Bazı okuyucularım bana soruyorlar; “Anayasamızın 103’üncü maddesinde “Cumhurbaşkanı’nın seçildikten sonra göreve başlarken etmesi gereken yemin var. Bu yemine uyuluyor mu?” Cumhurbaşkanlarının göreve başlarken “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde edeceği yemin, 18.10.1982 tarihinde kabul edilen 2709 sayılı Anayasa Kanunu’nun 103’üncü maddesinde yer aldı ve 9.11.1982 tarihli Resmi Gazetede de yayınlandı.
İşte, “o günden bugünlere kadar” göreve başlayan Cumhurbaşkanlarımızın ettiği o ant:
"Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Andın sonuna doğru bir bölüm var:
“…üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma…”
Sorulan soruda “vurgulanmak istenen” bölüm burası…
Ben de soranlara “Bunu bana değil, ‘Cumhurbaşkanı’nı ilgilendiren her konuda açıklamalar yapan, sorulara cevap veren, eleştirileri karşılayan’ Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’a sormalısınız” diyorum.
Elbette, “ODTÜ Kamu Yönetimi Bölümünü birincilikle bitiren, Yüksek lisansını ABD Denver Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde, doktorasını Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde tamamlayan” sayın Yılmaz bu soruya “en iyi ve en gerçekçi” cevabı verecektir.
++++++
Sözün Özü…
“Islah olunacak şeyler iktisat ve maariftir. Bu sayede memleket imar edilecek, millet refah sahibi olacaktır. Hiçbir millet ve memlekete karşı tecavüz fikri beslemeyiz. Fakat varlığımızı ve istiklalimizi korumak için, emniyet içinde çalışarak müreffeh ve mesut olmasını temin için her vakit memleket ve milletimizi müdafaaya gücü yeten bir orduya sahip olmak da emelimizdir.”
Mustafa Kemal Atatürk (10.12.1922)
++++++++
Otosansür isteniyor!
Gazetelerde ve TV’lerde haber: “Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla ‘158 gündür cezaevinde olan’ gazeteci Fatih Altaylı için tahliye kararı verildi ve Kararla birlikte Cezaevinden serbest bırakıldı.” Peki, “hapiste geçirdiği 158 gün ne olacak? Anayasa’nın “Düşünce yasaklanamaz” hükmü ne oldu?
“MADDE 26- Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar” hükmü “yok” mu sayıldı? Mahkeme “sonunda ‘4 yıl 2 ay hapis cezası’ ve de ‘tahliye kararı’ verdi” ama, “ceza vermeseydi” ne olacaktı?
Açıkça görülüyor ki, “hâkim kararı olmadan, savcılık tarafından uygulanan” bu “hapis cezası” düşünen ve yazanlara “hakim kararı olmadan tutuklanmamaları için” peşin peşin bir yol gösteriyor; “Otosansür!” Otosansür “Açık bir baskı olmadan, başkalarının hassasiyetlerine saygı göstererek, herhangi bir makamın ve yetkili kurumun engellemesi olmadığı halde, kişinin kendi çalışmalarını (blog, kitap, film veya diğer anlatım araçları gibi) sansürleme veya sınıflandırması eylemidir” ki, sansürlerin en kötüsüdür. Zira, “düşünceyi ve ifadeyi kaynağında sansürlemenin” sınırı ve “kırmızı çizgisi” yoktur!
++++++++
Cumhurbaşkanı andı
Cumhurbaşkanı andı
Paylaş: