.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Zemin gerçeğiyle yüzleşmeden dönüşüm olmaz

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, deprem hasarlarında zemin davranışının belirleyici olduğuna işaret ederek, modern projelerde sismik izolasyon, fore kazık, jet grout ve zemin iyileştirme tekniklerinin öne çıktığını söyledi.
Zemin gerçeğiyle yüzleşmeden dönüşüm olmaz
Paylaş:
Emrah Yılmaz

Tanyer Yapı’nın düzenlediği basın toplantısında konuşan Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü, İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme değil, doğrudan risk yönetimi olduğunun altını çizerek, “Depremler değil, dayanıksız yapılar can kaybına neden oluyor. Kentsel dönüşüm yapı yenileme değil bir risk yönetimidir. Zemin gerçeğiyle yüzleşmeden dönüşüm olmaz” dedi.
Türkiye topraklarının yüzde 92’sinin deprem tehlikesi altında bulunduğunu hatırlatan Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü, İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, İzmir’in zemin yapısı ve mevcut yapı stoğunun oluşturduğu kırılganlıklara dikkat çekti. Son 25 yılda yaşanan büyük depremlerin bir gerçeği ortaya koyduğunu dile getiren Tozburun, İzmir’in aktif fay hatları üzerinde yer aldığını belirterek, kenti riskli hale getiren üç temel unsuru; faylara yakınlık, yumuşak alüvyon zemin yapısı ve eski yapı stoğu olarak sıraladı. Bayraklı, Bornova, Karşıyaka, Konak ve Buca’da zemin özellikleri ile yoğun yapılaşmanın birleştiğini kaydeden Tozburun, “Bu durum deprem kırılganlığını artırıyor” dedi.
30 Ekim 2020’de yaşanan Samos depreminin İzmir için kritik bir uyarı olduğunu ifade eden Tozburun, “Deprem merkez üssüne 70 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen ağır sonuçlar doğurdu. Yerel zemin etkileri deprem dalgalarını büyüttü. Aynı sokakta farklı temel sistemine sahip yapılar farklı performans gösterdi. Bu tablo, deprem güvenliğinin yalnızca bina kalitesiyle değil zemin-yapı etkileşimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ortaya koydu” diye konuştu.
Kentsel dönüşümün üç temel ayağı olduğunu dile getiren Tozburun; yapısal güçlendirme, zemin ve temel optimizasyonu ile afet odaklı şehir planlamasının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

İzmir’de tablo ağır
İzmir’deki binaların yaklaşık yüzde 40’ının 1980 öncesi yapıldığını, yaklaşık 1,5 milyon kişinin risk altında bulunduğunu belirten Tozburun, öncelikli dönüşüm ihtiyacının 50 binin üzerinde konutu kapsadığını bunun için de gerekli yatırım tutarının ise 25–30 milyar TL seviyesinde olduğunu kaydetti.

“Dönüşüm ulusal güvenlik meselesi”
Deprem hasarlarında zemin davranışının belirleyici olduğuna işaret eden Tozburun, modern projelerde sismik izolasyon, fore kazık, jet grout ve zemin iyileştirme tekniklerinin öne çıktığını söyledi. Kentsel dönüşümde İzmir’in ciddi bir açıkla karşı karşıya olduğunun da altı çizen Tozburun, “Deprem sonrası yapılan dönüşüm çalışmaları hasarlı yapı stoğunun ancak yüzde 10’unu kapsıyor. Kentsel dönüşüm artık bir imar meselesi değil, doğrudan ulusal güvenlik ve yaşam güvenliği meselesidir” dedi.

“Belediyelerde yeterli uzmanlaşmış personel yok”
Toplantıda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Bornova’da tamamladığını açıkladığı mikrobölgeleme ve zemin etüt çalışmalarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Tozburun, yapılan çalışmaları “Olumlu ancak geç kalınmış bir adım” olarak değerlendirdi. Bu tür çalışmaların sahada keyfi uygulamaların önüne geçebileceğini belirten Tozburun, “En azından aynı bölgede farklı zemin davranışı varmış gibi gösterilmesinin önüne bir referans koyar. Belediyenin elinde karşılaştırma yapabileceği bir veri oluşur” dedi.
Ancak söz konusu verilerin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Tozburun, her projenin kendi zemin etüdünü yapmak zorunda olduğunu hatırlatarak, Mikrobölgeleme çalışmalarının daha çok ön analiz ve hızlı değerlendirme imkânı sunduğunu ifade etti. Zemin verilerinin doğru kullanılabilmesi için uzmanlık gerektiğine de dikkat çeken Tozburun, geoteknik alanında yeterli uzmanlaşmanın bulunmadığını, belediyelerde bu alanda teknik kapasitenin sınırlı olduğunu da sözlerine ekledi.

“Zamanla yarışıyoruz”
İzmir için orta-yüksek seviyede deprem olasılığına işaret eden bilimsel çalışmalara dikkat çeken Tozburun, “Depremi engellemek mümkün değil. Ancak doğru planlama, güçlü zemin mühendisliği ve kararlı dönüşüm politikalarıyla kayıpları azaltabiliriz. Depreme hazırlık, geleceğe yapılan en büyük yatırımdır” ifadelerini kullandı.