.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Zengin: Vergide adalet harcamanın denetlenmesiyle sağlanır

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, vergide adalet sorununun temelinde Türkiye’deki sistemin sadece geliri kavrayıp, harcamayı kavrayamamasının yer aldığını söyledi.
Zengin: Vergide adalet harcamanın denetlenmesiyle sağlanır
Paylaş:
Emrah Yılmaz
İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, Gözlem'e yaptığı açıklamada Gelir İdaresi Başkanlığı’nda halihazırda bir vergi affı çalışmasının bulunmadığını, illa bir af olacaksa da bunun tek başına çözüm olmayacağını söyledi. Vergi sisteminin yalnızca geliri değil, harcamaları da denetlemesi gerektiğini belirten Zengin, “Lüks yaşamın kaynağı sorgulanmadan vergi adaleti sağlanamaz. Önce sistemi düzeltelim, ardından gerekiyorsa son kez beyaz sayfa açalım” dedi.
Vergi affı tartışmalarının yeniden gündeme geldiği, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin hız kazandığı bir dönemde İzmir Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı Yaşar Zengin, çözümün yeni düzenlemelerde değil, vergi sisteminin eksik kalan ayağının tamamlanmasında olduğunu söyledi. Türkiye'de vergi sisteminin gelir üzerinden işlediğini ancak harcamaların yeterince denetlenmediğini belirten Zengin, yıllarca zarar beyan eden işletme sahiplerinin lüks yaşamlarını örnek göstererek, “Vergi sistemi geliri kavrıyor ama harcamayı kavrayamıyor. Çağdaş vergi sistemlerinde gelir kadar harcamalar da denetleniyor. Önce bu eksiklik giderilmeli, eğer bir vergi affı olacaksa da ancak bundan sonra son kez beyaz sayfa açılmalı” dedi.

“Yeminli mali müşavir devlet ile mükellef arasında hakemdir”
Yeminli Mali Müşavirlik (YMM) mesleğinin kamuoyunda yeterince bilinmediğini belirten Zengin, serbest muhasebeci mali müşavirlerle,  YMM’lerin görev tanımlarının tamamen farklı olduğuna dikkat çekti. YMM’lerin muhasebe tutmadığını, defter ve beyannamelerin doğruluğunu denetleyerek tasdik ettiğini ifade eden Zengin, YMM’lerin vergi güvenliğinin sağlanmasında önemli bir kamu görevi üstlendiğini vurguladı.
Serbest muhasebeci mali müşavirlerin defter tuttuğunu ve beyanname hazırladığına dikkat çeken Zengin, “YMM’ler ise bu kayıtların doğruluğunu denetler ve tasdik eder. Aynı kişinin hem işlemi yapıp hem de kendisini denetlemesi mümkün değildir. Denetimin mantığı buna izin vermez” dedi.
Vergi müfettişlerinin işlemler tamamlandıktan sonra denetime başladığını hatırlatan Zengin, YMM’lerin ise sürece daha farklı bir noktada dâhil olduğunu belirterek, “Biz dönem içerisinde, beyannameler verilmeden önce denetim yapıyoruz. Yanlışlık varsa düzeltilmesini sağlıyoruz. Böylece hem devletin vergi kaybı önleniyor, hem de mükellefin ileride ağır cezalarla karşılaşmasının önüne geçiliyor. Bu nedenle yaptığımız işe 'önleyici denetim' diyoruz. YMM’lerin temel amacı daha fazla vergi çıkarmak değil. Biz devlet ile mükellef arasında bir köprüyüz. Ne devletin alacağı eksik kalsın, ne de mükellef gereğinden fazla vergi ödesin, ya da sonrasında olumsuz bir ceza ile karşılaşmasın. Bizim görevimiz ödenmesi gereken doğru vergiyi ortaya çıkarmaktır. Gerektiğinde eksik beyanı artırırız, gerektiğinde fazla beyan edilmiş vergiyi de azaltırız. Asıl amaç verginin doğruluğunu sağlamaktır. Hem bu şekilde devlet ile mükellefin karşı karşıya gelmesini de engelleyen sivil bir iş kolu durumundayız” diye konuştu.

“Algı tamamen yanlış değil ama genelleme de yapılamaz”
Toplumda en çok tartışılan başlıklardan birinin, maaşlı çalışanların vergisini peşin öderken bazı işletmelerin yıllarca zarar beyan edebilmesi konusunu sorduğumuz Zengin, bu konuda oluşan algının tamamen haksız olmadığını ancak bütün işletmeleri aynı kefeye koymanın da doğru olmayacağını ifade etti.
Yeni kurulan işletmelerin yatırım, finansman ve amortisman giderleri nedeniyle belirli dönemlerde zarar edebileceğini madde madde anlatan Zengin, buna karşın bazı sektörlerde gerçeği yansıtmayan beyanların da görülebildiğini söyledi. Bir işletmenin sürekli zarar ediyorsa normal şartlarda ayakta kalmaması gerekliliğine de dikkat çeken Zengin, “Dolayısıyla toplumdaki bu algının haklılık payı var. Ancak bunu bütün işletmelere yaymak doğru olmaz. Gerçekten zarar eden işletmeler de var, gerçeğe aykırı beyan verenler de var. Burada temel sorun vergi bilinci ve denetim eksikliğidir” dedi.
“Patron işçiden daha az vergi ödüyor” eleştirilerine bakış açısını sorduğumuz Zengin, sıkça gündeme gelen söylem ile ilgili kayıt dışılığın olduğu yerde sağlıklı bir karşılaştırma yapılamayacağını belirtti. Kayıt dışı çalışan işyerlerinde işçilerin de çoğu zaman gerçek ücretleri üzerinden vergilendirilmediğine dikkat çeken Zengin, “Kayıt dışı çalışan bir işletmede patron kayıt dışıysa işçi de çoğu zaman kayıt dışıdır. İşçi gerçekte 50 bin lira ücret alırken asgari ücret üzerinden gösterilebiliyor. Dolayısıyla bu iki kesimi birebir karşılaştırmak doğru sonuç vermez” şeklinde konuştu.

“Kayıt dışılığı azaltmanın yolu belge düzeninden geçiyor”
Özellikle nakit işlemlerin yoğun olduğu sektörlerde kayıt dışılığın daha fazla görüldüğünü belirten Zengin, belge düzeninin toplumun tüm kesimlerinde bir alışkanlık haline gelmesi gerektiğini vurguladı. Zengin, “Türkiye'de vergi inceleme oranı yüzde 2-3 seviyelerinde. Her mükellefi tek tek denetlemek mümkün değil. Bu nedenle kayıt dışılığı azaltacak mekanizmalar kurulmalı. Vergi sistemi temelde güven esasına dayanır. Teknoloji denetimi kolaylaştırıyor ancak vergi bilincinin yerleşmesi en az bunun kadar önemlidir. Nakit işlemler daraltılır, kredi kartı ve bankacılık sistemi daha yaygın kullanılır, belge düzeni toplumun tamamında yerleşirse kayıt dışı ekonomi önemli ölçüde azalacaktır” dedi. Bazı sektörlerde tüketici ile satıcının kayıt dışı işlem konusunda ortak hareket edebildiğini de dile getiren Zengin, bunun yalnızca denetimle değil, toplumsal bilinçle çözülebileceğini söyledi.

“Vergi sistemi geliri kavrıyor ama harcamayı kavrayamıyor”
Vergi adaletinin yalnızca gelir üzerinden değil, harcamalar üzerinden de uygulanması ile sağlanabileceğini dile getiren Zengin, mevcut sistemin en önemli eksikliğinin bu olduğunu söyledi. Türkiye'de vergi gelirlerinin önemli bölümünün dolaylı vergilerden oluştuğunu hatırlatan Zengin, çağdaş vergi sistemlerinde yalnızca kazanılan gelirin değil, yapılan harcamaların ve yaşam standardının da dikkate alındığını ifade etti. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının azaltılması gerektiğini belirten Zengin, vergi adaletinin ancak doğrudan vergilerin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.
Mevcut sistemin yalnızca geliri esas aldığını belirten Zengin, bunun tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Bizim vergi sistemimiz geliri kavrıyor ama harcamayı kavrayamıyor. Oysa çağdaş vergi sistemlerinin uygulandığı gelişmiş ülkelerde vergilendirmenin bir ayağı gelir ise diğer ayağı da harcamadır. İşte bizim en önemli eksiğimiz burada”

“Lüks yaşam zarar beyanıyla örtüşüyorsa sistem sorgulanmalı”
Toplumda sıkça tartışılan, yıllarca zarar beyan eden işletme sahiplerinin yüksek yaşam standartlarına dikkat çeken Zengin, bu çelişkinin ancak harcamaların da denetlenmesiyle ortadan kaldırılabileceğini söyledi. Bu yaklaşımın yeni bir öneri olmadığını, hatırlatan Zengin, “1998 yılında 'Nereden Buldun' düzenlemesi çıkarıldı ancak daha sonra vazgeçildi. İkinci girişim ise 2024 yılında geniş kapsamlı vergi düzenlemesi içinde 'Özel Harcama Bildirimi' adıyla gündeme geldi. Fakat bu düzenlemeden de geri adım atıldı” dedi.
Vergi sisteminin bu yönüyle tamamlanmasının siyasi bir karar gerektirdiğini belirten, toplumda adalet duygusunu zedeleyen örneklerin de bu eksiklikten kaynaklandığını ifade eden Zengin açıklamalarına şöyle devam etti: “Toplumun vicdanını yaralayan tablo tam da burada ortaya çıkıyor. Zarar beyan eden bir işletme sahibi aynı zamanda lüks araçlar kullanıyor, yüksek harcamalar yapıyor, gösterişli bir hayat sürüyor. Elbette herkes istediği gibi harcama yapabilir. Kimsenin buna itirazı olamaz. Ancak önemli olan o harcamanın kaynağının vergisi ödenmiş bir gelir olup olmadığının ortaya konulmasıdır.”

“Harcamanın kaynağı sorgulanmalı”
Harcamaların denetlenmesini savunmanın özel hayata müdahale anlamına gelmediğini belirten Zengin, asıl amacın kayıt dışı kazançların vergi sisteminin dışına çıkmasını önlemek olduğunu söyledi. “İsteyen istediği evi alsın, istediği otomobile binsin, istediği gibi yaşasın. Buna kimsenin itirazı olamaz” diyen Zengin, “Ancak o harcamaların kaynağı nedir, vergisi ödenmiş midir; sistemin bunu sorgulayabilmesi gerekir. Çağdaş vergi sistemlerinin temel mantığı da budur” ifadelerini kullandı.

"Yeminli mali müşavirlerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılmalı"
Vergi sisteminin daha sağlıklı işlemesi için YMM’lerin sahip olduğu bilgi ve tecrübeden daha etkin yararlanılması gerektiğini de dile getiren Zengin, meslek mensuplarının yalnızca tasdik yapan kişiler olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Ekonominin her alanına temas eden bir meslek grubunu temsil ettiklerini de hatırlatan Zengin, kamu idaresiyle mükellef arasında köprü görevi üstlendiklerini ifade etti.
Yalnızca tasdik yapan insanlar olmadıklarını, üreticiyi de, sanayiciyi de, ihracatçıyı da bildiklerini söyleyen Zengin, “Vergi sisteminin uygulamadaki aksayan yönlerini sahada ilk gören meslek grubuyuz. Dolayısıyla hazırlanacak düzenlemelerde bu bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğine inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Eleştirmek için değil çözüm üretmek için konuştuklarını da aktaran Zengin, “Uygulamanın içindeyiz. Karşılaşılan sorunları da çözüm yollarını da biliyoruz. Bu nedenle meslek örgütlerinin görüşlerinin daha fazla dikkate alınması hem mükellefin hem de kamunun yararınadır” ifadelerini kullandı.

“Vergi affı olacaksa önce düzenleme olmalı”
Türkiye'de bugüne kadar çıkarılan vergi aflarının dürüst mükellef üzerinde olumsuz bir algı oluşturduğunu da sözlerine ekleşen Zengin, af beklentisinin vergiye gönüllü uyumu zayıflattığının altını çizdi. Vergisini zamanında ve eksiksiz ödeyen mükellefin korunmasının vergi sisteminin temel önceliği olması gerektiğini ifade eden Zengin sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğer bir vergi affı olacaksa önce sistemi değiştirelim. Gelirin yanında harcamaları da denetleyen, kayıt dışılığı büyük ölçüde önleyen, adalet duygusunu güçlendiren çağdaş bir vergi sistemi kuralım. Ondan sonra gerçekten ihtiyaç varsa son kez bir beyaz sayfa açılsın. Ama sistem değişmeden çıkarılacak yeni bir af aynı sorunları yeniden üretir. Vergi sistemi geliri kavrıyor ama harcamayı kavrayamıyor. Oysa çağdaş ülkelerde bu iki unsur birlikte değerlendiriliyor. Türkiye de bu dönüşümü gerçekleştirdiğinde vergi adaleti konusunda çok önemli bir mesafe kat edecektir.”