.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Ateşkes sonrası stagflasyon

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ateşkes sonrası stagflasyon
Ateşkes sonrası stagflasyon
Paylaş:
İran-ABD/İsrail savaşında ateşkes ilan edilmesine rağmen İsrail'in dakikalar içinde yüzden fazla hedefi vurması ateşkesin uzun süre devam edemeyeceğini, belirsizliklerin artacağını ortaya koyuyor. Ateşkes ilanıyla beraber piyasalarda iyimser fiyatlar başlamışken İsrail'in Lübnan'a saldırısıyla çok sayıda can kaybı olunca İran bu nedenle Hürmüz Boğazı’nı tekrar kapattı. Dolayısıyla en kötüsü geride kaldı düşüncesi tekrar kötümser beklentilere yol açtı. IMF Başkanı Kristalina Georgieva “Değil ateşkes barış kalıcı olsa bile büyüme daha yavaş olacak. Dünyanın dayanıklılığını test edecek petrol şoku nedeniyle en iyimser senaryoda bile ekonomik görünümün aşağı yönlü revize edilmesi gerekiyor.” Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Mehmet Şimşek de savaş sonrası ekonomiye ilişkin şu açıklamalarda bulundu. “Savaş sonrasında öncelikle piyasaların işleyişini önceliklendirdik. “Eşel Mobil” sistemiyle akaryakıt fiyat artışlarını sınırlandırdık. Eğer ateşkes bozulursa, akaryakıt fiyatları yükselerek etkili olursa büyümede düşüş, enflasyonda yükseliş küresel bir resesyon riskini de içerir. Bu durumda tedarik zincirinin normale dönmesi aylar alacak.Şokları yönetme kapasitemiz iyi.”
Dünya Bankası ülkemizin büyüme beklentisini (1) puana yakın revize ederek %2.8'e indirdi. Bunun bizim ekonomimiz için reel anlamda daralma demek olduğunu söyleyelim. Savaşı takip eden beş haftada 49.3 milyar dolar rezerv satıldı. Geçen yıl “İmamoğlu tutuklanması” sonrası 19 Mart’ı takip eden beş haftada 51.9 milyar dolar satılmış ve Merkez Bankası faiz artışına gitmişti. Ateşkes sonrası gerginlik ve belirsizlikler artmazsa rezervler toparlanmaya başlayacaktır. Muhtemeldir ki nisanda fiili faiz olan %40'a yükseltilecek. Uluslararası Para Fonu (IMF) de,“gelişmekte olan piyasalara yönelik portföy akışlarının küresel finans krizinden bu yana banka dışı finansal yatırımcıların etkisiyle keskin bir şekilde arttığını belirterek, bu durumun küresel şoklar sırasında sermaye akışlarının aniden tersine dönmesine karşı kırılganlığı arttırdığı” uyarısında bulundu.
Bilindiği üzere stagflasyon (Bu kavram durgunluk “stagnation”ve enflasyon “inflation” birleşmesinden oluşur.) ekonomik durgunluk ile yüksek enflasyonun aynı anda yaşanmasıdır. Bu durumda hem alım gücü düşer, şirketler küçülür, işsizlik artar, yaşam standartları geriler. Bu sürecin uzaması halinde ise yatırımların azalması ve borçlanma maliyetlerinin artması ile üretim maliyetleri yükselirken talebin düşmesi sonucu ekonomide yapısal bir kriz söz konusu olur. Bu ortamda yatırımlar durur, borsalar düşer, yerel para birimi değer kaybeder. Hem üreticiler hem de tüketiciler ile para politikası yapıcılar için zor, sancılı bir ekonomik süreç oluşur. Merkez bankaları politika çıkmazı içine girerler. Enflasyonu düşürmek için faiz arttıracak olsalar büyüme daha da yavaşlar, büyümeyi desteklemek için faiz indirseler enflasyon daha da körüklenecektir. Bu durumda hangi önlemler gündeme gelecektir? Birinci adım, arz yönlü reformlarla üretim kapasitesinin arttırılması amaçlanır. Enerji maliyetlerini düşünecek yatırımlar, teknolojilerin modernleştirilmesi, vergi teşvikleri yolları ile üretim maliyetlerinin azaltılması yoluyla büyüme desteklenmelidir. Para politikasında ise yapısal çözümleri destekleyici kademeli bir para politikası izlenir.
Enflasyon, negatif reel faiz uygulanan 2021-2023 döneminde büyük ölçüde talep kaynaklıydı. Negatif reel faizin neden olduğu döviz kuru artışları da maliyetleri arttırdı. Ekonomide hem talep hem de arz yönlü enflasyonumuz oluştu. Bu ortamda beklentiler (özellikle hane halkı ve reel sektör) de bozulmuştu. Bu sorunlar inanılmaz bir gelir dağılımı adaletsizliği yarattı, toplumsal refah azaldı. 2023 yılında “Rasyonele Dönüş Programı” geçmişteki düşük faiz politikasını “Değerli TL oluşturacak şekilde kur politikasıyla” çözmeye çalıştı. Ancak 34 ayda enflasyon sadece 7.3 puan düşerken 2001'de uygulanan “Kemal Derviş” programı aynı sürede enflasyonu 32.1 puan düşürmüştü.2025 sonundaki enflasyon eğilimi %27 idi. Bugün üç aylık arındırılmış 12 ay sonrasının ima ettiği enflasyon ise %34, stagflastyonist koşullar oluştu. Bunun kalıcı hale gelmesi savaş koşullarının devamı halinde söz konusu. TL 2019 son çeyreğinden bugüne gelişmekte olan ülke para birimleri karşısında en yüksek değerinde (105.05). İşte “savaş”a bu ortamda yakalandık. Şu anda göstergeler ekonomimizde yavaşlamaya işaret ediyor. Bu ortamda cari açık tekrar kıpırdanmaya başladı. Hammadde, ara malı ve petrol ithalatı maliyetleri artmaya devam edecek. Makro göstergeler piyasa gerçeklerinden uzakta uzun süre kalamazlar. Bu nedenle değerli TL politikasının uzun vadede sürdürülebilmesi mümkün görünmüyor. Bu dönemi hasarsız geçebilmek için dış açığı kontrol etmek son derece önemli.