Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM –İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay hafta içinde AKP’ye geçti. Rozet takma töreninde “AK Parti kimsesizlerin kimsesidir. Bu sözler Türkiye Cumhuriyeti’nin son 25 yılına damgasını vurmuş büyük liderimiz, cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın sözleridir” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Tabii o sözün aslı Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözleridir. Tugay aslında CHP’den ayrılıp Yeni Parti’ye katılmayarak bağımsız kaldığında AKP’ye geçme olasılığı ortaya çıkmıştı. Bana göre Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşüp, sonrasında “Benim görevim bu şehrin belediye hizmetlerinin en iyi şekilde yapılmasını sağlamak. İzmir’in sorunlarını çözemememiz, şehrimize ve insanlarımıza yapılmış en büyük kötülük olacaktır. Ben de bu kötülüğü yapmayacağım İzmir’e” dediğinde artık AKP’ye geçeceği belli oldu. İzmir’de görev yapması öncesine göre farklı nedenlerle zor olacak. Belediye Meclisi’nde çoğunluk Yeni Parti’de. Bütçe, kesin hesabın kabulü, imar, borçlanma, taşınmazlar ile ilgili kararlarda başkan bazı açılardan zorluklarla karşılaşabilir. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel Nefes’ten Deniz Yıldırım’a bu durumu “Meclis’te sorun yok. Bundan sonrasını Cemil Tugay düşünsün” diye özetledi. Özel bu “rozetli geçişlerle” ilgili izlenen yöntemi de “Şimdi suçluyu peşinen belirliyorlar. Ele geçirilecek belediyenin başkanı peşinen suçlu ve ona delil yaratmaya çalışıyorlar. Bütün belediyedeki bütün ihale dosyalarını alıyorlar. Bütün müteahhitleri çağırıyorlar. İhaleye giren müteahhide ‘İhaleyi şöyle aldım dersen malını geri vereceğiz’ diyorlar. İhaleye girmeyen müteahhide ‘Niye girmedin?’ diye soruyorlar. Baskıyla, delilden suçluya değil, hedefe konmuş belediye başkanından delile gitme yöntemiyle bir saldırı altındayız” diye anlattı. Herhalde bu geçişe en çok, kendi durumu görece gölgede kalacağı için Kemal Kılıçdaroğlu memnun olmuştur.
GÖZLEM – Hafta içinde Türk futbolunda da ayrı bir deprem yaşandı. Gözaltına alınan Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu ile dört yönetici tutuklandı. Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun, Gündoğdu’ya başkan seçildikten sonra belli hakemler ile ilgili “Bunları bitir” talimatı verdiği ortaya çıktı. Ardından Hacıosmanoğlu ve Gündoğdu’nun özellikle geçen yıl, pek çok derbiye, eleştirilere rağmen atadığı favori hakemleri Yasin Kol “şike ve teşvik primi” suçlamalarıyla tutuklandı. MASAK, Kol’un 84,1 milyon liralık hesap trafiğini ve birlikte maç yönettiği yan ve yardımcı hakemlerle 40’ı maç başladıktan sonra olmak üzere 47 işlemini tespit etti. Futbolda neler oluyor?
K – Futbolda olan oluyor da bence bu son soruşturmanın ortaya çıkışı esasen futbol ile ilgili değil. Düğmeyi doğru yerden ilikleyelim. Adalet Bakanı Akın Gürlek eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son dönemdeki en gözde yöneticisi. Türkiye’de şu an İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen bu kadar büyük bir soruşturmanın Erdoğan’ın bilgi ve onayı olmadan başlatıldığı düşünülemez. Soruşturmanın istikameti Federasyon Başkanı gibi gözüküyordu. Ancak mesele hakikaten Federasyon Başkanı olsaydı, Erdoğan benzer durumlarda uyguladığı yöntemi uygulayarak, kendisinden “görevden affını talep etmesini” isterdi. Bana göre bu operasyon, bu dönemde, muhalefetin “Yüzyılın soygunu” dediği fon rezaletini gündemden düşürmek, gündemi değiştirmek için başlatıldı.
GÖZLEM – Fon krizinde alınan önlemler yeterli mi? Manipülasyon yapanlardan ve onları denetlemekle yükümlü olanlardan hesap sorulmayacak mı?
K – İktisatçı Sabri Öncü’nün portföy yönetim şirketleri ile ilgili yaptığı çalışmaya göre göre; 7 portföy yönetim şirketi ve 131 fonun tasfiyesine karar verildiği 17 Eylül’de, bu fonlardaki 650 hesaptan 227 milyar 126 milyon 806 bin lira çekildi. Yani hesap başına 350 milyon lira. Bu para fonlara yasak gelmeden çekildi. Bunların kim olduğu borsa kayıtlarında belli. MASAK bunları anında çıkarabilir. Aynı şekilde sadece o gün değil, fonların ve yeni arz edilen şirketlerin aşırı yükseldikleri dönemde kimlerin bu fon ve hisselerden ne kadar kazandıkları belli. Hatta bunlarla ilgili çeşitli listeler hazırlanmış ve bazı kişi ve kurumlar için tedbir kararı alınmıştı. Ancak sonradan bu kararlardan bazıları kaldırıldı. Fatma Betül Sayan Kaya 12 gün sonra ifadeye çağırıldı. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 107. maddesi gereği 163 milyon lira anaparası ve 147 milyon lira bunun faizi hariç; kazandığı 1,860 milyon lirayı TMSF’nin ilgili hesabına gönderdiği açıklandı. 163 milyon liranın 4 aylık faizinin 147 milyon olması halinde yıllık faiz yüzde 360’a geliyor. Bu hesap bir tarafa, SPK 107’nin “Pişmanlık hükmü”ne göre “kişi elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katını Hazine’ye öderse soruşturma başlamadan hakkında ceza verilmez”. Dolayısıyla burada iki katı bir ödeme de yok. O zaman bu hükümden nasıl yararlanıyor? Öte yandan manipülatörlerin dışında fon ve sermaye piyasalarını izlemekle yükümlü başta Sermaye Piyasası Kurulu olmak üzere BDDK, Borsa İstanbul gibi kurumların ve ilgili çalışanlarının da bu denetimi ne ölçüde gerçekleştirdikleri de tespit edilmeli. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı SPK Başkanı hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan soruşturma izni verilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na başvurdu. Ancak Bakan Şimşek, buna henüz izin vermedi ve inceleme ve araştırma yapmak için Bakanlık Teftiş Kurulu’nu görevlendirdi. Bu kişiler CHP’li belediye yöneticileri veya sıradan muhalifler olsalardı şimdiye çoktan tutuklanmış, hapistelerdi. Yeni Partili Ümit Özlale AKP’li iki bakanın da fonlardan büyük para kazandığını iddia etti. Dolayısıyla bu ve benzer örnekler kamuoyunda AKP’lilerin kayırıldığı, sorumluların korunduğu gibi bir algı oluşmasına neden oldu. İktidarın elinde listeler olduğu konuşuluyor. Nefes’ten Nuray Babacan “Fon vurgununda mağdur olanlardan 150 bin kişinin 100 bin lira civarında, 300 bin kişinin ise 1 milyon lira civarında para yatırdığı bilgisi paylaşıldı. 26 kişilik VIP listesinden söz ediliyor” diye yazdı. Ancak bu listeler iktidarla çok bağlantılı olmalı ki açıklanamıyor ve sürecin ilerleyişinde sıkıntılar yaşanıyor. Onun için de herkesi aynı kefeye koyup “1 milyon liraya kadar verelim, büyük kesimi susturalım” anlayışı ortaya çıkmış gözüküyor.
GÖZLEM – Bu düzen bu kadar zaman nasıl fark edilmedi ve bu noktaya geldi?
K – Bunu Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak hafta içinde Cumhuriyet’te İklim Öngel’e çok açık bir şekilde şöyle anlattı: “Bu şirketlerin yöneticileri siyasetten bir çok destek aldılar. Hiçbir organizasyon, hiçbir şaibeli işlem bu kadar uzun süremez, çok önemli kademelerde, önemli destekler olmadan böyle büyük bir dolandırıcılık sistemi kurulamaz... İktidardan hatta yargıdan destek almadan sistem bu denli büyüyemezdi. Hiçbir yönetici normalde bu duruma seyirci kalamaz çünkü yargılanmaktan korkar. Siyasi koruma olmadan bu iş yapılamaz. Hiçbir otorite bunlara göz göre göre müdahale etmemezlik yapamaz. Destek aldıkları çok net.”
GÖZLEM – Hafta içinde yine bir okul saldırısı yaşandı. İstanbul’da Başakşehir Şeyh Kamil İmam Hatip Ortaokulu’na bıçakla giren 15 yaşındaki liseli bir kız, 10-13 yaşlarındaki 8 kız öğrenciyi yaraladı. Bunlardan biri maalesef hayatını kaybetti. Bu öğrencilerin gerçekleştirdiği korkunç saldırılar nasıl durdurulacak?
K – Saldırıyı gerçekleştiren liseli kızın, saldırıyı gerçekleştirdiği okulun formasını giyse de, nasıl farkedilmeden içeri girdiği, güvenlik görevlilerince yakalanana kadar 8 öğrenciyi bıçaklama fırsatını nasıl bulduğu hep çok ciddi güvenlik soruları. Bakan Yusuf Tekin’in de “Çocuklarımıza bu anlamda sahip çıkalım. Yani ilkokul birinci sınıfa giden bir öğrenci, evden babasının silahını alıp okula gidiyorsa.. burada alacağınız güvenlik tedbirleri sorunu çözmez” diyerek sorumluluk önceliğini devletten ailelere attı. Bu, konudan ne kadar bihaber olduğunu gösteriyor ve ailelerin kaygılarının büyümesine neden oluyor. Böyle düşünen bir bakan ile okullarda güvenlik sorunu çözülmez.
Türkiye’nin gündemi: Fon, Tugay, hakem
Türkiye’nin gündemi: Fon, Tugay, hakem
Paylaş: