.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Zihinsel konforun ve papağanlaşan hafızanın eleştirisi

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Zihinsel konforun ve papağanlaşan hafızanın eleştirisi
Zihinsel konforun ve papağanlaşan hafızanın eleştirisi
Paylaş:
Toplumların en büyük yanılgısı, bir değeri salt ezberleyerek ve kutsallaştırarak ona sahip çıkabileceklerini sanmalarıdır. Bugün Türkiye’de on milyonların paylaştığı zihinsel konfor, tam olarak bu yanılgının eseridir. Tıpkı dogmatik bir dindarın kendi inancının tek bir harfini bile tartıştırmayarak zihnini dış dünyaya kapatması gibi, kendisini "çağdaş", "ilerici" veya "Cumhuriyetçi" olarak tanımlayan geniş kitleler de ironik bir biçimde aynı bağnazlığın pençesindedir.

Bu kitleler için Cumhuriyet, Atatürk veya devrimler; üzerine düşünülen, felsefesi kavranan, eksisi ve artısıyla analiz edilen tarihsel süreçler olmaktan çıkmıştır. Onlar için bu kavramlar, resmi tarihin sınırlarını çizdiği, sorgulanması günah sayılan seküler birer tabuya dönüşmüştür. İşin en çarpıcı ve tehlikeli kısmı ise bu fanatizmin arkasında derin bir entelektüel birikimin değil, tahmin edilemeyecek kadar yüzeysel bir kültürün yatıyor olmasıdır.

Ezberlenmiş sloganlar, her 29 Ekim’de veya 10 Kasım’da otomatik olarak tekrarlanan klişeler, zihni yormadan bir kimliğe ait olmanın en zahmetsiz yoludur. Düşünmek; çelişkileri görmeyi, resmi anlatının dışına çıkmayı, sorgulamayı ve en önemlisi kendi doğrularınla yüzleşme riskini almayı gerektirir. Oysa "hazır doğrular paketi"ni kabul edip bir papağan gibi aynı şeyleri tekrarlamak, bireye sahte bir entelektüel güven ve ahlaki üstünlük hissi verir.

Bu zihinsel konfor alanı, beyni çürüten bir uyuşturucudur. Değer verdiklerini iddia ettikleri Cumhuriyet’in özü olan "Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" bireyler olma idealini, bizzat bu dogmatik tavırlarıyla yok ederler. Bir fikri eleştiriye, analize ve rasyonel tartışmaya kapatmak, onu korumak değil; onu dondurmak, cansız bir heykele dönüştürmek ve içini boşaltmaktır. Kitleler ezberledikleri resmi tarih sınırlarında güven içinde yaşayıp birbirlerini ağırlarken, ne yazık ki gerçek bilgi, yerini sadece yüksek sesle tekrarlanan sloganların sığlığına bırakmaktadır. Zihinsel konfor alanı, insanı yavaşça uyuşturan en tatlı zehirdir; sorgulamayı ve çabalamayı bıraktığın an, beyin yaşamayı değil, sadece günü kurtarmayı seçer. Yeni bir düşünce üretmeyen, risk almayan ve sürekli kolaya kaçan bir zihin, zamanla kendi konforunun içinde donuklaşmaya mahkûmdur.