Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş CHP’den istifa etti. “Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur. O iradeyi kişisel hesaplarla başka bir yere taşımak yalnızca siyasi bir yanlış değil, seçmene karşı ağır bir vebaldir” ifadesiyle bağımsız kalacağını açıkladı. Yorumunuz?
K – Uzun süre CHP’den ayrılmadan; hem CHP, hem Yeni Parti’nin desteğini almaya devam etmek, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde ortak bir taban kurmayı sağlamak istemişti. Şimdi sadece Yeni Parti’de değil kalan CHP’lilerin büyük kesiminde de ciddi bir desteği var. Onun dışında İyi Parti gibi merkez sağ parti seçmeni için de daha kolay oy verilebilecek bir aday haline dönüştü. Açıklamasındaki “Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir” ifadeleri hedefini de gösteriyor. “AKP’ye geçmektense siyaseti bırakır” diye düşünüyorum. Zaten geçse muhalif seçmende hiçbir karşılığı kalmaz. Öte yandan Yavaş halen Erdoğan’ın karşısına çıkma riskini alamayacağı bir Cumhurbaşkanı adayı. Dolayısıyla bu ihtimali ortadan kaldırmak için kendisine karşı yargı destekli bir baskı sürecine girilmesi kaçınılmaz.
GÖZLEM – Yeni Parti, Anayasa Mahkemesi’nin bu hafta içinde yapacağı toplantıda, “Yenilik Partisi’yle isim benzerliği nedeniyle isim değişikliğine gitmesini isteme ihtimaline” karşı dört yeni isim tartışıyor. Önceki hafta AYM’de isim konusunda sorun çıkmayacağını varsayan Yeni Parti şimdi buradan ümidi kesti mi?
K – Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta içinde tamamen ilgisiz bir vesileyle, İstanbul Havalimanı’nın dördüncü pistinin açılışında “Vizyon projemizi eleştirenler isim tartışmalarıyla günlerini israf etmeye devam etsin, bizim yapacak çok şeyimiz var” dedi. Ben geçen hafta Yargıtay’ın CHP’den isim değişikliği istemesiyle ilgili “...bu olayın iktidar tarafında Yeni Parti’ye yeni bir ‘zorluk çıkarma’ hamlesi yer alıyor olabilir” diye değerlendirmiştim. Erdoğan’ın açıklaması bunun doğruluğuna işaret ediyor. CHP Yargıtay’ın tebligatına yanıt vermedi ve konu şimdi AYM’de görüşülecek. Dolayısıyla bu durum bizzat Erdoğan’ın radarındaysa, üyelerinin çoğunluğu kendi döneminde Erdoğan tarafından atanan Anayasa Mahkemesi’nden “Bu parti isimleri bir iltibasa sebebiyet vermez” yönünde bir karar çıkmayacağını anlamış olsalar ki, yeni isimler tartışılmaya başlanmış. Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz, hafta içinde yaptıkları toplantıda bir kez daha “3 Ekim’e kadar bir değerlendirme yapsınlar” diyerek kapalı biçimde “fırsatçılığıyla” beraber “birleşme” isteğini ortaya koydu. Ya o olacak, ya da Yeni Parti’de “Yeni”nin yanına bir isim ekleyecekler gibi gözüküyor.
GÖZLEM –MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun OdaTv davası sürecinde 12 Kasım 2011’de cezaevinde hayatını kaybetmesi ile ilgili soruşturmada ilginç bir gelişme yaşandı. Soruşturma, başından beri şüpheli ölümde FETÖ’nün payı olduğu kurgusu üzerinden ilerlerken, hafta içinde Kozinoğlu’nun, aynı ideolojiye sahip iki yakın koğuş arkadaşı; emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım “kasten öldürme” suçlamasıyla ifade verdiler. Yorumunuz?
K - Kaşif Kozinoğlu Türkiye’ye çağırılıp FETÖ’cü firari savcı Zekeriya Öz tarafından tutuklandığında, MİT’in Orta Asya sorumlusuydu. Kozinoğlu’na FETÖ’nün hedefinde olduğu ve öldürülmesinde ya da ölmesinin “kolaylaştırılmasında” FETÖ’nün payı olabileceği şüphelerini ortaya koyan bir dizi olgu var. FETÖ’dan 23 yıla mahkum edilmiş Enver Altaylı’nın Fethullah Gülen’e yazdığı mektupta geçen “...Kaşif Kozinoğlu, terfi ettirilmiş ve merkezi Taşkent’te bulunan Orta Asya ithirbaratını koordine etmekle görevli büronun başına getirilmiştir. Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı da bu geçen şahsa aittir” şeklindeki ifadeleri ki; Altaylı hafta içinde bu soruşturma da da “kasten öldürmeye azmettirme” suçundan bir kez daha tutuklandı. Kozinoğlu fenalaştıktan sonra FETÖ’cü firari gardiyan tarafından geç müdahale edildiği, yolda ambülansa kasıtlı vakit kaybettirildiği yolundaki iddialar ve bu yönde yapılan tutuklamalar. Aynı süreçte FETÖ tarafından yönlendirildiği artık ortaya çıkan Kurtlar Vadisi – Kuzu dizisinde, Kazım Kaşifoğlu isimli Kozinoğlu karakterinin vatan haini olarak gösterilmesi ve öldürülmesi ile bir dizi daha benzerlik. En önemlisi de, FETÖ kalkışması sonrası hazılanan FETÖ/PDY Çatı İddianamesi’ndeki “Casusluk suçu ile Kaşif Kozinoğlu’nun uzaktan yakından ilgisi yoktur. Dava tamamen FETÖ’nün intikam için kurduğu senaryodur” tespiti. Tüm bu süreç de, MİT’in Oslo’da PKK ile görüştüğünün ortaya çıktığı 2011 Eylül’ü ve sonrasında dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan’ın soruşturmaya çağırıldığı 2012 Şubatı’nı kapsıyor. Dolayısıyla FETÖ’nün MİT’i ele geçirme ve buradan Tayyip Erdoğan’a ulaşma amacıyla örüntülü olduğu anlaşılıyor. Hal böyleyken, soruşturmada bir anda Kozinoğlu ile benzer ideolojilere sahip arkadaşlarının “kasten öldürme” ile suçlanmaları bir hedef saptırma hamlesi gibi gözüküyor.
GÖZLEM – 500 bine yakın yatırımcıyı mağdur eden fon krizinde sorumluluk kimde?
K – Bir defa şunu iyi anlamak lazım. Durumun bu noktaya gelmesinde çoğu AKP’yle ilişkili –çünkü böyle bir sistemin bu kadar uzun sürdürülmesinde iktidarla bağların etkili olduğu iddia ediliyor– bir yığın fon yöneticisi ile bir dizi bürokratın isimleri ortaya atılıyor. Ancak işin esas sorumluluğu, sermaye piyasalarından sorumlu olan ve bir yıl önce “Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksikleri gidereceğiz” açıklaması yapıp durumun bu noktaya gelmesini en azından engelleyemeyen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’te. Niye zamanında bu eksiklikleri giderememiş, önlem aldıramamış? Onun da ötesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ülkede uçan kuştan haberi yok mu? O istemeden yaprak kımıldamıyor. Böyle bir şeye nasıl, niye göz yumdu? Bu noktaya gelmesine müsaade etti? Yok eğer hakikaten bilgi sahibi olmadıysa, Şimşek’e kim bilir neler demiştir? Yoksa biz mi biraz saf bakıyoruz bu olaya?
GÖZLEM – Peki bundan sonra fonzedeleri ne bekliyor?
K – Bu fonlar genel olarak sığ halka arzlara ve hisselere yatırım yaptıklarından dolayı, İş Bankası ve Ziraat Bankası tarafından gelecek 6 ay içinde tasfiye edilirken Borsa’da tuttukları bu şirket hisselerini çok daha düşük fiyatlara, belki halka arzdan da düşük fiyatlara satmak zorunda kalacaklar. Şimdiden İstanbul Borsası Halka Arz endeksi 15 Eylül’den bu yana yüzde 40 değer kaybetti. Dolayısıyla bu hisseler Eylül’e kadarki süreçte yüz kat, bin kat değer kazandığı için, şimdi o yatırımcılar fona girerken koydukları paranın çok çok düşük bölümlerini geri alabilecek. Meğerki devlet bir şekilde bu yatırımcıları tazmin etsin. Bunu yapmanın en kolay yolu da fonları tasfiye etmekle yükümlü bankaların bu şirketlerin hisselerini Borsa’da Türkiye Varlık Fonu’na satması. Bu durumda da fon krizinin maliyetinin bir kısmı kamuya kalmış olacak. Ama sonuçta herkesin para kaybedeceği kesin.
GÖZLEM – Trabzon’a 4-0 yenilen Galatasaray’da iki sarı karttan kırmızı kart alan Teknik Direktör Okan Buruk tartışılıyor. Buruk maçtan sonra hakem için “Beni isteyerek attı” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Buruk atıldığında Galatasaray zaten 2-0 gerideydi. 4-0 yenilginin sebebi Buruk’un oyundan atılması mı? 44. dakikada ikinci golü yiyorsun. Gol atman lazım, santrafor Deniz’in yerine Barış Alper’i alıyorsun. Çıkartacak başka adam mı yok? Üstelik ondan sonra da yaptığı değişiklikler de taa 68. ve 74. dakikalarda ve hep defansa yönelik. Okan Buruk 4 yıl şampiyon olmasına rağmen, “kritik maçlarda başarılı olmaya başlaması” hariç kendisini aşamadı. Karizmasızlığından, başta Icardi pek çok örnekte görüldüğü gibi vefasızlığına, sahada B planı olmamasından, geç veya eksik müdahale etmesinden, kötü sonuçlarda hep hakemleri suçlayarak sorumluluk almamasına kadar pek çok örnek buna işaret ediyor. Yine de Galatasaray’ı ne şampiyonluk yarışında, ne de Barcelona gibi büyük kulüplerle özellikle İstanbul’da oynayacağı maçlarda dikkate almamak mümkün değil.
Yavaş, her kesimin kolay oy verebileceği aday haline dönüştü
Yavaş, her kesimin kolay oy verebileceği aday haline dönüştü
Paylaş: