.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Türkiye ekonomisi büyüyor, tarım sektörü küçülüyor”

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, tarım sektörünün tarihi dip seviyesinde olduğunu belirterek, “Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor ancak tarım sektörü küçülüyor” dedi.
“Türkiye ekonomisi büyüyor, tarım sektörü küçülüyor”
Paylaş:
İTB Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı, İTB Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer yönetiminde gerçekleştirildi.  Toplantının açılış konuşmasını yapan Kestelli, 2025 yılında tarım sektörü yaklaşık yüzde 8,8 oranında küçüldüğünü belirten Kestelli, “Tarım sektörü küçülmekle de kalmadı. Sektörün gayri safi yurt içi hasıladan aldığı pay da tarihin en düşük seviyesine geriledi. Tarımın milli gelirden aldığı pay 1998 yılında yüzde 12,8’di. 2001 krizi sonrası yüzde 8,8’e geriledi. 2002’de yüzde 10,2’yi gördükten sonra adım adım küçülmeye başladı. Bugün itibariyle ise yüzde 5,2 ile tarihi dip seviyesinde. Bu durum bize tarım sektörünün hem iklim koşullarından hem de artan girdi maliyetlerinden ciddi şekilde etkilendiğini; ayrıca ülke ekonomisi büyürken bu büyümeden hak ettiği ölçüde pay alamadığını gösteriyor. Sektördeki küçülme sadece tarımı değil, gıda fiyatlarını, enflasyonu, ithalatı ve kırsal gelirleri de doğrudan etkileyen bir gelişmedir. Unutmayalım ki tarım küçüldüğünde arz azalır, arz azaldığında fiyatlar yükselir. Bu nedenle son yıllarda gıda fiyatlarında yaşanan artışları sadece enflasyonla değil, tarımsal üretimdeki yapısal sorunlarla birlikte değerlendirmemiz gerekir” dedi.

“Tarımı daha dayanıklı hale getirmeliyiz”

Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisi açısından en kritik konulardan birinin tarımda verimlilik artışı olacağını vurgulayan Kestelli, “Daha az suyla üretim, daha az maliyetle üretim, teknoloji kullanımı, dijital tarım uygulamaları ve verimlilik artışı gibi konuların daha fazla gündemimizde olması kaçınılmaz bir gereklilik. Türkiye ekonomisi büyümeye devam ediyor ancak tarım sektörü küçülüyor. Bu durum, tarımın ve gıda arz güvenliğinin önümüzdeki yıllarda çok daha stratejik bir sektör haline geleceğini gösteriyor. Bu nedenle tarımı artık sadece bir üretim sektörü olarak değil, aynı zamanda ekonomik, sosyal ve stratejik bir alan olarak değerlendirmek ve daha dayanıklı hale getirmek zorundayız” ifadelerini kullandı. 

“Organik tarım üreticilerimizin umut ışığıdır”

Organik tarımın iklim değişikliği ile mücadele, sürdürülebilirlik ve gıda güvenliği açısından kritik bir rol oynadığını kaydeden Kestelli, “Dışa bağımlılığı azaltmak, toprak sağlığını korumak ve yüksek katma değerli ürünler üretmek, bu sektörün önemini daha da artırıyor. Teknolojik yenilikler ve sürdürülebilir tarım uygulamaları, yerel üretim sistemlerinin güçlendirilmesi ile birleştiğinde, organik tarımın potansiyeli hızla artıracaktır. Artan tüketici bilinci ve sağlıklı gıda talepleri, organik ürünlere olan ilginin de artarak sürmesini sağlayacaktır. Gelecek dönemde, organik tarımın daha fazla desteklenmesi ve yaygınlaştırılması hepimizin ortak hedefi olmalıdır. Çünkü organik tarım üreticilerimizin umut ışığıdır” diye konuştu. 

“Karabuğday, stratejik bir çözüm”

Ömer Gökhan Tuncer de, hayvancılıkta hassas bir tablo olduğunu belirterek, “450 bin baş sığır ithalatı, 70 bin ton et ithalatı, düşük süt   fiyatları, yükselen yem ve diğer girdi maliyetleri önemli başlıklar. Bu denklem sürdürülebilir değil. Anaç hayvan kesimi devam ederse, yarının üretimini bugünden   kaybedeceğiz. Su kaynaklarının azalması, meraların kuruması   ve hastalık riskleri de eklenince, sektör bir kırılma noktasına gelmiş durumda ama her kriz aynı zamanda bir yön değişim fırsatıdır.  Bu noktada kritik bir öneriyi gündeme getirmek istiyorum; karabuğday. Sadece bir alternatif ürün değil, çok yönlü stratejik bir çözüm. Yüksek protein kalitesi, glütensiz yapısı   ile artan küresel talep hayvancılık için yüzde 40’a varan yan ürün avantajı, kısa üretim süresi ve zorlu koşullara dayanıklılık   en   çok öne   çıkan    özellikler. Bugün kaliteli yem ihtiyacımızın sadece yüzde 35’ini karşılayabiliyoruz.  Bu açık, sadece   bir    sorun değil; doğru ürünlerle   kapatılabilecek    bir yön değişim   iradesi.  Rusya ve Çin’in   domine   ettiği   bu pazarda, Türkiye   neden güçlü   bir oyuncu    olmasın?  İkinci ürün olarak karabuğday ekiminin teşvik edilmesi, üreticiye yönlendirme yapılması ve politika düzeyinde desteklenmesine   dikkat    çekmek istiyorum” dedi.