.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Yapay zeka çağında eğitim: Yeni sorunlar, yeni arayışlar

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Yapay zekâ çağında eğitim: Yeni sorunlar, yeni arayışlar
Yapay zeka çağında eğitim: Yeni sorunlar, yeni arayışlar
Paylaş:
Özellikle 2020 yılı ve sonrasında yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması hem okullarda hem de toplumsal eğitim anlayışında ciddi dönüşümleri ve sorunları beraberinde getirdi. Oysa eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil; bilgi ve becerinin birlikte kazandırılmasıyla başarıya ulaşan bütünsel bir süreçtir.
Eğitim organizasyonunu oluşturan üç ana öge vardır: Eğitmen (Öğretmen), Eğitilen (Öğrenci) ve Ortam (Okul/Uygulama Birimleri). Bugün bu üç öğgenin tamamı büyük bir sınavdan geçmektedir.

1. Eğitmenler Açısından: "Bilgi Küpü"nden "Bilge Rehbere" geçiş
Öğretmenler için son derece zorlu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Geçmişte öğretmen, bilginin tek kaynağı ve ana aktarıcısı olan bir "bilgi küpü" olarak tanımlanırdı. Günümüzde ise yapay zekâ desteği ve tek bir parmak dokunuşuyla her türlü bilgiye ulaşmak mümkün. Birçok öğrenci, sınıfa zaten önceden edindiği bilgilerle gelebilmekte ve öğretmenleri zorlayabilmektedir.
Bu durum, öğretmenlerin sınıfa girmeden önce sadece bilgiyle donanmasını değil; o bilginin kullanımı, doğrulanması ve pedagojik altyapısı konularında kendilerini çok daha fazla geliştirmelerini zorunlu kılmaktadır. Günümüz eğitimindeki temel sorunlardan biri bilgi kirliliği, diğeri ise bilginin kullanılabilirliği olmuştur. Bu nedenle ezberci anlayıştan sıyrılıp "bilge" öğretmenlerin sayısını artırmalı ve bilginin beceriyle bütünleştirilmesini sağlamalıyız.
Neler yapılmalı?
• Yol Haritası ve Model Önerisi: Öğretmen yetiştirme ve seçimi konusunda radikal adımlar atılmalıdır. Ya geçmişteki Öğretmen Okulları, Teknik Öğretmen Okulları ve Yüksek Öğretmen Okulları yapılanmasına geri dönülmeli ya da Fransa millî eğitim sisteminde olduğu gibi bir model uygulanmalıdır.
• Üniversitelerin lisans bölümlerinde 2. sınıfı tamamlayan adaylar arasından; bilgi birikimi ve pedagojik yatkınlığı uygun olanlar sınavla belirlenmeli ve bu adaylar Eğitim Fakültelerinde özel bir pedagojik formasyondan geçirilmelidir.
• Öğretmenlerin derece atlamaları ve kademe geçişleri de meslek içi eğitimler sonrası yapılacak objektif sınavlarla düzenlenmelidir.

2. Eğitilenler açısından: Gelecek kaygısı ve bilgi okuryazarlığı
Eğitim, yalnızca okullarla sınırlı bir süreç olarak görülmemelidir. Doğumdan ölüme kadar her bireyin ve kesimin eğitime değer vermesi bir toplumsal sorumluluktur.
Ancak bugün, özellikle gençler arasında psikolojik olarak eğitimden ve okuldan uzaklaşma eğilimi gözlemlenmektedir. Gençler, derin bir gelecek kaygısı içinde hedef belirlemekte zorlanmaktadır. Bu durumun temel nedeni, 21. yüzyılda yaşadığımız baş döndürücü değişim hızıdır. Teknoloji ve bilişimdeki devrimsel gelişmeler; birçok mesleğin yok olacağı ya da kabuk değiştirmek zorunda kalacağı hissini uyandırmaktadır. Bu hızlı değişim, insanlarda "Bugün öğrendiklerimi yarın kullanamayacağım" duygusu yaratmaktadır.
Eğitilenler için kritik husus:
Yapay zekâ ile bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Ancak öğrencilerin öncelikle bu bilgilerin doğruluğunu ve kaynağını sorgulamayı (bilgi okuryazarlığı) öğrenmesi gerekir. Doğru bilgiye ulaşıldıktan sonra ise bunu beceriye dönüştürmek ve günlük yaşamda sağlıklı bir şekilde kullanabilmek günümüzün en hayati konusudur.

3. Eğitim mekânları ve "sanal öğretmen" tehlikesi
Eğitim mekânları da hızla kabuk değiştirmektedir. 2019 sonlarında başlayan pandemi, toplantıların yanı sıra eğitimi de dijital platformlara taşıdı. 2020 sonrasında ise yapay zekâ destekli sanal eğitmenlerin sayısında muazzam bir artış yaşandı.
Tam bu noktada çok ciddi bir soru ve problemle karşı karşıyayız: Bu sanal öğretmenlerin yönetimi kimin ya da kimlerin elindedir?
Yapay zekâ tabanlı bu sistemlerin ve sanal eğitmenlerin etik ilkelerini, etik sorumluluklarını ve ulaştıkları yaş gruplarına uygunluğunu ulusal/uluslararası düzeyde denetleyip koordine edemediğimiz sürece, yakın gelecekte telafisi güç toplumsal ve pedagojik sorunlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır.