.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Bugünkü Türkiye’de mumla aranır bir soruşturma

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Bugünkü Türkiye’de mumla aranır bir soruşturma
Bugünkü Türkiye’de mumla aranır bir soruşturma
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Cumhuriyet Gazetesi’ndeki haber; “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla öğretmen ve öğrencilerle birlikte Anıtkabir'i ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise, geçen 12 yıldaki alışkanlığını sürdürerek yine Anıtkabir'deki törene katılmadı.” Görüşünüz?
K – Yusuf Tekin’in ne Atatürk ile ne de Cumhuriyet ile hiçbir alakası olmadığı kesin. Anıtkabir’i ziyareti son dönemdeki okul saldırıları ve CHP’li Suat Özçağdaş’ın “Bakanlığı boyunca okullarda tespit edebildiğimiz 37 kişi hayatını kaybetmişken, Yusuf Tekin koltuğunda rahatça oturmaya devam ediyor” çıkışıyla özetlediği kendisine dönük tepkileri giderme amaçlı bir “takkiye” olsa gerek. Erdoğan’ın ise böyle “takkiye”lere artık ihtiyacı kalmadığı ortada.
GÖZLEM – Gülistan Doku soruşturmasında gözaltına alınan dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel 3 gün kaldığı emniyette “Ben devletin valisiyim. Emniyette cevap vermem, susma hakkımı kullanıyorum” dedi. “Cinayetin Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel tarafından, hamile bıraktığı Doku’nun bebeği aldırmak istememesi nedeniyle işlendiği, cesedin Vali’nin koruması tarafından gömüldüğü, Doku’nun hastane ve telefon kayıtları dahil cinayete ilişkin delillerin de Vali tarafından örtüldüğü” iddia ediliyor. Vali, oğlu, koruma ve olaya karışan bazı kişiler tutuklandı. Olayın 6 yıl sonra ortaya çıkması konusunda ne diyorsunuz?
K – Böyle silsile içinde işlenmiş, bu kadar çok kişinin karıştığı bir dizi suçun, çoğu bürokratik hiyerarşi içinde bu kadar uzun süre ortaya çıkarılmamış olması devletin bu iktidarda geldiği içler acısı durumu ortaya koyuyor. Yine de yeni yapılan bir itirafa dayanarak işin açığa çıkmasını sağlayan ve bu süreçte bugünkü Türkiye’de mumla aranır nitelikte bir soruşturma yürüten yetkililerin de hâlâ çalışabiliyor olması, köklü Türkiye devletinin geleceği için umut veriyor. Konunun önemli bir yanı, Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in, CHP’lilerin esprili bir şekilde “Suç İşleri Bakanı” olarak adlandırdığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu döneminde göreve gelmesi ve Gülistan Doku’nun kaybolmasından 6 ay sonra da adeta bir ödüllendirmeyle Ordu Valiliği’ne atanması. Sonel, Soylu İçişleri Bakanlığı’ndan 4 Haziran 2023’de alındıktan sadece bir ay sonra, 18 Ağustos 2023’de merkeze çekildi. Vali tutuklandıktan sonra CHP’li Murat Bakan “Gülistan Doku olayıyla ilgili Süleyman Soylu’nun da ifade vermesi lazım, ortada 6 yıllık bir utanç var” derken, DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit de “Valinin çok yakın arkadaşı olan Süleyman Soylu da sorgulanmalı. Bu meselenin sadece Vali ile ilgili olduğunu düşünmüyoruz” diye konuştu. Ancak bu durum o yöne gider mi, gitmesine Erdoğan izin verir mi, bilemiyorum.
GÖZLEM – Ekonomi’de Mehmet Şimşek yönetimine dönük eleştiriler ciddi biçimde arttı ve görünür oldu. Neler oluyor?
K – Haklısınız. Mehmet Şimşek’e dönük eleştiriler kervanında geçim sıkıntısı yaşayan dar ve sabit gelirliler, kredi faizleri ve döviz baskısı nedeniyle çok zor duruma düşen üretici-ihracatçılar ve son olarak hafta içinde “Şimşek’in enflasyonla mücadele programı çöktü!” manşeti atan AKP’nin yayın organı konumundaki Yeni Şafak’ın başını çektiği AKP’nin bir kısım tabanı da yer alıyor. Tespitleri tamamıyla gerçek olmasına karşın, Yeni Şafak’ın bu yayınlarında Erdoğan’ın damadı ve eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın tekrar göreve gelme isteği ile iktidardaki güç savaşının da etkili olduğu konuşuluyor. Ancak bana göre eleştirilerin çok daha ilginci, tabiatı gereği iktidarın baskısı altında olan iş dünyasından, bankacılık sektöründen geldi. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran’ın önceki hafta içinde LeadWord İş ve Ekonomi Forumu’ndaki konuşması sade vatandaşın çok dikkatini çekmemiş olabilir, ancak bu konuşmasındaki tespit ve eleştiriler çok ağırdı. Aran burada “Sadece yıl sonunu getirip, bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir ekonomi programına geçmemiz dışında nefes alınacak ya da umutlanacak bir yer görünmüyor. Aslında şu anda enflasyonla mücadele etmeyi hâlâ gerekli kılacak ve zorunlu tutacak bir tablo yok. Enflasyonla mücadele konusunda içinde bulunduğumuz konjonktür böyle bir program yürütmeye imkân vermiyor” dedi. Aran, Erdoğan’ın “Faiz sebep, enflasyon sonuç” teorisine dayanan “Nas politikası”nı da “Kendi başımıza bir problem yarattık. Hiç dünyada yokken gereksiz yere yarattık. Bir deneyle yarattık ve o deneyle de enflasyonu ve kuru kaçırdık” ifadeleriyle üstü kapalı bir şekilde eleştirdi. Her ne kadar daha sonra “ifadelerinin olduğundan daha sert yansıtıldığını, bağlamından koptuğunu ve tercüme hataları içerdiğini” belirtse ve hem Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e, hem de Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’a yönelik ‘haksızlık yapılmasına’ gönlünün el vermediğini söylese de bu tespitlerin ekonomi yönetimini ciddi biçimde rahatsız ettiği anlaşılıyor. Bana göre eninde sonunda olacak olan, Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı seçilebilmesi için erken seçim yapmasının uygun olacağı tahmin edilen 2027’ye kadar, belki bu yılın sonunda bir arada, Mehmet Şimşek’in “günah keçisi ilan edilerek” görevden “affedilmesi” olacak.
GÖZLEM – CHP Genel Başkanı Özgür Özel hafta içinde Meclis’te yaptığı konuşmada “Ara seçimin tarihini ilan edin, tüm istifaları kabul edeceğinizi, çakallıklarla ve bir takım numaralarla ara seçimi engellemeyeceğinizi söyleyin; 50-55 milletvekilinin istifasını getirmeyen namerttir. Hodri meydan” dedi. AKP ara seçim ilan eder mi?
K – Tabii ki etmez. Erdoğan buna izin vermez. Zaten Özel de bunu biliyor. Ancak her gün CHP’li belediye ve yöneticilere ilişkin açılan yeni soruşturmaların yanı sıra Gülistan Doku davası, uyuşturucu baskınları gibi önemli konulara karşın ara seçim istemini gündemde ısrarla sistematik bir şekilde tutarak Erdoğan’ın seçimden kaçtığı gerçeğini sade vatandaşın aklına adeta kazıtmak istiyor. Bu yolla seçimlerde AKP’nin güçlü olmadığı algısını özellikle kararsız seçmen nezdinde derinden yerleştirmeyi hedefliyor olsa gerek. “50-55 milletvekili” konusuna gelince ara seçim için CHP’nin 22 milletvekili istifa ettirmesi yetiyordu. Niçin ortaya biraz muğlak da kaçan “50-55 milletvekili” lafını attı? CHP’nin 138 milletvekili var. Acaba istifayı kabul edecek CHP’li milletvekili sayısının ancak 50-55 kadar olacağını mı tahmin ediyor? Acaba geriye kalan milletvekillerin içinde hâlâ Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın olan, belki “mutlak butlan”ı bekleyen ciddi sayıda milletvekili olduğunu mu düşünüyor? Bunu tahmin etmek zor ancak ben bu durumun, Mansur Yavaş’ın “Hukuk askıya alındı ve inanılmaz şekilde her gün bir operasyonla uyanıyoruz. Artık bunu seyredemeyiz. Bu böyle gitmez. Acilen ne gerekiyorsa yapılmalı” çıkışıyla ilgili bir konu olabileceğini düşünüyorum.
GÖZLEM – Galatasaray ile Fenerbahçe “milyonlarca avrolar harcayarak” yaz transferinde, yetmiyor sonra da kış transferinde “yıldızlar üstüne yıldızlar dahil transfer yarışı” yapıyorlar. Bakıyoruz “Edirne’den öteye” yoklar; Edirne’den içeride de durumları ortada, Türkiye Kupası’nda Gençlerbirliği ile Konyaspor’a eleniyorlar. Taraftar üzgün, tribünler öfkeli, yöneticiler şaşkın. “Neden” ve “Nasıl düzelir” soruları cevap bekliyor; görüşünüz?
K – Hafta içinde Rıza Çalımbay çok güzel anlattı. Yetkin bir teknik kadroyla altyapı oluşturulması suretiyle düzelir. Fenerbahçe gibi mali gücü yüksek ve acilen başarıya ihtiyaç duyan bir takım bunu yapamaz ama Anadolu takımları, Trabzon, Beşiktaş bu formüle geri dönmeli. Galatasaray şampiyon olursa bu kadar eleştirilen Okan Buruk ile yolları ayırmayı hiçbir başkan ve yönetim, başarısız olunursa içine düşeceği durumu dikkate alarak göze alamaz. Okan Buruk hakikaten maç içinde aldığı kararlar ve maç dışında B planlarının olmaması nedeniyle eleştirilmeyi hak ediyor. “Sığ” bir antrenör. Ancak bu yıl Avrupa’da önemli bir eşiği aştı. Hayati maçlarda da öyle. İnsan içinden “Zaman içinde daha da iyileşecek, acaba teknik destek mi alsa” diye geçiriyor fakat tüm başarılarına rağmen hâlâ bir Mustafa Denizli’nin Şenol Güneş’in Fatih Terim’in mertebesine ulaşmış değil.