.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Bilgi toplumunun din adamı önce aydın olmalı

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Bilgi toplumunun din adamı önce aydın olmalı
Bilgi toplumunun din adamı önce aydın olmalı
Paylaş:
Sabah kahvaltısında karşı karşıya oturduğum adamın 62 yaşında olduğunu sohbetimiz sırasında öğrenmiştim. Almanya’da idik. Almanca öğrenmek için dünyanın dört bir yanından gelen insanlar arasında güzel dostluklar gelişmekteydi. Masa arkadaşım Amerika’daki bir Presbiteryen kilisesinin papazıydı. “Cemaatinin arasında Almanca konuşan gruba daha iyi hizmet verebilmek için!” Almanca öğrenmesinin iyi olacağını düşünmüş; yaşına aldırmadan kalkmış gelmişti. 

Geniş kültürlü aydın bir din adamıydı. Laf lafı açarken kendisine az ötedeki bir masada çevresindekilere aldırmadan birbirlerini yiyerek kahvaltılarını yapmakta olan delikanlı ile genç kızı gösterip biraz da takılmak istedim. “Bakın” dedim “Kilise yüzyıllarca yasak aşkı yasakladı, lanetledi de ne oldu? İşte görüyorsunuz kutsal kilisenin yücelttiği değerlere ve evlilik kurumuna aldırmadan da binlerce genç birlikte olma özgürlüğünün tadını çıkarıyorlar. Kilisenin bunlara yapacak nesi var? “Gülümsedi papaz arkadaşım “Kilisenin görevi asıl burada başlıyor” dedi. “İnsan doğası gereği özgürce davranmak ister. Özgürlüğün mutluluğu getireceğini sanır. Ama sınırlanmayan bir özgürlüğün özgürlük olamayacağını ve mutluluğu değil mutsuzluğu getirdiğini anladığında kendisini büyük bir düş kırıklığı içinde bulacaktır. Bu durumda ona yardım elini uzatma görevi olan tek kurum kilisedir. Kilisenin bu mutsuzluğu yaşayan herkese her an yardım edebilecek güçte olması gerekir. Bunun için kendisini yenilemek, yaşamı izlemek, hizmetinde olduğu Tanrının ve insanların ilişkilerini düzenleyen her şeyi kilisenin gelenekleri ve yaşamla gelen yeni ihtiyaçlara göre dengelemek zorunluluğu vardır. Ancak bu yolla kendisine sığınacak insanlara yardımcı olabilir.”

Bunları söyleyen bir filozof değildi. Avangard bir sanatçı değildi. 62 yaşında Almanya’da Almanca öğrenmeye çalışan bir küçük kilise papazıydı. Çağdaş insanın durmadan değişen gereksinimleriyle kilisenin evrensel ilkeleri arasındaki çelişkiler içinde boğulmayan, hoşgörüsünü aydın bilinciyle koruyabilen bir Hristiyan din adamıydı. Batı dünyasının yaşamını Ortaçağ’dan başlayarak yüzyıllar boyu etkilemiş; İmparatorluk-papa çatışmalarından, ulusallaşma eğilimlerinden, feodal toplumdan burjuva kültürüne kaçış savaşlarından, cadı kıyımlarından, engizisyon yargılamalarından, haçlı seferlerinden, reform tartışmalarından, mezhep çatışmalarından, misyonerlikten, aforozlardan geçen Hıristiyanlığın, çağdaş toplumda geldiği nokta sarsıcıydı.

İnanç kuşkusuz insanın en güçlü gereksinimlerinden biri. Hiçbir şeyi bilinmezin boşluğunda bırakmaya izin vermeyen insan belleği, anlamadığı her şeyi inançların kestirme yanıtlarıyla açıkladı ilkin. Sonra bunlarla yetinmedi, akıl yürüttü, gözledi, araştırdı ve bilgiye dayalı daha inandırıcı, güçlü yanıtlar buldu. Bunları bilimin ışığında geliştirdi, yaşama geçirdi. Yaşam geliştikçe bilim de bilgi de gelişti. Ama inanç bilginin bittiği yerde hep var oldu. İnanç ve bilginin insan için vazgeçilmezliği uygarlığın gelişimine açık yeni bir denge içine oturtulmalıydı. Laik düşünce, inançla bilgiyi birbirine kırdırmayan bu dengenin adıdır ve hiç kuşkusuz aydın tavrına yakışan yaklaşımlarla ayakta durabilir. Çağdaş teknolojinin sınırlarında giderek bunalan bilgi toplumunun insanına ulaşmak isteyen din adamı yapay zekânın, bin çeşit bilgisayar oyunlarının, kopyala yapıştır kolaylıklarının bedava iletişim yollarında şaşırmış kalmış insanlığa insan olmanın vazgeçilmez ilkelerini unutturmamak için önce aydın olmayı bilmek zorunda değil mi? Kurslarda bağdaş kurup tekrar tekrar ezber yaparak olacak iş değil bu. Çağımızın din adamı, önüne düştüğü cemaate neyi nasıl yapması gerektiğini anlatabilmek için önce kendisini çağına yakışan bir aydın gibi yetiştirmesi gerektiğini bilmesi uygulaması gerek. Sokağa bakmaktan yıldızları unutanlara ulaşmanın yolları aydınlanmadan geçiyor.