Türkiye Ekonomisi son dönemde, duraklama, hatta gerileme sinyalleri vermeye devam ediyor. TÜİK verilerine göre 2026 yılı ikinci çeyrekte GSYH bir öncekine göre yüzde 1,1 ve geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,3 büyüme gösterdi. En yüksek büyüme yüzde 13,31 ile tarım sektöründe olsa da sektördeki girdi maliyetleri ile tarımsal malların pazar koşulları nedeniyle çiftçiler ekonomik açıdan çok sıkıntılı durumda. Aynı dönemde bilişim sektörü yüzde 8,6 ve sanayi sektörü yüzde 2,4 büyüme gösterirken, inşaat sektörü ise yüzde 1,9 daraldı. İki çeyrek yerine yıllık verilere baktığımıza toplam sanayi üretim endeksi yıllık bazda 1,4; imalat sanayi 1,5; dayanıklı tüketim malları 4,5; sermaye malları 4,8; yüksek teknoloji 20,3 daralma gösterdi. Sadece orta yüksek teknolojide 3,5; enerjide 2,2 ve elektrik-gaz üretiminde 1,1 artış kaydedildi.
Ekonomi ikinci çeyrekte yüzde 2,3 büyürken, hane halkının ikinci çeyrekteki tüketim harcamaları yüzde 3,5 artış gösterdiği görülüyor. Bu süreçte sabit sermaye oluşumu 22,2 puan düzeyinden 21,2 puana düşüş gösterdi. Oysa kamu yönetimi, eğitim ve sağlıkta harcamalar yüzde 4 ve vergiler yüzde 3,3 artış gerçekleşti.
Diğer yandan 2026 haziran ayındaki işsizlik oranı yüzde 7,6 olurken; Temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 8,1’e yükseldi. Böylece ekonomideki daralma işsizlik rakamlarına yansımış oldu. Yine 2026 ikinci çeyreğindeki verilere göre GSMH da emeğin payı bir yıl öncesinde yüzde 42,7 iken, yüzde 38,1’e düşerek 4,6 puanlık bir azalma gösterdi. Aynı dönemde sermayenin milli gelirdeki payı ise 37,7’den yüzde 41,6 ya yükselirken 3,9 puanlık bir artış oldu. Bu durum, gelir dağılımındaki hızlı bozulma trendi ile ücretli kesimin hızlı yoksullaşmasını ortaya koyuyor.
Son veriler ışığında dış ticaret rakamlarına baktığımızda, 2026 ihracatı birinci çeyrekte yüzde 12,7 oranında azalırken, ikinci çeyrekte yüzde 3,4 oranıyla azalmaya devam etmişti. Esasen ihracattaki düşüş; son 4 çeyrektir dalgalı bir düşüş trendi izlemektedir. Oysa ithalat ise son ikinci çeyrekte yüzde sadece 2 ve 6,4 oranında düşüş kaydetmiştir. Temmuz 2026 verilerine bakıldığında, ihracat yüzde 2,9 artarken, ithalat5,1 oranında artarak dış açığın yükselmesine neden oldu.
Son olarak açıklanan TÜİK verilerine göre tüketici enflasyonu Ağustos ayında yüzde 1,84 artış göstermiş ve yıllık bazda 31,51 olmuştur. Bir ay öncesinde bu veriler 1,78 ve 31,75 olarak gerçekleşmişti. Aylık bazdaki enflasyon bir ay öncesine göre 0,6 puan yükselme trendi; yıllıkta ise 0,24 puanlık bir düşüş yaşanmıştır. Kısacası enflasyonu önleme konusunda bir başarı görülmüyor. Güz aylarına doğru giderken artan yakıt, doğalgaz ve elektrik fiyatları ile enflasyondaki artış hızlanacaktır. Kaldı ki 1 Eylül itibarı ile çoğu üç harflilerde zamlar gelmeye başladı. Bu arada ENAG enflasyon verileri aylık bazda 2,24 ve yıllık bazda 49,03 olarak açıklandı. TÜİK verilerine göre en yüksek yıllık artışlar sırası ile eğitimde yüzde 53,44, sağlıkta 43,46; konutta 39,77; ulaştırmada 35,08;gıdada 33,79 ve lokanta ve konaklamada 31,16 oranlarında artış yaşandı. Bu sektörlerden eğitim ve sağlık nitelikli insan gücüne erişmek için; konut, ulaştırma, gıda ve lokanta insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak açısından önemli sektörlerdir. Nitekim gençlerin önemli bir kesimi eğitim için yurt dışı olanaklarını araştırıyor. Eğitim harcamalarının yüksekliği yanında, eğitim sürecinin her düzeyinde kalite erozyonu yaşanmakta olduğu yönündeki şikayetler giderek artıyor. Bu arada yükselen gıda ve konaklama fiyatları iç ve dış turizmi ciddi olarak etkiliyor. Yabancı turist ve turlar bizde iptal edilirken diğer komşu ülkelere yöneliyorlar. Ege kıyılarındaki vatandaşlarımız, daha ucuz olduğu için tatillerini Yunan adalarında geçirmeyi tercih ediyorlar.
Sonuç olarak Türkiye ekonomisi zorda ve darda. Büyüme, zenginleştirici değil, yoksullaştırıcı ve gelir dağılımını daha da bozucu nitelikte. Enflasyonda bir arpa boyu yol gidilmedi. Pahalılık, işsizlik ve yoksulluk artışta. Üretim düşüşte. Sanayi, küçülüyor ve yurt dışına kaçıyor. Turizm bu yıl bekleneni vermekten uzak. Bu olumsuzluklar nedeniyle, Türkiye’nin ekonomi politikası uygulamaları tüm yönleriyle, aklın ve bilimin ışığında yeni baştan masaya yatırılarak, vizyoner ve stratejik planlama mantığı ile ele alınması gerekiyor.
Yoksullaştıran ekonomik büyüme
Yoksullaştıran ekonomik büyüme
Paylaş: