Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı
GÖZLEM – CHP Grup toplantısı öncesi “Her son yeni bir başlangıçtır” diyen Özgür Özel, son kez çıktığı partisinin Meclis grup kürsüsünden de “Bugün bu kürsüye belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Tarihi bir kavşaktayız. Yeni partimizi kuruyoruz” diyerek CHP’ye veda etti. Yeni Parti konusunda yorumunuz?
K – Yeni Parti, CHP’den geçecek 90-100 civarında milletvekili öncülüğünde kuruldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin büyük ölçüde Yeni Parti’de, “eski” görevlerine atanacağı anlaşılıyor. Sadece Yargıtay kararının beklenmesi gerekçesiyle, seçilmiş bazı Parti Meclisi üyelerinin CHP’de bırakılacağı konuşuluyor. Bu gerekçe bana biraz “zayıf” geliyor. Belki Özgür Özel’in aklında olan bir başka sebebi vardır. Bunun dışında CHP milletvekillerinin ardından CHP il ve ilçe başkanlarının da istifa edip yeni kurulacak partide “eski” görevlerine dönecekleri ve Yeni Parti’nin il ve ilçe başkanları olarak atanacakları anlaşılıyor. Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin de aynı şekilde atanmaları muhtemel. Son aşamada da Yeni Parti’de olmak isteyen CHP’li belediye başkanlarının istifa etmeleri öngörülüyor. Bu aşama biraz sıkıntılı olacak gibi. Özgür Özel’in “Kimse şundan şüphe etmesin. Bu iktidar yürüyüşünde bizler, sizler, biz hepimiz ne Ekrem İmamoğlu’nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş’ı. Ne Zeydan Kayalar kalır Adana’da, ne Vahap Seçer Mersin’de” diyerek belediye başkanlarıyla geçişin kararını verdiğini de açıklamasına rağmen, Zeydan Karalar CHP’den istifa etmeyeceğini söyledi. Daha önceden istifa eden İzmir Belediye Başkanı Cemil Tugay da bir süre bağımsız kalacağını açıkladı. Sonuçta belediye başkanlarının ve belediye meclisi üyelerinin hızla istifalarında bazı sakıncalar olabilir. Belediye görevi siyasetten biraz daha farklı. Bu ayak biraz daha zor ilerleyecek gibi gözüküyor. Özgür Özel, olabildiğince toplu bir geçiş hamlesi ile hiç boşluk vermeden ana, muhalefeti Yeni Parti’de devam ettirmeyi hedefliyor. Bunun bir avantajının da klasik olarak CHP’ye oy vermeyi düşünmemiş, CHP karşıtı bir seçmen kitlesini de Yeni Parti’ye çekmek olacağını düşündüğü anlaşılıyor. Özel’in hafta içindeki son grup toplantısında sarf ettiği “Elbette bizler sosyal demokratız, altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkemizin kurucularına, kuruluş kodlarına, ülkenin kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz bir büyük çağrının da sahibiyiz. 10 ay önce beş parti, yüzde 25 oy aldığımız yerden, yüzde 38 oya giderken nasıl aslan sosyal demokratlarla, muhafazakar demokratları, milliyetçi demokratları, Kürt demokratları, sosyalist demokratları, liberal demokratları kucakladıysak, onlarla birlikte Türkiye ittifakını kurmuşsak, Atatürk’le Misak-ı Milli sınırlarıyla, Cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı’nda kucaklamaya, iktidara yürümeye davet ediyorum” sözleri bunu gösteriyor. Ancak bu sol siyasette “taban genişletme” adımlarını biz en son Kılıçdaroğlu’nda olmak üzere daha önce de çok gördük. Ciddi bir işe yarayacağını sanmıyorum. Asılları varken muhafazakârlar, liberaller, Kürtçüler niye Yeni Parti’ye oy versin?
GÖZLEM – Hekimhan Belediye Başkanı Mehmet Şerif Yıldırım, “Gelecek günlerde birlikte yola çıktığımız, birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızla beraber olacağız” diyerek CHP’den istifa etti. Ardından iki ünlü sanatçı Sabahat Akkiraz ve Arif Sağ da, CHP’den istifa ettiklerini açıkladılar. Benzer istifalar ne kadar ve nerelere kadar devam edeceğini düşünüyorsunuz?
K – CHP’ye göre ilk gün CHP’nin 1 milyon 880 bin üyesinden yaklaşık 400 bini partiden istifa etti. Bu rakamın daha da artması bekleniyor. Ancak üyeleri istifa etsin etmesin, bir sonraki seçimde CHP’ye oy vereceklerini sanmıyorum. Kılıçdaroğlu ile CHP’deki erime, CHP ana akım dışında kalana kadar devam eder. Bunun nedeni aklı başında hiçbir seçmenin artık Kılıçdaroğlu’nun etkili bir muhalefet yürüteceğine, iktidarı hedeflediğine inancının kalmamış olması. Öte yandan iktidarın yargı eliyle yürüttüğü “mutlak butlan” stratejisi, CHP’yi etkisiz hale getirirken, anketlere göre ana muhalefete en az 5 puan civarında oy kazandırdı. Konsensus Araştırma’nın 4-18 Temmuz arasında 1012 kişiyle yaptığı ankette Özgür Özel’in başında olduğu Yeni Parti’nin oy oranı yüzde 35,3, AKP’nin oy oranı yüzde 31,4, Kılıçdaroğlu’da kalan CHP’nin oy oranı yüzde 12,2 çıktı. Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinde kalan ne kadar muhalif kabul edilir tartışılır, ama bunların da Yeni Parti’ye geçmesi durumunda ana muhalefetin oy potansiyeli bu ankete göre yüzde 50’lere yaklaşmış oluyor. Gündemar Araştırma’nın 24-27 Haziran’da gerçekleştirdiği ankette de Özel’in Yeni Parti’sinin oy oranı yüzde 34,92, AKP yüzde 30,46, CHP ise yüzde 4,32 çıkıyor. Kim ne derse desin, iktidar yaptığı hukuksuzluklar, haksızlıklar ve yarattığı acılarla beraber muhalefetin oy potansiyelini patlatmış görünüyor.
GÖZLEM – Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş “Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında yürütülen çerçeve yasa hazırlıklarını görüşmek üzere Meclis’te siyasi parti liderleriyle bir araya geldi ancak açıklama yapılmadı. Bu görüşmelerden “olumlu” bir sonuç alınabilecek mi?
K – Hafta içinde DEM heyeti İmralı’ya giderek Abdullah Öcalan ile görüştü. PKK’dan da “Önderliğin fiziki özgürlüğünü de içermeyen bir yasa hiçbir sorunu çözmeyen yasa olur. Açıkça sürecin sabote edilmesi anlamına gelir... istenmeyen sonuçlar doğurur” açıklaması geldi. Yeni açılım süreci ile ilgili, PKK’nın kadrolarının ne olacağını da kapsayan yasal düzenlemenin Meclis’e geleceği anlaşılıyor. Ama Erdoğan bu tasarıda Apo’ya af anlamına gelecek bir düzenleme olmasına göz yumar mı? Buna izin verebilir mi? Ara bir formül bulmaları gerekecek.
GÖZLEM – Üretici de, esnaf da, emekli de, halk da “hayat pahalılığından şikayetçi. “Alım gücünün azalması ve fakirleşme” hemen hemen herkesi sarsıyor. Paranın değerini kaybetmesi önlenemiyor; neden?
K – Bu iktidarın beslendiği kayıt dışılığın, rantın engellenememesinden dolayı. Dar gelirlinin harcadığı parayı azaltmak mümkün ama iktidarın yarattığı kayıt dışılığın, rantın önüne geçilmesi mümkün değil. Bu, önemli bir varlık sebebini ortadan kaldırmış olur. Bakınız şimdi, ABD’li Goldman Sachs’a göre ekonomi yönetimi ciddi sorun olmaya başlayan cari açığı düşürmek için dövizin değer kazanmasına izin verecek. Bu tür raporları özellikle yabancı bankaların Merkez Bankası ile istişare etmeden oluşturması mümkün değil. Dolayısıyla eğer bankanın işaret ettiği gibi dövizde yüzde 25’lik bir artışa izin verilirse, bu tüketimi büyük ölçüde ithalata bağlı Türkiye için enflasyonun hızlanması anlamına gelir. Bu durum geliri dövize bağlı olanları olumlu etkiler ancak dar gelirli için yine olumsuz olur. Eğer ülkenin ithalata bağlı üretim yapısı biraz olsun tersine döndürülebilseydi, Türkiye bu sorunları yaşamıyor olurdu.
GÖZLEM – “Ekonomideki bu gidiş, 500’lük, 1000’lik banknotları getirecek” söylemini giderek yaygınlaştırıyor, Sizce “olma ihtimali” var mı?
K – Merkez Bankası verilerine göre ilk tedavüle girdiği 2009 yılında toplam 15 milyon adet 200 liralık banknot vardı. Toplam banknot sayısı 1,5 milyardan fazlaydı ve dolayısıyla 200 liralık banknotların toplama oranı yüzde 1 civarındaydı. Son enflasyon furyası öncesi 2021’de 535 milyon 200 liralık banknot, toplam 2,9 milyar civarı banknot içinde yüzde 19’luk bir orana ulaşmıştı. 2026 itibarıyla ise bu oran yüzde 65’e çıktı. Toplam 5,1 milyar adet 200 TL’lik banknot var. Toplam banknot sayısı ise 7,9 milyar. Bu rakamlar ilk bakışta iki şeyi gösteriyor. Birincisi enflasyonun nasıl patladığını. İkincisi her üç banknottan ikisinin 200 liralık banknot olduğu sistemin sıkıştığını. 17 yıl önce toplam 1,5 milyar banknot varken, şimdi 8 milyar banknot var. Tabii ki makul, akılcıl olan 500, hatta belki bin liralık banknotları peyderpey devreye sokmaktır. Ancak bu iktidarın attığı adımlarda akıldan önce “algı” unsurunun geldiği malum. Dolayısıyla böyle bir hamlenin zamanlamasının bir seçim sonrasına kalması muhtemeldir.
Yeni Parti kuruldu, süreç sıkıntılı olacak
Yeni Parti kuruldu, süreç sıkıntılı olacak
Paylaş: