomide yeni bir teşvik politikası açıkladı. Açıklanan teşvikler ekonomik sorunları düzeltir mi? 
K – Ekonominin bugün içinde olduğu sorunları düzeltmeyeceği isminden bile anlaşılıyor: “Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”. Bir defa bu teşvik paketinin dar ve sabit gelirlilerle hiçbir ilgisi yok. Onlarla ilgili Erdoğan’ın aklındaki seçim tarihi yaklaşırken bir takım iyileştirmeler yapılacağı konuşuluyor. Teşvik paketi yurtdışından kaynak sağlamaya ve yurtdışı firmaları işlemlerini İstanbul’dan yapmaları için avantaj sağlamaya dönük. Bir de zaten “hâlâ kâr edebilmekte” olan ihracatçıların daha az vergi vererek daha fazla kâr etmesini sağlamayı hedefliyor. İhracatçıların vergisini yüzde 25’den eğer aynı zamanda imalatçıysa yüzde 9’a, sadece ihracatçı tüccarsa yüzde 15’e düşürüyor. Onun dışında bu teşvik paketinin yüksek kredi faizleri ve baskılanan kur nedeniyle sıkıntıya düşen, üretimde zarar yazan işletmeler için hiçbir faydası yok. Üretimdeki sıkıntının giderilebilmesi, fabrikaların iflas etmesinin veya yurtdışına kaçmasının önlenebilmesi için kredi faizlerinin düşmesi ve Merkez’in döviz kurlarını baskılamayı kesmesi gerekiyor. Bu da bugünkü “enflasyon programı”nda mümkün değil.
GÖZLEM – Galatasaray’ın ve Okan Buruk Hoca’nın Süper Lig ve şampiyonluk performansları konusunda görüşünüz; 3 Büyüklerden Fenerbahçe ve Beşiktaş neden gerilerde kalıyorlar?
K – Fenerbahçe’nin yönetim sorunu var. O kadar büyük takım ki sabırlı olma lüksü yok. Şu an başarılı olmak için büyük paralar harcayıp büyük kadrolar kurmaktan başka seçeneği sahip değil. Beşiktaş’ın daha kısıtlı mali imkânları var. Dolayısıyla geçmiş tecrübeleri gereği yeniden iyi bir altyapı düzenlemesine giderek uzun vadeli başarıyı hedeflemesi gerek. Okan Buruk’un Galatasaray’da önceki yıllara göre bu yılki en büyük farkı, Avrupa’da ve “kritik maçlarda” elde ettiği başarılardı. Geçen yıl Buruk’un Avrupa performansı çok sorgulanıyordu. Bu yıl Şampiyon Klüplerde ilk 16’ya kadar çıkmayı başardı. Galatasaray Fenerbahçe’ye karşı 2023-2034 sezonunda şampuyonluğa giderken kendi sahasında 1-0 yenilerek işi uzatmıştı. Bu adeta akıllara kazınan bir “kritik maç” mağlubiyetiydi. Bu yıl ise, diğer bazı önemli lig ve Avrupa maçları ile beraber, benzer bir durumda Fenerbahçe’yi 3-0 yenerek bu “kritik maç başarısızlığı” sıkıntısını artık atlatmış olduğunu kanıtladı. Buna karşın Okan Buruk’un maç içindeki değişiklikleri, durum tespitlerindeki yavaşlığı ve yanlışlıkları, maç dışında ise özellikle star oyuncuları yönetmede yaşadığı anlaşılan sıkıntılar en büyük eksikleri olarak görülüyor.

++++