.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Türkiye’de yatırımlar SOS veriyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Türkiye’de yatırımlar SOS veriyor
Türkiye’de yatırımlar SOS veriyor
Paylaş:
Günümüz ekonomileri, bilgi toplumu ve yeni teknolojilerin getirdiği yeniden yapılanmalar nedeniyle içerik ve işleyişinde önemli değişimler yaşıyor. İçerik ve bileşiminde kısmi değişimler olsa bile bir ekonomi için yeni teknolojilere dayalı yatırımlar ekonominin gelecek için en önemli yapılandırıcı unsurdur. Ne var ki ülkemizde yatırımlar 30-40 yıldır çeşitli açılardan SOS veriyor. En yüksek ve istikrarlı ekonomik kalkınma hızları elde ettiğimiz dönemler, hep planlı kalkınmanın ciddiye alındığı dönemler oldu. Bu dönemlerde iç ve dış tasarruf ve yatırım oranlarının yüzde 21 olması yönünde gayret gösterildi. Ülke tüketim ve ara mallarını üreten bir sanayi yapısından yatırım mallarını üretecek bir yapılanmaya yönelme düzeyine ulaştığında iç istikrarsızlıklar yüzünden sürdürülemedi. Arkasından petrol krizi ve onu izleyen yüksek enflasyonla baş edilemedi ve 90’lı yıllarda ekonomik krizler siyasi krizler kol kola devam etti. IMF destekli Kemal Derviş programı ve hızlı özelleştirme gelirleri ile küresel ortamın uygunluğu, 2008 Krizine kadar ekonomiyi ayakta tuttu. Ne var ki 2007 de Genel Kurmay ve Ordu’ya yönelik komplo davaların başlaması toplumda kutuplaşma yarattı. Bu süreç Parlamenter sistemin, tek adam yönetimi ile ikama edilmesi şeklinde siyasi rejimi değiştirdi. Ekonomik ortamda bozulma ve toplumsal ilişkilerde kutuplaşma giderek daha çok arttı.
Söz konusu süreçte, yatırımlara kaynaklık eden ulusal tasarruf oranları önce yüzde 12 dolaylarına geriledi. TÜİK’e göre gayri safi hane halkı tasarruf oranı 2020 yılında yüzde 10,9 olurken; gayrisafi yatırımların oranı yüzde 10,3 ‘e geriledi. 1990’l yılların kriz dönemlerinde birçok şirket kapandı veya yabancılara satıldığı gibi çok sayıda şirket şansını, o zaman daha avantajlı olan Doğu Avrupa pazarlarında veya Çin pazarında aradı. Son yılarda ise devam eden kronik enflasyonun yol açtığı göreli fiyat artışları, döviz kurundaki hızlı yükselişler ile başta enerji kaynaklı ithal edilmiş enflasyon yanında diğer girdi maliyetlerinin de yükselmesi ülkemiz işletmelerinin, Avrupa gibi yakın pazarlarda var olan fiyat avantajlarının hızla kaybettirdi. Bu nedenle geçmişte uzun yıllar dış ticareti büyük ölçüde omuzlamış olan tekstil sanayi, başta Mısır olmak üzere tüm kuzey Afrika ülkeleri, Pakistan ve Bangladeş gibi ülkelere göç etti. Benzer bir süreç otomotivde ve hatta turizmde yeni arayışları gündeme taşıyor. TOBB’un verilerine göre 2025 yılında, bir önceki yıla göre kapanan şirket sayısı 5,9 oranında artarak 33 bin 270 şirket kapandı.
Ekonomik canlılık için taze kan olan yeni yatırımlar beklerken, 2025 yılı ödemeler dengesi tarihi bir kırılmayı ortaya koydu. 2025 ödemeler dengesinde, bize gelen net doğrudan yatırımlar, bir önceki yıla göre 13,1 milyar dolar olurken,aynı dönemde 9,8 milyar dolar yatırım çıkışı oldu. Net yatırım artışı sadece 3,25 milyar dolarda kaldı. Özetle giden sermayenin oranı yüzde 75 oldu. Bu gerilemenin arka planında tersine dönen gayrimenkul alımları yer alıyor. Zira Türk vatandaşlarının yurt dışından yaptıkları konut alımları 2,68 milyar dolar olurken; yabancıların Türkiye’den konut alımları ise 2,34 milyar dolarda kaldı. Yabancı konut alım satımında da negatife düşmüş durumdayız.
Giderek kötüleşen ekonomik sıkıntının temelinde, mevcut iktidarın, yeni ve yenilikçi bir sanayileşme stratejisi yerine, en verimsiz ekonomik sektör olan yenilikçi bilgi ve entelektüel birikim gerektirmeyen ticaret stratejisini öncelemekten kaynaklanıyor. TÜİK’in 2024 yılı için, 2025 de hazırladığı Avrupa İş İstatistiği bunu ortaya koyuyor. Toplam işyerlerinde Ticaretin işyeri payı yüzde 35,1; istihdamdaki payı sadece yüzde 23,3 ve cirodaki payı ise yüzde 45,8’dir. Hizmetlerin işyerleri payı yüzde 44,4; istihdam payı yüzde 39,2 ve ciro payı sadece 16,9 ‘dur. Sanayi sektörünün girişim pay sadece 12,6; istihdam payı yüzde 27,2 ve Ciro payı yüzde 30,2 dur. Özetle ticaret sektörü düşük istihdamlı fakat karlı; hizmetler sektörü, istihdamda vasatın altında ve ciroda zayıf ve verimsizdir. Sanayi sektörü ise girişim payının 2,2 katı istihdam ve 2,4 katı kadar ciro payı ile en verimli sektördür.  Ayrıca ciro payı oransal olarak en yüksek ve görece en karlı sektör olan ticaretin 2024 yılı üretim değeri sadece 6,76 trilyon olurken; sanayi alt dalı olan imalat sektörünün 2024 yılı üretim değeri 21,9 trilyon olarak 3,2 kat daha fazla üretim değeri yaratmaktadır. Bu veriler ticaret güdümlü ve fakirleştiren bir kalkınma stratejisi yerine, yatırım ve sanayi güdümlü yenilikçi bir gelişme stratejisine dönmenin zorunluluğunu açıklamaktadır.