.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Yunanistan Ege’de ısrarının peşini bırakmıyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Yunanistan Ege’de ısrarının peşini bırakmıyor
Yunanistan Ege’de ısrarının peşini bırakmıyor
Paylaş:
Yunanistan; asırlık ulusal hedefinin (Megali İdea) peşini bırakmıyor. Ege Denizi, Batı Anadolu ve Trakya’da amacına ulaşmak için her fırsatı değerlendirmeye çalışıyor.
Son yıllarda Ege’de ülkemizin sınırları içindeki 22 adayı uluslararası hukuku ve antlaşmaları yok sayarak işgal etmiş, iskana açmış ve silahlandırmıştı. Ardından Türkiye’yi tehdit olarak gördüğünü, bu nedenle adaları silahlandırdığını, adalardaki askeri birliklerini füze sistemleri ile takviye edeceğini ilan etmişti. Yunanistan’ın bu hamleleri; bugüne kadar, ülkemizden ciddi anlamda bir karşılık görmedi. Sadece konuya duyarlı uzmanlar tepki gösterdiler ve yaklaşan tehdide dikkat çektiler. Bu da dikkate alınmadı, üzerinde durulmadı. Türkiye’nin tepkisizliği dışarıda da dikkat çekmiş olmalı ki; konuyu ele alan yabancı basın bu durumu “Türkiye’nin yumuşaması, gerilimi azaltması” olarak yorumladı.
Türkiye’nin tepkisizliğinden cesaret alan Yunanistan; bu sefer, Güney Kıbrıs Rum Yönetimini kullanarak, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve çıkarlarına el attı. Elde ettiği kazanımları korumak için bölgemizde çıkarı olan devletlerle iş birliğini geliştirmeye başladı. İtalya ve Mısır’la deniz yetki alanı sınırını belirleyen anlaşmalar yaptı. Güney Kıbrıs’ta, Ege adalarında ve Batı Trakya’da ABD, İngiltere, Fransa ve İsrail’e askeri üsler tahsis ettiler. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail ile müşterek çıkarlarını koruma maksatlı güvenlik anlaşması yaptılar. Böylece ihtiyaç duyduğu uluslararası desteği elde etmiş oldu.
Türkiye’nin sessizliğinin yanında arkasına aldığı uluslararası destek; Yunanistan’ı daha da cesaretlendirdi. Bu sefer Ege’de karasularını genişletme kararlılığını tekrar dillendirmeye başladı. Yunanistan Dışişleri Bakanı George Gerapetritis; geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Ege Denizi de dahil olmak üzere karasularını genişletmeyi planladıklarını söyledi.
Yunanistan; uzun yıllar önce, Ege’de hakimiyet alanını genişletmeye kalkmış, bu maksatla karasularını 12 mile çıkaracağını ilan etmiş, Türkiye de 1995 yılında TBMM’de aldığı kararla; uluslararası hukuk ve antlaşmalardan doğan hak ve çıkarlarını korumak için, Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milin üzerine çıkarmasını “savaş nedeni” sayacağını ilan etmişti. Türkiye’nin bu kararlılığı sonucunda 30 yıldır konuyu gündeme getirmeyen Yunanistan’ın son zamanlarda aşırı cesaretlendiği dikkat çekmektedir. Hatta hedefine ulaşmak için Türkiye ile savaşmayı bile göze almış görünmektedir. Dışişleri Bakanı Gerapetritis; yaptığı açıklamada “Yunanistan; Türkiye’nin savaş tehdidine rağmen karasularını genişletmeyi planlamıştır” diyerek savaşı göze aldıklarını vurgulamıştır.
Emekli bir asker olarak; Yunanistan’ın son yıllarda uluslararası hukuku ve antlaşmaları göz göre göre çiğnemek suretiyle ülkemiz aleyhine attığı adımları kabullenmemiz mümkün değildir. Buna rağmen; konunun hamasetten uzak gerçekçi bir yaklaşımla ele alınması, gelişen bu durumun objektif olarak sorgulanması, hata ve noksanlıkların ortaya konması, alınması gereken önlemlerin zaman kaybedilmeden alınmasının gerektiği kanaatindeyim.
Uluslararası ilişkilerde, rekabet halindeki ülkeler; amaçlarına ulaşmak için rakiplerinin zayıf taraflarını kollarlar. Asırlar boyu ulusal hedeflerine bağlı kalmış ülkeler için bu vazgeçilmez bir gerekliliktir. Yunanistan’ın asırlık hedefi; Megali İdea olarak adlandırdığı Trakya, Batı Anadolu, Ege ve Doğu Akdeniz hakimiyetidir. Bu hedefine ulaşmasının önündeki en büyük engel Türkiye Cumhuriyeti’dir. Ülkemiz, içeride; siyasal İslamcı ideolojinin, tarikat ve cemaatlerin, radikal İslamcı/cihatçı odakların, bölücü çetelerin, ekonomik zafiyetin, sosyal sorunların, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı siyaset anlayışının, etnik ayrımcılığın pençesindedir. Bunların yanında 23 yıldır yıpranmış, yorulmuş, zayıflamış bir iktidar tarafından yönetilmektedir. Dışarıda ise ABD ve ortaklarının Ortadoğu’daki girişimlerinden en çok etkilenen ülkelerden birisidir. Son dönemde; ABD ve İsrail’in İran ve Suriye’de önümüze koyduğu karanlık geleceğin riskleri ile boğuşmaktadır. Buna rağmen iktidarımızın dış politikasının ABD ve ortaklarının çizgisinde şekillendirildiği görüntüsü vardır. Böylece ülkemiz; son 15-20 yıldır Yunanistan’ın beklediği kıvama gelmiş görünmektedir.
Yukarıda saydığımız iç tehditler ve siyasi ortam ulusal birliğimizi ve vatandaşlık bağlarımızı zayıflatmaktadır. Bölgemizde emperyalist odakların çıkarları doğrultusunda gelişen durum da ulusal güvenliğimizi tehdit etmektedir. İçeride ulusal birliği ve bağları zayıflamış, dışarıda güvenlik tehdidi altındaki ülkeler hassas ülkelerdir. Bu durum devam ettiği taktirde Yunanistan’ın da başka ülkelerin de hedeflerine ulaşmaları kolaylaşacak, geleceğimize çok kötü bir miras kalacaktır. Her vesileyle 86 milyon olmakla övünülen ülkemizin 10 milyonluk Yunanistan karşısında düşürüldüğü bu durum kabul edilebilir değildir. Bu durumu tersine çevirmek için; yokluk, yoksulluk içinde, bölünmüş, parçalanmış bir toplumdan Türk Ulusunu oluşturan, Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran, Anadolu’yu vatan yapan Atatürk’ü anlamaya, O’nun gibi düşünmeye ihtiyacımız vardır.