İzmir Ekonomi Kulübü’nün “Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl İle Vizyon Arayışları” toplantısında Türkiye’nin NATO üyeliğini tarihsel, ekonomik ve jeopolitik boyutlarıyla değerlendiren Eski İzmir Milletvekili ve Türkiye’nin önceki dönem Endonezya Büyükelçisi Dr. Zekeriya Akçam, Türkiye’nin NATO üyeliğinin diplomatik bir tercihten öte bir adım olduğunu söyledi.
İzmir Ekonomi Kulübü tarafından her ay düzenli olarak gerçekleştirilen “Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl İle Vizyon Arayışları” toplantısının Haziran oturumunda, Türkiye’nin NATO üyeliği, millî güvenliği ve jeopolitik geleceği masaya yatırıldı. İş dünyası, bürokrasi, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı toplantının açılış konuşmasını İzmir Ekonomi Kulübü Başkanı Dr. Sıddık Topaloğlu yaptı. Moderatörlüğünü İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Attila Acar’ın üstlendiği toplantının konuğu ise 22. Dönem İzmir Milletvekili ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önceki dönem Endonezya Büyükelçisi Dr. Zekeriya Akçam oldu.
“Millî Güvenliğin Ekonomik Boyutu: Türkiye’nin NATO Üyeliği” başlıklı sunum gerçekleştiren Akçam, millî güvenlik ile ekonomik kalkınma arasındaki ilişkiyi, NATO’nun günümüzdeki rolünü ve Türkiye’nin değişen jeopolitik konumunu değerlendirdi.
“NATO yalnızca bir savunma paktı değil”
NATO’nun ortaya çıkışını tarihsel ve jeopolitik bir perspektifle ele alan Akçam, askeri ittifakların herhangi bir gücün dünya hâkimiyetini önlemek ve caydırıcılık oluşturmak amacıyla ortaya çıktığını belirtti. NATO’nun sadece ortak savunma amacı taşıyan bir yapı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Akçam, “NATO yalnızca bir ortak savunma paktı değil, aynı zamanda İkinci Dünya Savaşı sonrasında şekillenen uluslararası sistemin ve ABD liderliğindeki küresel güç mimarisinin en önemli kurumsal araçlarından biridir” dedi.
Türkiye’nin 18 Şubat 1952’de Yunanistan ile birlikte NATO’ya katılımının dönemin uluslararası koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Akçam, “Türkiye’nin NATO üyeliği diplomatik bir tercihten öte, dönemin uluslararası güç dengelerinin doğal bir sonucu olarak millî güvenlik endişelerini bertaraf etmeye yönelik bir adım olmuştur” ifadelerini kullandı.
Atatürk dönemi dış politikasına vurgu
Konuşmasında Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki dış politika anlayışına da değinen Akçam, uluslararası sistemin yapısının Mustafa Kemal Atatürk’ün çok taraflı, bağımsız, dengeli ve barış odaklı bir dış politika izlemesine imkân sağladığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı yıllarında Türkiye’nin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten Akçam, savaş tehdidi nedeniyle nüfusun önemli bölümünün silah altına alınmasının üretim üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ifade etti. Buna karşın Türkiye’nin savaşa fiilen katılmamasının kamu maliyesi ve dış ticaret açısından bazı avantajlar sağladığını kaydetti.
Sunumunun son bölümünde NATO’nun günümüzdeki konumunu ve geleceğini değerlendiren Akçam, Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve İran eksenli tartışmaların uluslararası sistemdeki dönüşümün önemli göstergeleri olduğunu söyledi. Uluslararası ilişkilerde önemli ve belirleyici olan unsurun zenginlikten önce güvenlik olduğunun bir kez daha görüldüğüne belirten Akçam, NATO’nun gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri olacağını ifade etti. Akçam, Türkiye’nin jeopolitik konumu ve güvenlik ihtiyaçları dikkate alındığında NATO üyeliğinin stratejik önemini koruduğunu söyledi.
Türkiye’nin NATO üyeliğini tartıştılar
İzmir Ekonomi Kulübü tarafından düzenlenen “Ortak Gelecek İçin Ortak Akıl İle Vizyon Arayışları” toplantısında, Türkiye’nin NATO üyeliği, millî güvenliği ve jeopolitik geleceği masaya yatırıldı.
Paylaş: