Türkiye enerji sektöründe dengeler hızla değişirken, yenilenebilir enerji yatırımlarının artışı beraberinde şebeke dengesizliği sorununu da büyütüyor. Bu dönüşümün tam ortasında yer alan ve anahtar teslim yenilenebilir enerji santrali kurulumu yapmanın dışında, büyük ölçekli enerji depolama çözümleri de üreten Kontek Grup CEO’su Tolga Murat Özdemir, Gözleme yaptığı açıklamalarda sektörün geleceğini tek cümleyle özetledi: “Yenilenebilir enerji üretimi artıyor ama bu üretim depolama olmadan yönetilebilir ve sürdürülebilir değil!”
Kontek Enerji’nin hikâyesi, klasik bir enerji şirketi çizgisinden farklı ilerliyor. Şirketin temellerinin üretim değil, verimlilik üzerine kurulduğunu vurgulayan Özdemir, “Biz bu işe enerji üretmek için değil, enerjiyi daha verimli kullanmak için girdik. 1995’te endüstriyel otomasyon ve enerji verimliliği odağında başladık” dedi.
Bu mühendislik temelli yaklaşımın zamanla evrildiğini belirten Özdemir, “2010’lu yıllara geldiğimizde artık sadece tüketimi optimize etmek yetmiyordu. Enerjiyi üretmek de gerekiyordu. Ama burada bilinçli bir tercih yaptık; fosil yakıt tarafına girmedik, doğrudan yenilenebilir enerjiye yöneldik” ifadelerini kullandı. Güneş enerjisine yönelme kararının teknik bir zorunluluktan doğduğunu anlatan Özdemir, “Rüzgâr her yerde yok ama güneş her yerde var. Bu yüzden daha ölçeklenebilir ve yaygın bir model olarak güneşi seçtik. Bizim için her çatı potansiyel bir santral anlamına geliyor” diye konuştu.
Bugün gelinen noktada Kontek Enerji’nin yalnızca proje geliştiren bir firma olmadığını vurgulayan Özdemir, “Biz sadece proje kuran ve sahadan çıkan bir yapı değiliz; yatırımcı, kurucu ve aynı zamanda uzun vadeli işletmeciyiz. Türkiye genelinde 4 binden fazla noktada, 1.500 MW’a yaklaşan kurulu güce ulaşarak bu yaklaşımımızı sahada somutlaştırdık.
Artan rekabet ortamında bizi ayrıştıran temel unsur ise sorumluluk anlayışımız. Biz her projeye yalnızca bir kurulum olarak değil, yatırımcıyla birlikte çıktığımız 25 yıllık bir yolculuk olarak bakıyoruz. Bir santralin devreye alınması tek başına yeterli değil; esas olan, bu varlığın 25 yıl boyunca öngörülen performans ve üretim sürekliliğini sağlamasıdır. Bizim odağımız tam olarak burada başlıyor.” ifadelerini kullandı.
Bu noktada dijitalleşmenin kritik rol oynadığını belirten Özdemir, “Ege Teknopark’ta geliştirdiğimiz yazılımla 3 gigawattın üzerinde üretimi izliyoruz. Yapay zekâ destekli sistemlerimiz santralin nasıl çalışması gerektiğini öğreniyor, sapmaları tespit ediyor ve nedenini söylüyor” dedi. Özdemir, bu sayede yalnızca üretimin değil, verimliliğin de yönetildiğini vurguladı.
Büyümenin bedeli: Şebeke dengesizliği
Türkiye’de yenilenebilir enerji kurulu gücünün hızla arttığına dikkat çeken Özdemir, “Bugün yaklaşık 26 bin megawatt güneş, 15 bin megawatt rüzgâr kurulu gücü var. Toplamda yüzde 30’lara ulaşan bir yenilenebilir paydan söz ediyoruz” şeklinde konuştu. Ancak bu büyümenin beraberinde ciddi bir denge sorunu getirdiğini ifade eden Özdemir, “Güneş var ama gece yok. Yazın var, kışın yok. Öğlen çok yüksek üretim var, akşam bir anda düşüyor. Arz ile talep arasındaki bu dengesizlik büyüdükçe sistem kendi kendini taşıyamaz hale geliyor” diye konuştu.
Çözümün adı: Enerji depolama
Tam da bu noktada enerji depolamanın zorunlu hale geldiğini belirten Özdemir, “Elektrik üretildiği anda tüketilmek zorunda. Fazlayı saklayamıyorsanız o enerji kaybolur. Ama talep arttığında da üretim yetmez. Bu açığı kapatmanın tek yolu depolama sistemleri” ifadelerini kullandı.
Kontek Grup’un bu alana erken girdiğini vurgulayan Özdemir, “Biz 2020 yılında enerji depolama işine yatırım kararı aldık. O dönem Türkiye’de bu konu henüz gündemde bile değildi. Ama biz bunun kaçınılmaz olduğunu gördük” dedi.
Maxxen hamlesi: Yerli üretimle küresel hedef
Bu vizyonun somut karşılığının Maxxen olduğunu belirten Özdemir, “2023’te şirketi kurduk, 2025’te fabrikayı devreye aldık. Bugün hedefimiz üretimin yüzde 70’ini ihraç etmek. Avrupa pazarında güçlü bir oyuncu olmak istiyoruz” diye konuştu. Üretilen sistemlere ilişkin bilgi veren Özdemir, “20 feet konteyner içinde 5 MWh depolama kapasitesi sunuyoruz. Bu ölçek, orta büyüklükte bir tesisin enerji ihtiyacını karşılayabilecek seviyededir” ifadelerini kullandı.
Son dönemde ithal bataryalara yönelik düzenlemelerin sektörde dengeleri değiştirdiğine dikkat çeken Özdemir, getirilen ilave gümrük vergilerinin, gözetim uygulamaları ve minimum fiyat düzenlemelerinin ithalat maliyetlerini ciddi şekilde artırdığına dikkat çekerek, bu durumun yerli üretimi artık bir tercih değil, zorunluluk haline getirdiğinin altını çizdi.
Enerji depolamanın yalnızca ticari bir alan olmadığını da vurgulayan Özdemir, “Bu konu artık şebeke güvenliği meselesi. Dolayısıyla bir noktadan sonra millî güvenlik boyutu da var. Enerjiyi depolayamıyorsanız sistemi yönetemezsiniz” dedi. Yeni dönemde enerji yatırımlarının da bu gerçekliğe göre şekilleneceğini belirten Özdemir, “Artık enerji depolama olmadan yeni bir güneş santrali kurmak sürdürülebilir değil. Sistem buna izin vermiyor” diye konuştu.
Elektrikli araçların yaygınlaşmasının da enerji altyapısını zorlayacağını ifade eden Özdemir, bugün Türkiye’de yaklaşık 350 bin elektrikli araç olduğunu hatırlatarak, 2035’te bu sayının 3 milyona yaklaşmasının beklendiğini ve bunun da ciddi bir enerji değil, güç ihtiyacı doğurduğuna değindi. Altyapının bu talebi karşılamakta zorlanacağını belirten Özdemir, Bir işletmenin 30 kW’lık altyapıyla 300 kW’lık şarj talebini karşılaması mümkün değil. Bu noktada çözüm, enerji depolama sistemleridir ifadelerini kullandı.
Kontek Grup’un büyüme stratejisinde Avrupa’nın önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Özdemir, “İsviçre’de ofisimiz var, Balkanlar’da projeler yürütüyoruz. Avrupa bizim için ana pazar” dedi. Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantajı olduğunu belirten Özdemir, “Çin’den ürün getirdiğinizde 40-45 gün bekliyorsunuz. Biz ise Türkiye’den bir hafta içinde teslim edebiliyoruz. Bu lojistik avantaj çok kritik” diye konuştu.
Enerji bağımsızlığı ve finansman ihtiyacı
Enerji sektörünün Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkat çeken Özdemir, “Enerji, cari açığın en büyük kalemlerinden biri. Depolama teknolojileri sayesinde yenilenebilir yatırımlar artar, ithalat bağımlılığı azalır ve arz güvenliği güçlenir” dedi. Ancak finansman tarafında eksiklikler olduğunu da vurgulayan Özdemir, “Özellikle ihracat tarafında teminat, sigorta ve finansman mekanizmalarının daha güçlü olması gerekiyor. Bu alan desteklenirse çok daha hızlı büyüyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Enerji sektöründe dijitalleşmenin kaçınılmaz olduğunu belirten Özdemir, “Artık bu iş sadece mühendislik değil. Yazılım, veri ve yapay zekâ ile birlikte yürümek zorunda. Geleceğin enerji şirketleri bu üç alanı birlikte yöneten şirketler olacak. Bir işin başarıya ulaşması için ise en önemli şey emek. Yeterince emek verilmişse o iş mutlaka bir sonuç üretir” dedi.
Enerji sektöründe yaşanan dönüşümün henüz başlangıç aşamasında olduğunun da altını çizen Özdemir, Kontek olarak karar alma süreçlerinde ekip içi iletişime çok önem verdiklerini belirtti. Açık iletişim ve ortak aklın kendileri için önemli olduğunu da dile getiren Özdemir, açıklamalarını şu şekilde tamamladı:
“Farklı fikirlerin konuşulduğu bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Artık mesele sadece enerji üretmek değil, o enerjiyi yönetmek. Bu dengeyi kuramayan sistemler sürdürülebilir değil.”
Yenilenebilir enerjide sürekliliğin anahtarı: Enerji depolama
Türkiye enerji sektöründe dengeler hızla değişirken, yenilenebilir enerji yatırımlarının artışı beraberinde şebeke dengesizliği sorununu da büyütüyor.
Paylaş: