Eskiden savaşlar kendi bölgelerinde yapılır ve orada sona erdirilirdi. Bugün ise savaşlar ekonomilerin de rekabeti ile artık belli bölgelerde değil neredeyse tüm dünyaya yayılmakta. Savaşan devletler kendileri gibi aynı siyasal akımdan olan devletlerle ittifak yaparak savaş alanlarının genişlemesine neden oldular. Bu konuda örnekler çok: ABD ve İsrail’in üç günde biter dedikleri İran’a karşı sürdükleri savaş beş ayını doldurdu. İran’ı destekleyenlerden Rusya verdiği istihbarat, Çin ise savaşın gidişatını etkileyen dronları ve verdiği teknoloji ile bir cephe kurdular. Rusya’yı destekleyenler arasında Kuzey Kore gibi ülkeler de mevcut. Kuzey Kore ise asker göndererek destek veriyor.
Ukrayna ise Rusya’ya karşı verdiği mücadeleyi insan kaybına rağmen sürdürmekte. Hatta Hazar Denizinde seyreden bir İran tankerini vurarak Rusya’ya yapılan bir yardımı engelledi. 5 Ağustos 2026’da, Ukrayna’nın, Rusya’nın Karadeniz sahilindeki sayfiye şehri Gelencik’e İHA saldırısı sonucu yedi kişinin öldüğü haberi geldi.
Hürmüz Boğazının kapalı olması Türkiye dahil tüm ülkelerdeki benzin ve motorin fiyatlarını etkilemekte. Buda meyve sebze fiyatlarına kadar artışın nedeni, maliyeti sayılmakta. Yani bu savaşlar sabit gelirlilerin yaşamını derinden etkilemekte. Artık devletler oturup savaşların gidişatını izlemekle kalmayıp doğrudan bu savaşların öznesi olmaya başladılar. Öte yandan savaşların yayılmamasını isteyenler de var. Ege Denizinde kayalıklara kadar hak sahibi olduğunu ileri süren Yunanistan’ın Başbakanı Mitçotakis’in “Türkiye yakın komşumuzdur, birbirimize ihtiyacımız var” beyanı da yayılmayı önleyici, yatıştırma amaçlı. Nasıl olmasın? Kaş ilçesinin karşısındaki küçük Meis adası bile 14 adacık ve kayalığı kendisine ait göstermiş.
Başkan Trump, İran’la görüşmelerin olumlu geçtiğini bildirmesine rağmen hala daha barışa giden yolun uzun olduğu anlaşılıyor.
Geçmiş geleceği gösterir diye bir sözle karşılaştım. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları farklı kıtalarda yaşanmıştı. Bu bağlamda Kuzey Kore neden Rusya’ya askeri birlik gönderiyor? Birinci neden Rusya’nın Kuzey Kore’ye sağladığı yeni teknoloji. İkinci neden ise Kuzey Kore uluslararası ilişkiler açısından Rusya’nın desteği sayesinde uluslararası ilişkilerde tecride uğramıyor. Bu tür ilişkiler artık her kıtada kaçınılmaz ittifaklara neden olmakta.
Türkiye ise kendi iç sorunları ile çalkalanmakta. Sanki dünya dar bir boğazdan geçmiyor gibi. Aslında ülke tam da bu çatışmaların ortasında. Kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ile yargı bağımsızlığı, düşünce ve ifade özgürlüklerinin bulunmadığı bir ortamda Yeni Partinin kurulması adeta bir can suyu, simidi gibi oldu. Asıl şimdi yapılması gereken yeni bir siyasi bir strateji kurmak. Bunu Parti Başkanı Özgür Özel muhakkak gerçekleştirir. Kadroları da öyle. Örneğin dış politika konusunda seçtiği danışmanı e. Büyükelçi Namık Tan donanımı, liyakatı ile Türkiye’yi Batı ittifakına taşıyıp dengeli bir dış politika izleyecek kapasiteyi haiz bir diplomat; engin deneyimi ile Yeni Partinin gelecekteki Dışişleri Bakanı diyebiliriz.
Türkiye gündeminin birinci maddesi Yeni Parti denilirse ikinci gündem maddesi geçim sıkıntısı ile “Terörsüz Türkiye” denilen Kürt açılımı. Açılımın merkezine müebbet hapis cezasına çarptırılan Öcalan’ın yer alması ve çerçeve yasada ne olduğunun bilinmemesi sorunlardan ikisi olarak görülüyor. Öte yandan bu açılımın mimarları olarak Sayın Cumhurbaşkanı, Öcalan ve DEM Parti görülüyor. Tabii buna MHP’ni de eklemek gerekir. Kamuoyu merakla bu çerçeve yasayı bekliyor. Yasa içeriğinin bir türlü açıklanmaması belli ki AKP içinde de tartışmaların devam ettiğinin bir göstergesi. Yasa, siyasi partilere ve TBMM’ne sunulunca içeriği öğrenilecek diye bakılıyor.
Dünyada ve Türkiye’de tüm bunlar olurken yaz ortasında sinema salonlarını dolduran tanınmış yönetmen Christopfer Nolan’ın filmi “Odyssey” çarpıcı senaryosu ile Türkiye’de de gişe rekorlarına doğru gidiyor. Anadolu, Yunanistan ve İtalya’da geçen Homeros’un bu destanı nasıl 2800 yıl sonra üzerimizde etki yaratabiliyor? Yunanistan böyle bir film yaptığı için C. Nolan’a resmi bir tebrik göndermiş bile. Keşke Türkiye de gönderseydi. Homeros’un üç destanı Gılgamış, Truva ve Odyssey’in büyük kısmı, ikisinin tamamı Anadolu topraklarında geçiyor. Bu topraklar bugün Türkiye Cumhuriyetinin egemenliğinde. Odyssey filminin bu popülaritesinde onun insancıl duygularının öne çıkarılması mı geliyor? Filmi seyretmiş biri olarak görüşüm bu yönde. Film için Gazze’ye atıfta bulunuyor diyenler de var.
Geçmişten geleceğe giden yollarda başka hangi izleri, hangi olayları göreceğiz takip etmeye devam edelim.
Bitmeyen savaşlara Odyssey merhemi
Bitmeyen savaşlara Odyssey merhemi
Paylaş: