.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

BASBAŞ ihracata hızlı başladı

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (ESBAŞ), Batı Anadolu Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (BASBAŞ) CEO’su Dr. Faruk Güler, serbest bölgelerin ihracatın itici gücü olduğunu söyledi.
BASBAŞ ihracata hızlı başladı
Paylaş:
Emrah YILMAZ
Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (ESBAŞ), Batı Anadolu Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (BASBAŞ) CEO’su Dr. Faruk Güler, serbest bölgelerin ihracatın itici gücü olduğunu söyledi. ESBAŞ ve BASBAŞ’ta Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği görevlerini de yürüten Güler’in Yazılım ve Bilişim Kümelenme Derneği Kurucu Başkanı görevi de bulunuyor. Türkiye’de ihracatta kilogram başına değer 1.5 dolar seviyesinde kalırken, serbest bölgelerde bu rakamın katlandığına dikkat çeken Güler, “İhracatın kilogram değeri ESBAŞ’ta uzun yıllardır 8.5-9 dolar seviyesinde. BASBAŞ’ta da 8 doları geçtik, hedef 9 dolar.” dedi.
Türkiye ihracatta katma değer sorununu aşmakta zorlanırken, serbest bölgeler bu tabloda çok güçlü bir istisna oluşturuyor. Ülke genelinde kilogram başına ihracat değeri 1.5 dolar seviyesinde seyrederken, Ege Serbest Bölgesi’nde bu rakam 8.5-9 dolara kadar çıkıyor. Aynı modelin yeni halkası olan BASBAŞ’ta da benzer bir yapı kuruluyor. BASBAŞ CEO’su Dr. Faruk Güler, katma değerli üretimin bilinçli bir tercihin sonucu olduğunun altını çizerek, “Türkiye’de ihraç edilen ürünlerin kilogram değeri 1.5 dolar seviyesindedir. En iyi dönemimiz 1.7 dolardır. Mesela bizim ESBAŞ’da 8.5-9 dolardır. Bu Almanya’nın bile 3.5-4 dolar olduğu yerde bizim bu rakamlara çıkmamız çok önemlidir” dedi.
Güler, aynı yaklaşımın BASBAŞ’ta da sürdürüldüğüne dikkat çekerek, “BASBAŞ’ta yeni başladığımız için tek yıl verimiz var, henüz yeni başlamamıza rağmen o da 8 dolar civarında” ifadelerini kullandı.
Bu farkın temelinde yatırımcı seçim kriterlerinin yer aldığını belirten Güler, “Sürdürülebilir işi olan, teknolojisi olan, çevreye duyarlı ve pazarı bulunan şirketlerle çalışıyoruz. Katma değerli üretim zaten bu şekilde geliyor” diye konuştu.

Krize rağmen yatırım arayışı sürüyor

Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve ekonomik belirsizliklerin, yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini da hatırlatan Güler, ancak bu tabloya rağmen yatırım arayışının tamamen durmadığına da vurgu yaptı. Uzun süren kriz dönemlerinde yatırımcı davranışının da değiştiğine dikkat çeken Güler, “Dünyada istikrarsızlığın en yoğun olduğu dönemlerden geçiyoruz. Böyle dönemlerde yatırımın geri planda kalması beklenir. Ancak bugün geldiğimiz noktada ‘nerede ve nasıl yatırım yapmalıyız’ sorusunu soran yatırımcılar hâlâ var. Özellikle uzun vadeli düşünen yatırımcılar alternatif üretim alanlarını daha dikkatli analiz ediyor” ifadelerini kullandı.

Serbest bölge yatırımcıya avantaj sağlıyor
Dr. Faruk Güler, serbest bölgelerin bu noktada önemli bir avantaj sunduğunu belirterek,  “Bugün sanayicinin en büyük iki sorunu kur ve maliyet baskısı. Özellikle çalışan maliyetleri ciddi bir yük oluşturuyor. Serbest bölgeler bu sorunlara doğrudan çözüm üreten bir yapı sunuyor” dedi.
Serbest bölgelerin sağladığı teşvikleri de dile getiren Güler, “Çalışanlardan gelir vergisi alınmıyor, kurumlar vergisi avantajı var, KDV yok. Tüm işlemler döviz bazlı yürütülüyor. Dolayısıyla yatırımcı hem maliyetlerini daha öngörülebilir hâle getiriyor hem de kur riskinden daha az etkileniyor. Bu da yatırımcıyı daha işin başında avantajlı konuma taşıyor.” ifadelerini kullandı.
Serbest bölgelerin yeterince bilinmediğine de dikkat çeken Güler, “Organize sanayi bölgeleri yatırımcı tarafından çok iyi biliniyor. Ancak serbest bölgelerin sunduğu avantajlar aynı ölçüde bilinmiyor. Oysa burada yapılan hesaplamalarda yatırımcıların önemli bir maliyet avantajı elde ettiği net şekilde görülüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu çerçevede serbest bölgelerin, özellikle uzun vadeli ve ihracat odaklı üretim planlayan yatırımcılar için güçlü bir alternatif sunduğunu belirten Güler, “Doğru anlatıldığında ve doğru analiz edildiğinde serbest bölgeler yatırımcıya ciddi bir rekabet avantajı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

10 yıllık plan: 150 sürdürülebilir yatırımcı

Toplam 2.5 milyon metrekarelik alanda kurulacak BASBAŞ’ın uzun vadeli bir kalkınma projesi olduğunu belirten Güler, “Yaklaşık 150 yatırımcı hedefliyoruz. Şu anda 6 yatırımcımız var. BASBAŞ’ın 10 yılda tam kapasite dolumuna ulaşmasını planlıyoruz” dedi.
BASBAŞ’ın sadece üretim değil sürdürülebilirlik odağıyla kurgulandığını da ifade eden Güler, “Güneş enerjisi, yağmur suyu toplama, atık suyun yeniden kullanımı ve endüstriyel simbiyoz gibi uygulamaları zorunlu tutuyoruz” diye konuştu.

Bölgesel kalkınmaya çok boyutlu katkı

Dr. Faruk Güler, BASBAŞ yalnızca bir üretim ve ihracat merkezi olarak değil, bulunduğu bölgenin sosyo-ekonomik dönüşümüne katkı sağlayan bir yapı olarak da konumlandığına özellikle dikkat çekti ve bölgenin en önemli başlıklarından birinin istihdam olduğunu vurguladı. Bergama ve çevresinde iş gücü potansiyelinin yüksek olduğunu vurgulayan Güler, bölgeden geçmişte farklı şehirlere göç eden nitelikli iş gücünün yeniden geri dönmeye başladığını belirterek, yatırımcıların ihtiyaç duyduğu insan kaynağına erişimi konusunda aktif rol üstlendiklerini de ifade etti.
Bölgelerindeki 300 kişilik bir işe alım ilanına 3 bin 500 başvuru geldiği bilgisini de paylaşan Güler, “Bu başvuruların önemli bir kısmı meslek lisesi ve üniversite mezunu. Bölgede ciddi bir iş gücü potansiyeli var” dedi.
BASBAŞ’ın yalnızca mevcut iş gücünü değerlendirmekle kalmayıp geleceğe yönelik insan kaynağı oluşturma konusunda da adımlar attığını belirten Güler, Millî Eğitim iş birliği ile ilçedeki mesleki eğitimin desteklendiğini ve gençlerin sanayiye entegrasyonunun güçlendirildiğini dile getirdi.
Çevresel sürdürülebilirlik konusunun da yatırım modelinin temel bileşenlerinden biri olduğunu vurgulayan Güler, atık yönetimi ve kaynak verimliliği konusunda yüksek standartlar uygulandığını ifade etti. “Atık suyu en kötü ihtimalle tarımda kullanılabilecek kaliteye getirerek deşarj edeceğiz. Su kaynaklarının korunması bizim için öncelikli başlıklardan biri” dedi. Enerji tarafında da alternatif kaynaklara yöneldiklerini belirten Güler, biyokütle enerjisi başta olmak üzere sürdürülebilir enerji yatırımlarının gündemlerinde olduğunu ifade etti.
Tüm bu unsurların BASBAŞ’ı klasik bir serbest bölge anlayışının ötesine taşıdığını vurgulayan Güler, bölgenin yalnızca sanayi üretimiyle değil, istihdam, eğitim ve çevre odaklı yaklaşımıyla da bulunduğu coğrafyayla entegre bir kalkınma modeli sunduğunu kaydetti.

İzmir’in Barcelona’dan eksiği yok!
Günümüzde yatırım almak için artık ülkelerin değil şehirlerin rekabet içinde olduğu gerçekliği üzerinden, İzmir’in potansiyeline rağmen yatırım çekmekte zorlandığı şeklindeki ifadeler üzerine düşüncelerini sorduğumuz Güler, sorunun teknik ve sosyo-kültürel altyapı eksikliğinden kaynaklandığını belirtti. “İzmir’in Barcelona’dan eksiği yok ama aradaki fark çok büyük” diyen Güler, “Bu farkın nedeni kamu-özel sektör iş birliğinin yeterince kurulamamış olması” ifadelerini kullandı.

SAHADAN GÖZLEM
BASBAŞ sahasında dikkat çeken en önemli unsurlardan biri ise planlama disiplini. Bölge henüz tamamen dolmamış olmasına rağmen tüm altyapı şimdiden hazır durumda. Yollar, kanalizasyon sistemi, yağmur suyu tahliyesi, elektrik ve internet altyapısı, tam kapasiteye göre önceden inşa edilmiş. Yatırımcıya “gel ve üret” denilen bir model kurulmuş.
Bölgede inşa edilen fabrikalarda ise mimari bütünlük göze çarpıyor. BASBAŞ’ın kendi yaptığı tüm fabrikalarda dış cephe tasarımı aynı standartta tutuluyor. Bu yaklaşım, bölgeye sadece sanayi alanı değil, planlı bir üretim ekosistemi kimliği kazandırıyor.
BASBAŞ’da hali hazırda yatırımcılara, isterlerse  hazır fabrika kiralama ve burada üretime başlama ya da arazi kiralayıp üzerinde kendi tesislerini kurma seçenekleri sunuluyor.