Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Geçen haftaki “Soru – Cevap” sorularından birisi “Hayat Pahalılığı nasıl önlenecek?” idi. Siz “Yapılması gerekeni bu iktidar, ideolojisi gereği yapamaz. Bu iktidarın dayandığı kesimler enflasyondan faydalanan, enflasyonist ortamda daha zengin hale gelen kesimler. Evet, enflasyondan zarar gören emekli, dar gelirli de bu iktidara oy veriyordu, hâlâ da veriyor. Ancak özellikle bu yıl içinde yaşanacak ve yaşanıyor olan ekonomik gelişmelerden dolayı bu kesimin ‘gözleri’ iyice açılır hale geldi, geliyor. Dolayısıyla bu kesimi ekonomik politikalarıyla tatmin edemeyen iktidarın elinde, güvenilir seçmen olarak, sadece mevcut ideolojisiyle memnun ettiği enflasyondan fayda gören küçük ve büyük sermayenin bir kısmı kalıyor” dediniz. Ne yapması gerekiyor da yapamıyor?
K – Halkçı bir iktidarın ilk yapması gereken, dar gelirli kesimin durumunu iyileştirmeye dönük belli bazı önlemleri alırken, bütçede dengeyi kurmak için tasarrufa önem vermek ve bütçe eliyle yürütülen garantili projeler gibi “rant” kalemlerini kontrol altına almak. Bütçede dengeyi kurmak lazım çünkü açık verildiğinde bu para basarak veya borçlanarak karşılanıyor. Her ikisi de enflasyonu azdırıyor. Bütçede tasarrufa başlamanın en kolay yolu vergi istisnaları ile ilgili kalemleri azaltmak. Yani devletin normalde alması gerekirken vazgeçtiği vergi tahsilatını düşürmek. Bakınız, 2026 bütçesinde toplam vergi istisnaları 3,5 trilyon lira civarındadır. Bunun örneğin 770 milyar liraya yakını kurumlar, 730 milyar liraya yakını KDV vergisi istisnasıdır. Toplam vergi geliri istisnasının, 13,8 trilyon liralık toplam vergi geliri hedefine oranı yüzde 25. AKP iktidarı yönetime geldiğinde bu oran yüzde 10’larda idi. Şimdi, bu rakamlara göre iktidar 2026’da 4 liralık verginin 1 lirasını almama “tercihinde” bulunuyor. 2026’da toplam bütçe açığının 2,7 trilyon lira olması hedefleniyor. Toplam faiz gideri de yine yaklaşık 2,7 trilyon lira olacak. Vergi istisnasının üçte bir oranında düşürülmesi, açığı da, faiz harcamasını da yarıya indirebilirdi. Bunun da enflasyonu dizginlemede ve dar gelirli kesimlere kaynak aktarmada büyük faydası olurdu. Tabii ki vergi istisnalarının tamamı sıfırlanamaz. Dar gelirli kesimleri ilgilendiren istisnalar da var. Ama bu istisnaların önemli bölümü dar gelirli olmayan ve genel olarak bu iktidara oy veren özel sektör ağırlıklı kesimlere yarıyor. Dolayısıyla iktidar bu kesimlere sağladığı avantajları keseceğine, bütçe açığını örneğin çok daha genele yayılan ve dar gelirli kesimleri de ilgilendiren trafik para ceza sistemini değiştirerek kapatmaya çalışıyor. 2026 yılı için bütçeye 73 milyar liralık trafik ceza geliri hedefi konulurken, geniş kitlelerin isyan ettiği son trafik kanunundaki değişikliklerden sonra ilk iki ayda 56 milyar liralık trafik cezası kesildi. Böyle giderse yıl sonuna kadar vatandaştan 350 milyar liraya yakın, yani hedeflenenin 5 katı trafik cezası kesilecek. İşte vergi istisnasından yapılmayan kesintinin bir kısmının yerini çok daha genele yayılan ve dar gelirlileri de ilgilendiren bu cezalar alacak. Vergi istisnasına benzer bir diğer konu da iktidarın rant ile ilgili politikaları. Örneğin 2026 yılında köprü, otoyol ve tünellere yapılacak garanti ödemesi için bütçeden ayrılan ödenek 101 milyar lira. Bu rakam 2024’de 74, 2025’de 95 milyar lira civarındaydı. Yani her yıl artış gösteriyor. Bu ödemeler için yapılan sözleşmeler örneğin CHP iktidara gelse tekrar gözden geçirilebileceğinden bu kalemlerden de bütçede ciddi tasarruf sağlanır ve sağlanan tasarruf dar gelirli kesime dönük politikalar için kullanılabilirdi. Ancak bu iktidarın, kendi yaptığı anlaşmaları tekrar gözden geçirmeyeceği kesin.
GÖZLEM – “Torba delik. İçine ne kadar koysanız, alttan o kadar gidiyor” dediniz. Neler konuyor ve ne kadar konuyor da, “o kadar” gidiyor? Bu tablo, “erken bir seçimi” gerektirir mi; gerektirse bile bu iktidar “düşündüğü ve düşünülen” bir erken seçime, “kaybetme riski çokken” gidebilir mi?
K – Faizi yüksek tutarak ortada dolaşan parayı azaltıp enflasyonu düşürmek istiyorsunuz. Ama tasarruf yapmadığınız, “ranta” kaynak aktardığınız için bütçe ciddi açık veriyor ve onu finanse ederken, para basarak ya da borçla, enflasyona neden oluyorsunuz. Torbaya koyduğunuz delikten gidiyor. Toplumda çok ciddi bir geçim sıkıntısı var. Büyük bir kesim bu durumdan rahatsız. Ama Erdoğan da bu durumu gördüğü için tabii ki “kaybetme riski olduğu” bir erken seçime gitmeyecektir. Bu yüzden bana göre, savaş gibi olağanüstü “mazeretler” kullanılmazsa, bu iktidar erken bir seçime bu anayasa ile ancak 2027’nin son aylarında gider.
GÖZLEM – CHP’li Belediye Başkanlarına suç isnatları ve gözaltılar, tutuklamalar” sürüyor; ne yapılmak isteniyor, halk, “suç isnatlarına” inanıyor mu?
K – İktidardan yana olanlar inanıyor ya da bilinç düzeylerine göre inanmasa da umursamıyor. Daha yeni geçen hafta içinde Ekrem İmamoğlu’nu hedef alan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının en büyük itirafçısı Murat Kapki baskı görüp tahliye vaadine kandığını söyleyerek ifadesini geri çekti. Kapki dilekçesinde “Savcı beyin odasında bazı suçlamaları kabul etmediğim ve dosya hakkında yeni ifadeler vermediğim sürece serbest kalamayacağımdan emin oldum... Benim Ekrem İmamoğlu ile tanışıklığım ve görüşmüşlüğüm yoktur. Hayatımda İmamoğlu’nu iki kez gördüm. .. Biz ihaleleri 2020 ve 2023 yılında aldık. Bu ihaleler ile ilgili kanunsuz hiçbir faaliyetimiz olmamıştır. Ben zaten İBB’ye ait reklam alanlarını 2019 öncesinde de kiralamaktaydım. ...Yani ben İmamoğlu’ndan önce belediyeden yine iş alıyordum” ifadelerine yer verdi. Bir başka itirafçı ifadelerinin değiştirildiğini söyledi, bir başkası “Algım kayboldu. Paranın teslim edilmesi ile ilgili hiç ‘gördüm’ gibi bir ifadem olmadı” dedi. Bunun gibi çok sayıda örnek iddianamede, birinci derecede para teslimatı ile ilgili kanıtların olmadığını, sadece ifadelere dayandığını ortaya koyuyor. Bu da iddianamenin inanılırlığını ciddi biçimde zedeliyor. İddianamenin inanırlığını zedeleyen bir başka unsur da önceki hafta içinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iddianameyi hazırlayan ve sonrasında Adalet Bakanlığı’na atanan Akın Gürlek hakkında açıkladığı, yarım milyar liraya yakın alımları içerdiği iddia edilen gayrimenkul belgeleri oldu. Akın Gürlek bu iddialara tam açık bir şekilde yanıt veremedi. İşin esas ilginç yanı, birkaç cılız açıklama haricinde AKP içinden kimsenin de Gürlek’i destekleyen açıklama yapmaması oldu. Gürlek’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çok önemli bir görev üstlenen adamı olmasına rağmen parti tarafından tam olarak sahiplenilmemesi, biat ile yönetilen bir partide Erdoğan’a tam bir destek verilmediğini de ortaya koyması açısından bana çok ilginç geldi.
GÖZLEM – İsrail – İran Savaşı’nın Türk dış politikasına ve ekonomisine etkileri neler olabilir; Türkiye’nin sürdürdüğü politika hakkında görüşünüz?
K – Türkiye’nin bu savaşın dışında kalması gerekiyor. İktidar “şimdilik” bunu becerdi ama savaşta Amerika ve Trump’un payını “göremiyor” olması geleceğe dönük iyi bir işaret değil. Ekonomik olarak da eğer Amerika kara gücüyle İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini ortadan kaldıramazsa, dünyayı ciddi bir enerji krizinin beklediği anlaşılıyor.
GÖZLEM – Galatasaray bu sezon gerek Edirne’den bu tarafta, gerek Edirne’den öteki tarafta, “istikrarlı bir ‘büyük takım’ sürecini yaşıyordu. Osimhen ve Nao Lang “ameliyatlık” sakatlanmalarla saha dışı kaldılar. Sizce “bu sakatlanmaların özellikle ‘şampiyonluk’ yarışına etkisi” ne kadar olabilir?
K – Lang ve Osimhen’in Galatasaray için önemine karşın, bu sakatlanmaların şampiyonluk yarışına “hayati” etkisi olacağını düşünmüyorum. Çünkü bu yıl şampiyonluktaki gidişatı belirleyen en önemli etken Galatasaray’ın futbolu kadar, Fenerbahçe’nin son dönemdeki kadro yanlışlıkları sonucu gelen puan kayıpları oldu. Galatasaray gelecek haftalarda bu sakatlanmalar nedeniyle puan kaybetse dahi, ki mevcut oynayan kadrosu da gayet iyi durumda, Fenerbahçe’nin şampiyonluğu elde edecek istikrarı ve sonuçları sağlaması kolay gözükmüyor.
Dar gelirlinin durumunu iyileştirmek öncelikli olmalı
Dar gelirlinin durumunu iyileştirmek öncelikli olmalı
Paylaş: